Dr. Adem Ergül bir testi su hikayesini anlatıyor...
Abdülkâdir Geylânî Hazretleri buyurur: “Sizin dîninizin ortadan kalkmasının dört sebebi vardır: Birincisi: Bildiklerinizle amel etmemenizdir. İkincisi: Bilmediklerinizle amel etmenizdir. Üçüncüsü: Bilmediklerinizi öğrenmeyip câhil kalmanızdır. Dördüncüsü: Diğer insanların, bilmedikleri şeyleri öğrenmelerine engel olmanızdır.”
Âyet-i kerîmedeki “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” ifadesinin mânâsını bazı kimseler; sadece zâhirî ve dünyevî ilimleri bilmekten ibaret zannediyorlar. Hâlbuki Rabbimiz’in emri; hikmeti bilmek, ibret almak, tefekkürde derinleşmek ve ilâhî azamet karşısında ürperen rakik bir kalbe sahip olmaktır.
Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı bünyesinde hizmet veren Suffe Meclisi İslami İlimler Merkezi, İslami ilimler eğitimi almak isteyen örgün ilahiyat erkek öğrencilerine yönelik yeni dönem eğitimleri için 14 Eylül 2018 Cuma gününe kadar kayıt alıyor.
İnsanlık tarihinin ilim ve hikmet açısından en önemli dönemi olan İslam medeniyetini inşa eden Müslümanların ilme bakışını şekillendiren en önemli kaynak şüphesiz Kur’an-ı Kerim’in ayetleri ve Hz. Peygamber’in hadis-i şerifleridir. Bu bağlamda oluşan ve gelişen bilgi mefkûresinde Müslümanlar, öncelikle ilmin bizatihi kendisini muhterem kabul ederek kısa sürede din, matematik, tıp, felsefe, fizik, kimya, astronomi gibi ilmin bütün dallarında büyük bir müktesebat oluşturmuşlar. Peki bugün ne durumdayız? Medeniyetimizin kayıp iki anahtarı ilim ve tefekkür...
Hasta olan annesinin yanında kalıp arkadaşlarıyla ilim tahsiline gitmekten vazgeçen Hakim Tirmizi hazretlerinin anne duası alarak ilim yolcusu olma hikayesi, bize anne rızâsını almanın önemini anlatıyor.
Kur’ân-ı Kerîm “takvâ” üzere bulunan, yani Allâhʼın muhabbet ve rızâsından mahrum kalma endişesiyle titreyen hassas bir gönle hidâyet, şifâ ve rahmet menbaıdır.
Sanal âlemi tasavvufi terbiyede kullanabilir miyiz? Sanal sohbet ortamları hazırlayıp acaba orada manevi bir ortam oluşturabilir miyiz? Zira günümüzde insanlar pek çok işini sanal âlemde yapmaktadır. Peki bu mümkün mü?
İslâm; ilim, irfan, ahlâk ve fazilet medeniyetidir. İslâm’dan önceki döneme “câhiliye dönemi” denilmesi tesâdüfî değildir. İslâm, insanı mânen yücelten, olgunlaştıran, kemâle erdiren ve iç dünyasında derinleştiren ilâhî bir dindir. Bu dinin temsilcisi ve mensubu olan mü’minlerin de İslâm’ın boyasıyla boyanması; ilim, irfan ehli ve güzel ahlâk sahibi kimseler olması şarttır.
Daha küçük yaşlardan itibaren titiz bir eğitimden geçen Fatih Sultan Mehmet, gönül eğitimini Akşemseddîn -kuddise sirruh- Hazretleri’nin mânevî terbiyesinde ikmâl etmiştir. Bu terbiyenin başlayışı şöyle olmuştur: