Allah ile bağı kopmuş, O’na karşı bir sorumluluk hissi taşımayan kimselerde insânî öz zamanla çürüyecektir. Kur’ân-ı Kerim insânî özün çürümeye başlamasını kalpte bir hastalığın oluşması olarak takdim eder. Bu hastalık da derece derecedir.
İyinin ve kötünün mücadelesi, güzel ve çirkin takdirleri, faydalı ve zararlı arasındaki salınımlardan hayat enerjisi ortaya çıkacak, insan da kendi nasibince bu yolda esmanın tecellilerine mazhar olacaktır.
Kalbimize bakmayı temel bir hassasiyet haline getiremeyişimiz sebebiyle farkında olmadan günah kirini küçümsüyor muyuz? Günahın parça parça hayatımıza girip, bizi kendisine alıştırdığını ve bir süre sonra ana limandan fersah fersah uzaklaştığımızı göremiyor muyuz?
Gece ibadetinin önemi ile ilgili ayet ve hadis-i şerifleri istifadenize sunuyoruz.
Herkes egoizmin zindanında yalnız bir mahkûm gibi yaşamaktadır. “Modern Yalnızlık” günümüzün en korkunç gerçeğidir. Herkes birbirinin gözü önünde yalnız yaşamaktadır.
Altınoluk Dergisi, 386. sayısında "İnsan Çürürse... En Zayıflarımız En Çok Ezilir" kapağıyla çıktı.
Zikrin lezzetine nâil olabilmek için, kalbi ve dili, tevbe ve istiğfâr ile temizleyip onu kötü sözlerden her dâim muhafaza etmek îcâb eder. Bu takvâ hassâsiyetine ulaşan bir gönül, zâten dâimî zikir hâline kavuşmuş olur.
Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi'nin Altınoluk Dergisi'nin Aralık sayısında yayımlanan makalesi birtakım yanlış tarikat anlayışlarına açıklık getiriyor.
Câfer-i Sâdık Hazretleri buyurur: “Öncesi korku, sonu özür olan günah, kulu Hakk’a yaklaştırır. Öncesi güven, sonu kibir olan ibadet de, kulu Hak Teâlâ’dan uzaklaştırır. Kendini beğenmiş olan itaatkâr, aslında âsîdir. Özür dileyen âsî de hakîkatte itaatkârdır.” (Attâr, Tezkire, s. 55.)
Toplumumuzun en önemli meselelerinden biri de kaht-ı rical yani yetişmiş adam kıtlığıdır. Buna âkil insan, rehber insan, yük taşıyabilen insan, hizmet eden insan, başkasının derdiyle dertlenen insan, olgun insan, kâmil insan, düşenin elinden tutup kaldırabilen insan, istikamet sahibi insan, nefsini mutmainne seviyesine ulaştırmış insan, bakışında kin ve öfke değil merhamet ve şefkat olan insan, diğergâm insan da diyebiliriz.