Mahremsiz Yolculuk Yapılır mı?

İslam'a göre bir kadının mahremi olmadan “yolculuk/sefer” şartlarını taşıyan bir yere tek başına gitmesi câiz midir? Kadın hangi şartlarda yolculuk yapabilir? Kadının yolculuk kuralları nelerdir? İşte cevaplar...

İslâmî bir terim olarak yolculuk, belirli bir mesafeye gitmek olup “orta bir yürüyüşle üç günlük”, yani on sekiz saatlik bir mesafeden ibarettir. Buna “üç merhale” denir. Orta yürüyüş, yaya yürüyüşü veya kafile içindeki deve yürüyüşüdür. Denizlerde ise, yelkenli gemi ile üç gün sürecek bir yolculuğu ifade eder. Bu yolun sadece gidiş mesafesi esas alınır. Yoksa gidiş-dönüş mesafesine bakılmaz. Yolculuk yapan kimse, bu mesafeyi daha süratli vasıtalarla almış olsa da yine yolcu sayılır, namazlarını kısaltır ve yolculuk hükümlerine tâbî olur.

YOLCULUK HALİ NEYE GÖRE BAŞLAR?

Şehrin veya yaşanılan bölgenin yerleşim alanlarından çıktıktan sonra, yolculuk hâli başlamış kabul edilir ve seferîlik mesâfesi sayılan yaklaşık 90 km. aşıldığı müddetçe yolculuk hâli devam etmektedir.

Gidilen yer meselâ 350 km olsa, o yol bitene kadar seferîlik devam eder. Varılan yer, “vatan” sayılan (ikamet yeri) ise, yolculuk ve yolculuk hükümleri biter. Ancak varılan yerde 15 günden az kalınacaksa ve vatan sayılan bir yer değilse, yolculuk hükümleri de devam eder. Gidilen yerde, uzun süreli (15 günü aşan miktarda) bir kalma söz konusu ise, burası “geçici vatan” hükmüne geçer ve ilk günden itibaren yolculuk hâli kalkmış olur. Böyle bir yere giderken ve dönerken, yolcu sayılsak da, orada geçirdiğimiz günler yolcu sayılmayız. (Daha geniş bilgi için bkz: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm İlmihâli, sh: 459-470)

kadın1

MAHREM KİMDİR?

Mahrem ifadesi, nesep, süt veya sıhrî (evlilikle oluşan) hısımlık yüzünden kendisiyle evlenmenin süresiz olarak haram olduğu kimseleri içine alır. Oğul, torun, baba, dede, süt oğul, süt kardeş, damat, kayınpeder gibi…

Kız kardeşin, hala veya teyzenin kocası olmak, geçici evlenme engeli doğurduğundan, eniştelerle hac yolculuğu câiz olmaz.

BİR KADININ YANINDA MAHREMİ OLMADAN HACCA GİTMESİ

İslâm’da emir ve yasaklar, kadın-erkek farkı gözetilmeksizin her iki cins muhatap alınarak konulmuştur. Bu yüzden hac farîzasını bildiren:

“Oraya gitmeye gücü yeten herkese, Allah için Kâbe’yi ziyaret edip hac etmek farzdır.” (Âl-i İmrân, 97) âyeti; büluğa ulaşmış (ergin), akıllı ve zengin bütün mü’min erkek ve kadınları kapsamını alır.

Ancak kadının uzun yolculuğa çıkması bazı sıkıntılar doğurabileceği için burada kadın lehine kolaylık getirilmiştir. Varlıklı olan kadın, yanında kocası veya başka bir mahrem hısmı (akrabası) varsa, kendisine hac farz olur. Aksi durumda şartlarda eksiklik bulunduğu için haccetme zorunluluğu bulunmaz. Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Kadının yanında kocası veya mahremi bulunmadıkça, üç günden fazla bir yolculuğa çıkması helâl olmaz.” (Buhârî, Taksîr, 4; Müslim, Hac, 413; Ebû Dâvud, Menâsik, 2)

“Bir kadın, yanında kocası bulunmadıkça hac yapmasın.” (eş-Şevkânî, en-Neylü’l-Evtar fî Şerhi Mültekal’l-Ahbâr, IV, 491)

Diğer yandan Allâh’ın Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“Bir kadın, yanlarında mahrem birisi bulunmadıkça bir erkekle yalnız kalmasın ve yolculuğa çıkmasın!” buyurunca, bir adam ayağa kalkmış ve:

“-Ey Allâh’ın Rasûlü! Eşim hac için çıktı, ben ise falanca gazveye yazıldım.” deyince, Peygamber Efendimiz:

“-Git ve eşinle birlikte hac yap!” buyurmuştur. (Buhârî, Nikâh, 111; Cihad 140, 181; Müslim, Hac, 424)

ŞAFİİ MEZHEBİNE GÖRE KADININ YOLCULUK YAPMASI

Bu ve benzeri delilleri göz önünde bulunduran Şâfiî mezhebi dâhil bütün âlimlerimiz; kadının “sefer müddeti” yola mahremsiz gidemeyeceği gibi, başka kadınlarla da gidemeyeceği hükmüne varmışlardır. Bunun sadece Şâfiî mezhebinde ve ancak farz olan hac için istisnâsı vardır.

Ancak kadının beraberinde mahremi yokken sefer miktarı yolculuğa çıkamayacağı hükmünün sebebinin/gerekçesinin (illetinin) “emniyet/güvenlik” olduğunu hesaba katan günümüz fıkıhçıları, mahremsiz olarak yola çıkma yasağını sefer miktarı yola değil, emniyetin/yol güvenliğinin olup olmamasına bağlarlar. (Bkz: Prof. Dr. Faruk Beşer, Hanımlara Özel Fetvâlar, Bilge Yayıncılık, İstanbul, 2004, sh: 135)

YOLDA GÜVENLİK NASIL OLMALI?

Şâfiîlere göre, “yol güvenliği olunca” kadın, başka güvenilir kadınlar topluluğu içinde hacca ve başka bir yolculuğa çıkabilir. Yol arkadaşı olarak tek kadın yeterli değildir. Mâlikîlere göre ise kadın, “kendilerine emânet edilen bir kadın veya erkek topluluğu içinde” hac yapabilir. Bu iki mezhep, haccın farz olduğunu bildiren âyetin (Âl-i İmrân, 97) genel mânâsına dayanmışlardır. Hac organizelerinin, otobüs ve uçak yolculuklarının güvenli olması da yolculuk bakımından bu iki mezhebin lehinde durumlardır.

Ancak “yolda güvenlik olması” yanında “hac sırasında veya başka yolculuklarda gidilen beldede kadın için üstesinden gelemeyeceği zorluklar” varsa, bu noktayı da dikkate almak gerekir. Günümüzde tavaf, sa’y, şeytan taşlama, Arafat, Müzdelife ve Mina yolculuklarında yaşanan izdiham, ezilme ve ölüm tehlikeleri kadının yanında bir mahremin bulunmasını gerekli kılmaktadır. (Bkz: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle Âile İlmihâli, 2013, sh: 570)

uçak kalkıyor1

BİR KADININ YANINDA MAHREMİ OLMADAN YOLCULUK YAPMASI

Şâfiî ve Mâlikîler’le diğer fakihler arasındaki bu görüş ayrılığı, bir farzı (haccı) îfa için yapılacak yolculuğa mahsustur. İhtiyârî (mecburî olmayan) yolculuklar ise, icmâ ile buna kıyas edilemez. Yani herhangi bir sebeple bir kadının tek başına yolculuk yapması uygun değildir. Hanefîlere göre kadın, küffar diyarından İslâm ilkesine hicret etmek hâriç, ne maksatla olursa olsun, sefer müddeti bir yola, yanında mahremi olmaksızın gidemez. Hac ve umre dışındaki her türlü “sefer” için bütün âlimler aynı görüştedir. (Bkz: Prof. Dr. Faruk Beşer, a.g.e., sh: 136)

KADININ TEK BAŞINA YOLCULUK YAPMASI CAİZ Mİ?

Ancak günümüzde şehirler arası veya Almanya ya da Fransa gibi bir ülkeden havayolu ile gidip gelmelerde, kadının bir yakını tarafından yolcu edilmesi ve gidilen yerde de karşılanması veya servis araçları ile güvenle varacağı yere ulaştırılması durumlarında Şâfiî ve Mâlikî mezhebinin “yol güvenliği” ilkesinden faydalanılması mümkündür. Çünkü günümüz ekonomik şartlarında kadınların yanında sürekli olarak bir mahreminin bulunarak onu gideceği yere götürmesi ve yeniden geri dönmesi gereksiz ayrıntılara ve büyük masraflara yol açmaktadır. Özellikle ölüm, hastalık, düğün cemiyeti veya öğrencilik gibi özürler, kadının güvenli yollarda ve güvenilir bir firma ile yolculuk yapmasını gerekli kılmaktadır. (Bkz: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle Âile İlmihâli, 1995, sh: 2013)

Özetleyecek olursak; kadının mahremi olmadan “yolculuk/sefer” şartlarını taşıyan bir yere tek başına gitmesi câiz değildir. Bu, büyük bir farz olan ve ömürde bir kere yapılacak hac ibâdeti için bile böyledir. O hâlde, yol güvenliği varsa, bir kâfile hâlinde güvenli bir şekilde gidilip gelinecekse, değişen şartlara göre bunu esneten âlimler olmuştur. Ancak bu durum; bilhassa can ve namus güvenliği bulunmayan şartlarda şehirler arası/ülkeler arası yolculuklara ruhsat teşkil etmez. Hatta böyle bir yolculuğu erkeğin bile tek başına yapması uygun değildir. Bu yüzden kadınların mümkün mertebe mahremi ile “yolculuk”lara çıkması, hem kendi güvenliği ve hem de toplum selâmeti için gereklidir.

Kaynak: Mehtap Bahar Fıkıh, Şebnem Dergisi, Ağustos 2015, 126. Sayı

MAHREMİ OLMADAN BİR KADIN HAC VE UMRE YAPABİLİR Mİ?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.