Kur’ân-ı Kerîm’de üzerinde en çok durulan hususlardan biri olan sabır, değişen acı-tatlı şartlar karşısında kalbî muvâzeneyi bozmamak, kulluk dengesini ve gayretini muhafaza etmektir.
Namaz; dînin direği, mü’minin mîrâcıdır. Vazgeçilmez bir kulluk vazifesidir. Düşmanla muhârebe esnâsında dahî terk edilemez.
İnsanın gerçek yüzü, zorluklarla denendiği, nefsinin damarına basıldığı zaman ortaya çıkar. Bunun ölçüsü de insan ilişkileridir.
Gizli şirk olan riyâ, en makbûl amelleri bile boşa çıkarıp sahibini ilâhî gazaba dûçâr eder. Bu sebeple müʼmin, ibadet ve tâatlerinde aldanışa düşmeden Âhiret hazırlığı yapmalıdır.
Îman esaslarından biri de, hayır ve şerrin Allah Teâlâʼdan olduğuna inanmaktır. Cenâb-ı Hak ile kalbî irtibâtı sağlam olanlar, başlarına gelen müsbet-menfî her şeyin, aslında ilâhî bir imtihan tecellîsi olduğunu bilirler.