Gönül almaya gitti, hatır kırıp döndü! Hazret-i Mevlânâ’nın 'Sağır Komşu' kıssası üzerinden, usulsüz yapılan ibadet ve ziyaretlerin nasıl bir yıkıma dönüştüğünü okuyun.
Günümüzde Mevlânâ’nın Batı’da ve Amerika’da ilgi odağı olduğu mâlum. Batılılar Rûmî unvânıyla andıkları Mevlânâ’yı İslâm’dan ayrı bir sûfî şâir olarak görmektedirler. Doğrusu nedir? O, Kur’an’dan uzak bir sûfî midir? Onun sıkça tekrarlanan: “Ne olursan gel..!” rubâîsi bu çerçevede ne anlam ifâde etmektedir?
Hazret-i Mevlânâ hangi hallerde dönmeye başlardı? Hazret-i Mevlânâ'nın muhabbetle dönüşünün hakikati ne idi? Günümüzde semâ nasıl idrak edilip, işleniyor? Semanın anlamı ve özü...
Hz. Mevlânâ'dan rahibin iman etmesine vesile olan hikmetli nasihat...
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hazretleri'nin Belh’ten hicret edip Konya’ya yerleştikten sonra yaşadığı hadiseler ve ilimden, irfana yolculuğu...
Mevlânâ Hazretleri ne güzel ifâde eder: “İster yavaş gitsin, ister acele edip koşsun, arayan elbette aradığını bulur. Ey Hak yoluna düşen kişi, isteğine iki elinle sarıl! Çünkü istek, iyi bir kılavuzdur.
Yaptığımız işleri hangi niyet ile yapmalıyız? Amellerimiz hangi doğrultuda? Yaptığımız ameller Hak yolunda mı?
Hazret-i Mevlânâ -kuddise sirruh-, insanın gençlik, zindelik ve dinçlik mevsimleri ile, ardındaki sürprizler cümbüşünü ve gel-geç mâcerâlarını şu misâllerle anlatır...
Mevlânâ Hazretleri, önceki devresinde sırf bir fakih idi, hukukçu idi, müderris idi. Çok talebeleri vardı. Varlıklı ve mülk sahibi bir insandı. Nasıl bir hal oldu ki bir Mevlana'dan başka bir Mevlana doğdu?
Mesnevî’nin ilk onsekiz beyti, Mevlânâ’daki fikrî incelik, maharet ve mânâ enginliğini gösteren sırlar deryâsıdır. Onun için Mesnevî’nin bu giriş bölümü, beyit-beyit, kelime-kelime, hatta harf-harf açıklanmış ve nice zengin şerhler yapılmıştır.