Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- münafıklarla arasındaki perdeyi hiç yırtmamıştı. İşin en mühim tarafı da burada işte… Neden Peygamber Efendimiz, münâfıkları öldürmemiş, isim isim açıklayıp onları îlân etmemişti? Aradaki perdeyi yırtsa, acaba neler olurdu?
Yüzakı Dergisi bu ayki sayısında kapakta "Zafer=Îman ve Fedâkârlık!" diyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın bazı Müslüman ülke vatandaşlarının ABD'ye alınmaması yönündeki kararnameyi imzalamasının ardından tartışma yaratacak bir olay yaşandı. ABD vatandaşı olan İran kökenli 5 yaşındaki bir çocuk havalimanında 5 saat boyunca elleri kelepçeli bir halde tutuldu. Trump'ın sözcüsü skandal olayı savundu ve "Yaş ve cinsiyetinden dolayı birinin ABD'ye tehdit oluşturmayacağını varsaymak yanıltıcı ve yanlış" dedi.
Kur'ân-ı Kerim'e göre hasedin tedavi şekli "Yusuf kıssası"nda anlatılarak, Hazret-i Yusuf'un kardeşlerine gösterdiği tavrı hasedi yenmek için örnek olarak verilir.
Peygamber Efendimizin öz amcası olmasına rağmen iman etmeyip kendisine kin, düşmanlık ve saldırıları ile karşılık veren Ebû Leheb’in Tebbet Sûresi’nde muhatap edilişi anlatılıyor.
Asr-ı saadet döneminde sahabeler Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) el-emîn ve es-sâdık sıfatlarından nasîb almışlardı. Müslümanların bu güzel ahlâkına düşmanları bile gıpta ile bakıyor ve îtimâd ediyorlardı.
“Allah yolunda nöbet beklemekte vesâir din ve vatan hizmetlerinde uyumayan göze cehennem haram kılınmıştır.” (Nesâî)
Bir kimsenin imanını, dolayısıyla da ahiretini kurtarmak en büyük başarı ve kazançtır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) Hayber Savaşı esnasında Hz. Ali’ye: “Allah’a yemin ederim ki; senin vasıtanla bir kişinin hidayete ermesi senin için kızıl develere sahip olmandan daha hayırlıdır” buyurmuştur. (Buhari, Cihad, Hadis no: 2942) Başka bir rivayette “dünya ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır” denmiştir.
Dostlarını hakkıyla sevememekten, düşmanlarına cesurca hakkı söyleyememekten, muhabbetini, hasretini kaybetmekten ve son nefesimizi iman ile verememekten korkar, Sana sığınırız. Dertten ziyâde dertteki dermânı görememekten, kul olup ölememekten korkar, Sana sığınırız!
Çanakkale Savaşı'nda şâhid olanların imzalarıyla İngiliz kaynaklarında da yer alan bu hâdise, düşman birlikleri arasında dehşet uyandırdı.