Sultan Abdülhamit’in Kişisel Eşyaları İlk Kez Sergide

Sultan 2. Abdülhamit Han’ın şahsi eşyalarının ilk kez gösterildiği sergide, Japon İmparatoru Meiji’nin kendisine hediye ettiği marangozluk takımları da var.

Beşiktaş’taki Saray Koleksiyonları Müzesine alınan Milli Saraylar İdaresi Başkanlığınca Yıldız Sarayı Koleksiyonuna kayıtlı Sultan 2. Abdülhamit Han’ın kılıcı, kamçısı, marangozluk takımları, tespihleri ve altın mührü artık sürekli görülebilecek.

ABDÜLHAMİT HAN’IN ŞAHSİ EŞYALARI SERGİDE

Eserler hakkında bilgi veren Saray Koleksiyonları Müzesi sorumlusu Güller Karahüseyin, Sultan Abdülhamit Han’a ait eserlerin müzede sergilenmesinin, ayrı bir kıymeti olduğunu söyledi.

Karahüseyin, “Sultan Abdülhamit Han, kişiliği, yönetim anlayışı, siyasi ve sosyal politikaları yanında sanata ve sanatkara da değer veren bir padişahtı. Bütün Osmanlı padişahlarının sanata yakın ilgi duyduğunu biliyoruz. Her bir Osmanlı padişahının farklı bir sanat dalına ilgisi var. Abdülhamit Han’ın da ilgisi ve istidadı marangozluk konusundaydı. Yıldız Sarayı Kompleksi içinde 60 ustanın içinde çalıştığı fabrikayı kurduğu gibi ayrıca küçük bir de marangozhane vardı. Bir tane de Sultan’ın ‘Çalışırken dinleniyorum’ dediği, kendisine hususi bir marangozhanesi de vardı. Kendi hususi marangozhanesinde çok ince işçiliklerle çok özel tasarımlar meydana getirmiştir.” ifadelerini kullandı.

JAPON İMPARATORU MEİJİ’NİN HEDİYESİ

Marangozluk takımı hakkında da bilgi veren Karahüseyin, “Marangozluk takımları içinde çok daha nitelikli ve özellikli olanlar arasında Japon İmparatoru Meiji’nin, Sultan Abdülhamit’e hediyesi olduğunu bildiğimiz takımlar var. Bunların üzerinde Japon imparatorluk arması krizantem çiçeğinin kazıma tekniğiyle işlenmiş olduğunu görüyoruz. Bu marangozluk aletlerinde fil dişi kasnakları ve Uzak Doğu motifleri bulunmakta. Bu tür aletlerle Sultan Abdülhamit oymacılık ve kakmacılık gibi çok ince ahşap işçilikleri yapıyordu.” diye konuştu.

OSMANLI İHTİŞAMINI YANSITAN ESERLER

Eserlerden siyah kaplı ve kabzalı olan tören kılıcının üzerinde kabartma çiçekler bulunuyor. Kabza arkası ve siperlik balçağı bulunan kılıçta Osmanlı arması yer alıyor. Kılıcın bir yüzünde kabartma yazılar işlenmişken diğer yüzüne ise ay yıldız mevcut. Kamçı ise altın tel örmeli, sedef saplı. Sap kısmında kalem işi, rumi desenler, altın kaplamalı çerçeveler yer alıyor. Baş kısmında sedef rozet bulunuyor. Altıgen formlu kamçının her bir yüzeyinin sedef kakma ve rumi bezekli olduğu belirtiliyor.

Sergilenen eserler arasında bulunan altın mührün üzerinde Abdülhamit Han’ın tuğrası yer alıyor. Sergide 99’luk iki ayrı tespih bulunuyor. Tespihlerden biri, öd ağacından yapılan altın kazaziye işi tel örme, diğeri ise sarı kehribardan, sarı ipek püsküllü gümüş telkarili. Marangozluk takımında ise farklı boyut ve türde marangoz kalemleri bulunuyor.

Sultan 2. Abdülhamit’in şahsi eşyalarının sergilendiği sergiden kareler;


Sultan Abdülhamit’in kılıcı


Sultan Abdülhamit’in tesbihi


Sultan Abdülhamit’in marangozluk eşyaları


Sultan Abdülhamit’in şahsi eşyaları


Japon İmparatoru Meiji’nin, Sultan II. Abdülhamit’e hediyesi


Sultan Abdülhamit’in şahsi eşyaları


Sultan Abdülhamit’in şahsi eşyaları


Sultan Abdülhamit’in şahsi eşyaları


Sultan Abdülhamit’in şahsi eşyaları


Sultan Abdülhamit’in şahsi eşyaları


Sultan Abdülhamit’in şahsi eşyaları


Sultan Abdülhamit’in şahsi eşyaları


Sultan Abdülhamit’in şahsi eşyaları

Kaynak: AA

 

SULTAN II. ABDÜLHAMİT KİMDİR?

Sultan II. Abdülhamit Kimdir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.