Hak Dostlarından Hikmetler 1

İmâm-ı Âzam'ın Müthiş İrfan Dersi

Söz de lâzımdır öz de; ruh da gereklidir, şekil de… Mühim olan, bunların birine takılıp diğerine bîgâne kalmamak…

Tasavvuf Ehlinin Halleri

Dînin yalnızca zâhirî kısmına takılıp bâtın yönünü ihmâl edenler, onun özünü kavrayamaz, maksadını anlayamaz, ana gâyesini gözden kaçırmış olurlar. Bu şekilde, dîni sırf gâfil bir “okuyucu” gözlüğüyle seyredenler, onun beden ve kalp âhengi içinde yaşanmasıyla elde edilebilen “hâl ve ruh” cihetinden mahrum kalırlar.

İki Âdil Şâhit

Sıra dışı­ hâl­le­rin ke­râ­met­ten far­kı­nı an­la­ya­bil­mek, ilim işi­dir.

Zaaf ve İhtiraslardan Kurtulmanın Yolu

Bir insan, küfürde Firavun derecesinde şiddetli olsa bile, son nefesinden önce hidâyete nâil olarak bütün günahlarından arınma imkân ve ihtimâli vardır.

Kendini Bil, Haddini Bil!

İnsanlara ve hattâ bütün mahlûkâta bakışta bu mahviyet hâlini kazanabilmek, kulun Rabbine karşı sahip olması gereken kulluk edebini takviye eder. Zira kulun ilâhî kudret ve azamet karşısındaki hiçlik ve yokluğunu kavraması, kulluk edebinin başıdır.

Şarap İçen Gencin İbretlik Hikâyesi

Kendimizde bulunduğunu düşündüğümüz fazîletlerin belki de daha üstünü, küçük gördüğümüz nice kimsede mevcut olabilir. Bu sebeple Allâh’ın kullarını hor görmek, hakîkatte kendimizi küçülten yanlış bir davranıştır.

Kulun Rabb'iyle Arasındaki En Büyük Engel

Hakkʼın dergâh-ı izzetine yol bulabilmek için, evvelâ mânevî terbiye ile nefsin hevâ ve hevesini bertaraf etmek zarurîdir.

Gönül Ehlinin Yolu

Hakkʼa en güzel kullukta bulunan âbidler, Oʼna lâyıkıyla ibadet edebilmekten âciz olduklarını anlamış olanlardır.

Nefs Engelini Aşmanın Yolu

Müʼmin, öncelikle nefsinin hile, tuzak ve tehlikelerini bilmeli ki ona gerekli tedbirlerle, yani takvâ ve amel-i sâlihlerle mukâvemet edebilsin.

Allah Dostlarını Zirveleştiren Sır

Büyük Allah dostu Nakşibend Hazretleri, öyle bir tevâzû ve mahviyet içinde yaşamıştı ki, mânâ fezâsındaki ulvî mevkiine rağmen, kendisini dâimâ kapı eşiğinde görmüştü. Allah Teâlâ da onu bu tevâzuuna mukâbil yüceltmiş, insanlara sevdirmiş ve katında ulvî bir makam olan, irşad ve terbiye vazifesine lâyık kılmıştı.