Takvâ hayatı yaşamak demek; Cenâb-ı Hakk’a dost olabilmek, cenneti kazanabilmek, cennetin güzelliklerinden, derinliklerinden, ilâhî ikramdan anlayabilecek bir kalbe dünyada sahip olabilmek demektir.
İlim, Âdem aleyhisselâmın meleklere üstünlüğünün kendisiyle ispat edildiği yüce bir nimettir. Meclislerinin en yüksek rütbesi ilimdir.
“Bereket, büyüklerle beraberliktedir” denilmiştir. İnsan, fıtıratı gereği her şeyi bilemez. Hayat, tek başına yaşanabilecek kadar kolay değildir. Yüce Yaratıcı varlığı birbirine muhtaç yaratmıştır.
Tarih boyunca zaman zaman zahirî ilim erbâbı ile gönül terbiyecileri olan irfân ehli arasında bazı konularda anlaşmazlıklar ortaya çıkmıştır. Ancak tasavvufî terbiyede kemâl noktasına ermiş gerçek ârifler ile ilmin hakikatine vâkıf olmuş hakiki âlimler arasında bir çekişme olmamıştır. Çekişme ve didişmeler çoğu kez kendini âlim zanneden câhillerle, kendini sûfî zanneden kaba softalar arasında olmuştur.
İlim talebi ibâdettir. İlmin müzâkeresi tesbihtir. İlimden bahsetmek cihâttır. Ve bilmeyene öğretmek sadakadır. Ve ehline bezletmesi kurbettir. İlim, helâl ve haramın nişancısı ve ehl-i cennet yolunun delilidir. İlim vahşette enîstir ve gurbette musâhib, yoldaştır. Gam ve surûrda delildir. İlim düşman üzerine silâhtır. Ve dostlar yanında zînettir.
Cenâb-ı Hak, âyet-i kerîmelerde yedi kat semâdan bahsetmektedir. İnsan fikren, bu yedi kat içerisinde bir miktar dolaşmaya başladığında, âdetâ akıl tutulması yaşamaktadır. Allâh’ın sonsuzluğunu idrake, az da olsa yaklaşmaktadır.
Alâüddîn Attâr Hazretlerinin hikmetli sözlerinden bazılarını sizler için derledik.
Diploma, icâzet ve kariyer gibi bazı çağdaş put adayları vardır ki, bugün niceleri bunların putperesti durumuna düşmektedir. Hâlbuki aslolan, insanın kendini ve Rabbini doğru tanıması (ma’rifetü’n-nefs ve mârifetullah) ve yaratılış maksadına uygun bir hayat kalitesi yakalayabilmesidir.
Yüzakı Dergisi, 151. sayısında "tahsil" konusunu işliyor.
Seyyid Emîr Külâl Hazretleri vefât ettiği hastalığında talebelerine şu vasiyette bulunmuştur.