İslam’ın temel emirlerden birisi Müslümanların birbirlerini kardeş olarak görmeleri ve bunun gereğini yapmalarıdır. “Mü’minler ancak kardeştirler.” [1]Yani Mü’minler kardeşten başka bir şey değildir dolayısıyla birbirlerine kardeşçe muamele etmeleri gerekmektedir.
Mümin bir fert, mümin bir cemaat, mümin bir kabile ve mümin bir kavim olduğumuzu söyleye söyleye, bu ilâhî emir karşısında durduğumuz saf, müminlerin safı mıdır? Yoksa kâfirlerin, münafıkların ve yoldan çıkmış ehl-i kitabın safı mıdır?
İlâhî sır ve hikmetlerden nasîb alabilmek, nefsânî arzulardan sıyrılıp “hiçlik” hâline varabildikten sonra başlar. Bunun içindir ki tasavvufun gâyesi de; ilâhî kudret, azamet ve saltanat karşısında, kulun kendi âcizliğini idrâk ederek Rabbine tam bir teslîmiyetle itaat etmesidir.
Sanal âlemi tasavvufi terbiyede kullanabilir miyiz? Sanal sohbet ortamları hazırlayıp acaba orada manevi bir ortam oluşturabilir miyiz? Zira günümüzde insanlar pek çok işini sanal âlemde yapmaktadır. Peki bu mümkün mü?
Hazret-i Ebû Bekir (r.a.)'ın en büyük kerâmeti; en çetin imtihanlar karşısında bile sarsılmayan îmânı ve Rasûlullah (s.a.) Efendimiz’e olan eşsiz muhabbet, sadâkat, teslîmiyet ve itaatidir.
Kendisinde şu üç haslet bulunan kimse imânın lezzetini tadar. İmanın lezzetini tadan üç kimseyi haberimizden okuyabilirsiniz.
Hangi duygular insanın kalbini bozar? Bu duygular neden kaynaklanır? İşte kalbimizi çürüten, manevi yönümüzü bozan nefsani özellikler...
Sekînet sözlükte “vakar, huzur ve emniyet” diye tarif edilirken ‘peygamberlerle Allah’ın velî kullarının kalplerine iner’ diye not düşülmüş. Herhalde bu bir sınırlama değil, değerini bildirmedir. Çünkü onların izinden yürümeye ve hâlleriyle hâllenmeye, hiç bir zaman olmadığı kadar ihtiyacımız var.
Bütün iş, en iyi düstur, herkesin dikkat edeceği, Cenâb-ı Hakk’tan ihlâs taleb etmek. Bir mecliste ihlâs var mı, orada herşey var. İhlâs yok mu, istediği kadar kitaplar okunsun, tefsirler vesaire vesaire... yine noksanlıktır.
Kur’an-ı Kerim, Rabbimizin hangi isminden, hangi vasfından bahsetmez ki? İşte Kur'ân'da marifetullah sırrı...