Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Osman Kaya,kanserin, Türkiye ve dünyada kalp damar hastalıklarından sonra ikinci sıklıkta görülen ölüm nedeni olduğunu belirterek, ülkede, en son istatistiklere göre yılda 174 bin yeni kanser tanısı konulduğunu söyledi.
İstanbul'da 30 yıldır yüzde 100 engelli olarak yaşamını sürdüren Fatih Cengiz, Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde bu yıl 24'üncüsü düzenlenen Engelliler Şenliği'ne 20 yıldır annesiyle katılıyor.
Ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Hatay'ın Reyhanlı ilçesine sığınan, doğuştan kemik erimesi hastası Suriyeli kardeşlerin boyları 60 santim ve ağırlıkları 20 kilogram.
Kalbin, Allâh’tan başka hiçbir şeye “aşk” sayılacak bir derecede muhabbet beslemesi, aslında gerçek bir mümin olmak için uygun görülmez. Bu fânî aşklar, ilâhî aşka bir istasyon olduğu takdirde hoş görülür.
Câhiliye devrindeyken en ufak bir musîbet karşısında saçını başını yolarak ve üstünü başını yırtarak günlerce dövünen kadınlar, Allâh’a olan kuvvetli îmanları sâyesinde, muhteşem bir vakar âbidesi hâline gelmişlerdi.
Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “Muhabbet, bulanık suları berraklaştırır. Gerçek muhabbet, ölü kalbleri diriltir; pâdişâhları bile kul-köle eyler!..” (c.2, 1530-1531) diyor. Mevlânâ’nın muhabbet için, “Bulanık suları berraklaştırır.” buyurması, aşk ve muhabbetin, insan hayatındaki feyizli neticelerine işarettir.
Aşk, çırpınışla başlar. Hayat okyanusunu aşıp vuslata erebilmek, hep bu aşk ve vecd çırpınışlarının feyizli ve bereketli zemininde gerçekleşir. Ve arayışlar, böyle bir çırpınış hâline dönüştüğü ân, arananın bulunacağı ândır. İşte Hazreti Mevlânâ'nın anlattığı insan-ı kâmil arayışı...
Marmara Depremi'nde yıkılan evinin enkazından 3 gün sonra kurtarılan ancak ayaklarını kaybeden Ufuk Koçak, yaşadıkları acıların ardından kazandığı başarılarını konferanslarda anlatarak, insanların hayata daha iyi tutunmalarını hedefliyor.
Evladın anne ve babası için yapması gereken adap ve edep kuralları vardır. İşte anne-babaya hizmet etmenin 15 adabı...
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) insanlığa getirdiği ilâhî ahlâk ile câhiliye toplumunu, çok kısa bir sürede insanlık tarihinin hâlâ gıpta ettiği “sahâbe” hüviyetine getirdi. Bu yüzden asr-ı saadet insanı onun en büyük mucizesiydi.