Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, nübüvvet gelmeden altı ay evvel sâlih ve sâdık rüyalar görmeye başlamıştı. Rüyâsında gördüğü her şey sabah aydınlığı gibi aynen çıkardı. Bu sebeple Allah Rasûlü’nün “rüyamda gördüm” diye anlattıkları ile ona melek vâsıtasıyla veya diğer yollarla bildirilenler arasında, kesinlik ve gerçeklik bakımından hiçbir fark yoktur.
Dostluğun, Allahʼtaki kaynağına ulaşan Şâh-ı Nakşibend, Geylânî, Mevlânâ, Yûnus ve Hüdâyî misâli Hak dostları, ebediyyen bütün insanlığın dostu oldular. Sevdiler, sevildiler. Dünya hayatlarından sonra da dostluk ve muhabbette ebedîleştiler, fânî gök kubbede hoş bir sadâ bıraktılar. Tarihteki büyük zâlimlerden Firavun, Nemrut, Ebrehe, Hülâgu ve günümüze kadar gelen bütün benzerleri ise, insanlığın düşmanı ve yüz karası oldular. Hiç sevilmedikleri gibi, hatırlarda zulüm sembolü olarak kaldılar. Saltanatları da hüsranla son buldu.
Hazret-i Mevlânâ, anlattığı hikâyelerle insanın iç dünyasına ışık tutar. Bu hikâyede de bizler için birçok sır ve hikmet gizlidir.
Mevlânâ Hazretleri nasıl vefat etti? Mevlânâ Hazretlerinin vefatından sonra defin işlemlerinde neler yaşandı? Sultan Veled babası Mevlânâ Hazretlerinin vefatını ve defin işlemlerini anlatıyor...
Hz. Mevlana Mesnevi'sinde geçen bir beyitinde "o kişiden de bîzârım, o sözden de...” diyerek şikayetçi ve küskün olduğunu söylüyor. Peki ama kim bunlar?
İmam Rabbani’ye göre tasavvuf, zahiri ilimler olmadan olmaz. Maneviyatın neşri ise satırlardan değil sadırlardan yani kalplerden kalbe olacaktır. Bu sebeple tasavvufi kitapları okumaktan çok onları yaşayan insanların beraberlikleri salike fayda verecektir.
Üç kelimede Hz. Mevlânâ'yı nasıl tanıyabiliriz? Hazret-i Mevlânâ mavevi hayatını 3 kelimede anlatıyor...
İhlâs ve samimiyet, fiiliyat ve icraat ile görünmelidir. Sahte sözler ve samimiyetsiz gözyaşlarıyla değil. Yoksa sahte sözler ve samimiyetsiz gözyaşları hiçbir anlam ifade etmez.
Gafil insan, kendi iç dünyasındaki korkunç ahvalden habersizdir. Tezkiye edilmemiş nefs ve tasfiye edilmemiş kalp, çok zehirli hastalıklar ihtivâ eder. Âdetâ içimizdeki bir kanser gibidir. Bu hâliyle mülevves nefs ve hastalıklı kalp, insanın asıl mücadele ve mücâhede etmesi gereken düşmanıdır.
Hak dostlarının tercümanı olan Hazret-i Mevlânâ, Mesnevî’sinde insanın iç âlemine dair çok kıymetli ahlâkî ve tasavvufî tahlillerde bulunmuştur. Bunları ise hikâye ve kıssalarla müşahhas hâle getirmiştir.