asr-ı saadet toplumu

Ashabın Yapmakta Can Attığı İbadet

Ashâb-ı kirâm hac ve umreye çok ehemmiyet verir, Kâbe’yi tavâf edebilmek için can atar ve bu ulvî ibadetleri hiç terk etmezlerdi. O mübârek beldelerin rûhânî havasını doya doya teneffüs eder, Harameyn’e nüzûl eden mânevî gıdâlarla ruhlarını doyururlardı.

Allah'ı (cc) Bulan Neyi Kaybetti?

Günümüz insanı, büyük bir mânevî boşluk ve rûhî tatminsizlik içerisinde yaşadığından, pek çok psikolojik hastalıklarla karşı karşıya kalmaktadır. Nitekim günümüzde en çok revaçta olan klinikler de bu saha ile ilgili olanlardır.

Asr-ı Saadette Cemaatleşme

Asr-ı Saâdet toplumunun en mühim husûsiyeti, akraba ve kabile asabiyetinin kaldırılıp yerine din kardeşliği şuurunun ikâme edilmesi ve toplumda muazzam bir birlik ve beraberlik hâlinin yaşanmasıdır. Bu beraberlik hâlinin günlük hayattaki en bâriz tezâhürü ise cemaatle kılınan namazlardır.

Namaz Gözlerinin Nuruydu

Asr-ı Saâdet mü’minleri, namazlarını edâ ederken “Cenâb-ı Hak ile vuslat” heyecanı yaşarlardı. Namazlarını, dünyaya vedâ etmek üzere olan kişinin son namazıymış gibi büyük bir hasret ve huşû ile îfâ ederlerdi.[1] 

Îmanları İçin Hicret ve Cihâd Ettiler

Ashâb-ı kirâm, dinlerini muhafaza edebilmek ve Mekke müşriklerinin zulmünden kurtulmak için vatanlarını, evlâtlarını ve mallarını terk ederek uzak diyarlara hicret ettiler. 

İmanları Uğruna Canlarını Vermekten Çekinmediler

Câhiliye devrindeyken en ufak bir musîbet karşısında saçını başını yolarak ve üstünü başını yırtarak günlerce dövünen kadınlar, Allâh’a olan kuvvetli îmanları sâyesinde, muhteşem bir vakar âbidesi hâline gelmişlerdi.

Bütün İnsanlık Onlara Hayran Oldu

Kur’ân’ın kısa bir sürede ortaya çıkardığı Asr-ı Saâdet bambaşka bir devir idi. Bütün dünya, o asrın güzîde toplumunu hayranlık içinde seyretti, bugün de hâlâ hayranlığını izhâr etmektedir.

Sahâbeyi Kur’ân'a Yönlendiren Faktörler Nelerdi?

Sahabeyi Kur'ân-ı Kerim'e yönlendiren faktörler...

'islâm Ahlâkı' Nazarî Değil Tatbîkîdir

İslâm, getirdiği ahlâkî pren­siplerin en iyi ve en güvenilir şekilde hayata intikâlini sağla­mak ister. Yalnız “bilinen” değil, aynı za­manda “yaşanan” bir ahlâk oluşturmayı hedefler.

'akıl ve Kalp Ahengi' İle Kemale Erdiler

Asr-ı Saadet devrinde mü’mini kemâle erdiren akıl ve kalp fonksiyonları, büyük bir âhenk içinde ve müştereken kullanıldı. Mü’minde heyecan ve aşk unsuru canlı tutularak tefekkür derinleşti.