Edep ne demek? Kısaca anlamı nedir? Kuran'da geçiyor mu?
Bağdaş kurarak oturması, Peygamber Efendimiz’in en hoşlandığı ve çokça yaptığı oturuş biçimlerinden biriydi. Çünkü bu oturuş hem insanı rahat ettiren hem de avret mahallinin açılıp saçılmasını engellediği için, edep ve terbiye kaidelerine uygun düşen bir oturuş tarzıdır.
İslâm’da “sedd-i zerâyî” denilen bir mefhum vardır. Yani harama giden veya götüren yolları tıkamak/kapatmak... Bunu yapmak ferdin elindedir. Fertler bu hassasiyeti taşıyıp uyguladıkça, önce kendilerinin, sonra toplumun harama meyli azalacaktır.
Peygamber Efendimiz, ashâb-ı kirâma her türlü güzel edebi tâlim buyurmuştur. Dolayısıyla dînimizin, insan hayâtının her alanıyla alâkalı usûlleri ve edeb kâideleri mevcuttur. Bunların bâzısı farz, bâzısı sünnet, bâzısı da mübahtır. Hepsi de insanlık haysiyetini korumak, böylece dünyâ ve âhiret saâdetini temin etmek için tâyin ve tespit edilmiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), yürürken gerekmedikçe etrafına bakınmaz, umûmiyetle ayaklarının ucuna bakarak, sanki yokuştan iniyormuş gibi serî ve vakarlı yürürlerdi.
Bugün İslâm toplumları olarak en acı kaybımız, herhalde insaniyetimiz, değerlerimiz, edebimiz, kalitemiz ve nihâyet medeniyetimizdir. Müslümanlar olarak İslâm’ın izzetini kuşanamadığımızı itiraf etmek durumundayız.
İbâdetlerimizin seviyesini ve kalbimizin seviyesini gösteren en müşahhas delil ve en bâriz ölçü, «hüsn-i hulk»tur.
Gece ve gündüz, bir an bile, Rabbinle başbaşa kalmak ve Ona yalvarışlarında duyacağın mânevî zevki almaktan geri kalmayasın.
Çocuklarını terbiye eden anne babaların en başta kendilerinin örneklik teşkil ettiğini unutmamaları gerekir. Bu anlamda anne ve babalar nasıl bir örneklik göstermelidir.
Evine hırsız girince affedip âli cenap tavır takınarak insan kazanan Ahmed er-Rıfâi Hazretlerinin yaşadığı çarpıcı örnek hikâye...