"Müslümanın saadet anlayışı nasıl olmalıdır? Müslüman mutluluğu nerede aramalıdır? Bizlerin saadet kıstası nedir?" gibi soruların cevaplarını metinde bulacaksınız.
İslâm dîni, güzel ahlâktan ibarettir. Ahlâk, dînin temeli olduğu gibi müslümanın da nişanıdır. Sosyal hayatta kılık-kıyafetten davranışa, muâmelâttan ticarete, çekirdek âileden geniş topluma kadar bütün bir alanı kapsayan ahlâkı, İmam Gazâlî Hazretleri şöyle târif eder:
En faziletli Müslümanlar kimlerdir?
Peygamber Efendimiz’e ahlâkı en çok benzeyen sahabi kimdir?
Abdullah Sert Bey, Hz. Ebubekir ile Hz. Ömer (r.a.) arasında yaşanan tartışmanın nasıl tatlıya bağlandığını anlatıyor.
Güzel bir ahlâk olan hayâ, özellikle günaha düşen kullarda, insanlardan özellikle dostlarından uzaklaşma hissiyatı verir. Böyle durumlarda onu yeniden kazanmak için hassas davranmalı, suçunu iki de bir yüzüne vurarak şahsiyetini ezmemelidir. Zira ezilen şahsiyeti yeniden diriltmek kolay değildir.
Cenâb-ı Hak, kendi yolunda yapılan fedâkârlıkların karşılığını kat kat fazlasıyla lutfedecektir.
İ‘lâ-yı kelimetullâh yolunda muhteşem bir cihan devletinin temelini atan cengâverler sultânı[1] Osman Gâzi'nin (1258-1326) hayat hikâyesi.
İslâm ahlâkının esâsını ararsak, onu, Rabb’e aşk ve ihlâs ile yönelişte; bu yönelişin yegâne nişanını da hiç şüphesiz “hizmet”te buluruz.
Peygamber Efendimiz bize Müslümanca yaşamayı öğretti. Otururken, kalkarken, yerken, içerken, konuşurken, gülerken bizi başkalarından ayıran bir hayat tarzından söz etti. Bizi görenlerin “Bu adam Müslüman” diyeceği bir yaşama üslûbuna sahip olmamızı tavsiye etti. İnsanlarla olan ilişkilerimizde Müslümanca davranmamızı istedi. İşte Peygamber Efendimiz'in davranış edepleri...