Uçurum kenarında atılan yanlış bir adımın kişiyi helâke sürüklemesi gibi, Cenâb-ı Hakkʼa kulluğumuzda da ilâhî gazaba sebep olabilecek en ufak bir yanlış hâl ve tavırdan titizlikle sakınmamız gerekir.
Müslüman, işimi nasıl çabuk bitirsem de başıboş kalsam diye bakmaz. Zaten bu onu rahatsız eder. Bedeni dursa da ruhu duramaz, yerinde kıpır kıpırdır. Müslüman ibadetten ibadete, çalışmaktan çalışmaya koşar.
Allah yolunda olanların yaşadığı yerler, vefatlarından sonra bile tesir ediyor. Özbekistan’da meselâ, Buhara’da hâlâ o mânevî iklim hissediliyor. Halk ciddi, en ufak hafif hareket yok. Ruslara bile tesir etmiş.
Allah yolunda nöbet tutmanın faziletleri nelerdir? Hadislerle nöbet tutmanın faziletleri...
Hem cismani, hem de ruhani bir varlık olan insan için dünya hayatı oldukça kısadır. Dolayısıyla, bu kısa dünya hayatında vakit çok büyük önem arz eder. Peki Ahirette zaman nasıl olacak? Cennet ve Cehennemde zaman nasıl geçecek?
Peygamber Efendimiz, infak edilen yani iyilik olsun diye insanlara verilen ve dağıtılan hiçbir şeyin bitip tükenmediğini, kayıp olmadığını, tam aksine veren kişi adına kaydedildiğini bildirmekte, infak edilmeyen malın aslında elden çıkmış sayılması gerektiğini veciz bir ifade ile ortaya koyuyor.
Helal ve harama dikkat, bizlere emanet edilen malın temizliği ve ahirette hesabının verilebilmesi açısından en zaruri bir mecburiyettir.
İmam Rabbani’ye göre tasavvuf, zahiri ilimler olmadan olmaz. Maneviyatın neşri ise satırlardan değil sadırlardan yani kalplerden kalbe olacaktır. Bu sebeple tasavvufi kitapları okumaktan çok onları yaşayan insanların beraberlikleri salike fayda verecektir.
Allah dostları rakik gönüllü, ince ruhlu, engin merhamet sahibi ufuk insanlardır. Hal ve hareketlerimizle hiçbir insanın kalbinin incinmesini istemezler. Hiçbir kardeşin karşısındaki şahsı töhmet altında bırakmasına gönülleri razı gelmez. Kötü zanda bulunulmasına sebeb teşkil edecek davranışlara asla müsâmaha etmezler. Karşımızdaki insanları günaha sokacak hareketlerde bulunmayı hiç arzu etmezler.
Tasavvufta güçlü mümin olma sanatı; nefis tezkiyesi ile insanın fıtratındaki kibir, bencillik, korkaklık, tembellik gibi zafiyetleri temizlemesi, tevazu, cömertlik, cesaret ve fedakârlık gibi insanı güçlü kılan özellikleri kazanmasıdır.