islam ahlakı

İslam'da Tevazu Sahibi Olmanın Ehemmiyeti

Tevazu, “insanlara karşı alçak gönüllü olma, kibirlenip böbürlenmekten sakınma” anlamına gelen bir ahlâk terimidir.

İslam'da Çocuğun Terbiyesine Verilen Önem

Peygamber Efendimiz’in en mühim vazifesi “terbiye” olduğu gibi, yeni gelen neslin mes’ûliyetini omuzlarında taşıyan anne-babaların en ehemmiyetli vazifeleri de, evlâtlarını nebevî ahlâk üzere yetiştirmeleri olmalıdır. Zira unutulmamalıdır ki, nebevî terbiyeden geçmeden evvel sahâbe-i kirâm, bir câhiliyye insanı idi.

Olgun İmanın Göstergesi Nedir?

Yaratıklar içinde sadece insanlara ait olan ahlâk, İslâm’da dinin ana bölümlerinden biridir. Bizzat sevgili Peygamberimiz “ahlâkî üstünlükleri tamamlamak için gönderildiğini’1 bildirmiştir. Yüce Kitabımız da, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’i «en üstün ahlâka sahip»2 olarak tanıtmıştır.

İslâm Ahlâkının Özeti

Nisa sûresindeki âyet-i kerîme ile insanın kâinattaki temel misyonu ya da İslâm ahlâkının özeti veriliyor diyebiliriz. Çünkü Allah’a kul olmanın gereği budur; burada sayılan sorumlulukları öncelikle yerine getirmektir

Mesnevi'ye Göre Peygamber Ahlakı

İnsanca yaşamanın yegâne şartı din ve ahlâktır. Îmân, hidâyet ve kulluğu yaşayabilmek için Cenâb-ı Hak tarafından beşeriyete takdim edilen zirve, misilsiz yüksek ahlâk numûnesi peygamberlerin îmândan sonra en mühim vazîfeleri, mü’minleri nefsânî vasıflardan kurtarıp ahlâk-ı hamîdeye yükseltmeleridir.

Tevazuda Zirve Haline Geldiler

Ashâb-ı kirâm, İslâm ahlâkıyla yüceldikçe, tevâzûda da erişilmez bir zirve hâline geldiler.

İnfâkın Sosyolojik Faydası

Cömertlik müʼminlerin alâmet-i fârikasıdır. Müʼmin, zengin de olsa, fakir de olsa ganî gönüllü ve fedâkâr insandır. Cenâb-ı Hak, pek çok âyet-i kerîmede infâkı emrederek müʼminleri maldan ve candan fedâkârlığa dâvet etmektedir.

Allah İnsanları Neden Muhtaç Yarattı?

Cenâb-ı Hak, insanları birbirine muhtaç bir hâlde yaratmıştır. Toplumda güçlüler-kuvvetliler olduğu gibi; zayıflar, sakatlar ve muhtaçlar da dâimâ mevcut olacaktır. Kendimize sormalıyız: “Cenâb-ı Hak bu insanları niye muhtaç olarak yarattı?” Cevabıysa mâlum...

Osmanlı’da Misafir Ağırlama Adabı

Osmanlılar, gönüllerini tezyîn eden İslâm ahlâkının zarâfet ve nezâket numûneleriyle dolu bir hayat yaşamışlardır. Dolayısıyla Avrupa’da insanlar âdeta idârecilerinin eli altında esir muâmelesine tâbî tutularak çok ağır şartlarda yaşarken Osmanlılar’da Müslüman olmayan ahâlî bile gâyet huzur ve rahat içinde ömür sürmekteydi.

İnsan Ruhunu Huzura Erdirecek Tek Yol

İnsanın maddî yapısının yanında rûhî tarafı da vardır. Maalesef bugün insanların çoğu, sadece maddî ihtiyaçlarını temin için gayret sarf etmektedir. Hâlbuki insanın bedeni fânî, rûhu ise bâkîdir.