Sudan’ın Güney Kurdufan Eyaletindeki Saldırıda 114 Kişi Hayatını Kaybetti

Kalugi kentindeki anaokulu ve hastaneye HDK ile SPLM-N tarafından düzenlenen saldırıda 63’ü çocuk toplam 114 kişi hayatını kaybetti. Sudan hükümeti ve Afrika Birliği saldırıyı “savaş suçu” olarak nitelendirdi.

Sudan’ın Güney Kurdufan eyaletine bağlı Kalugi kentine, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile müttefiki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) tarafından düzenlenen saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısı 63’ü çocuk olmak üzere 114’e yükseldi.

Sudan resmi haber ajansı SUNA’nın aktardığına göre Güney Kurdufan Eyaleti Hükümeti, 4 Aralık’ta bir anaokulu ve hastanenin hedef alındığı saldırıda yaralı sayısının 71’e çıktığını açıkladı.

Eyalet Valisi Muhammed İbrahim Abdülkerim, durumu ağır birçok yaralı bulunduğunu ve hem çocuklar hem de siviller arasında can kaybının artmasından endişe ettiklerini belirtti. Bazı ailelerin yaralı yakınlarını Kalugi dışındaki hastanelere naklettiği, kentte ise yeniden göreceli bir sakinlik sağlandığı ifade edildi.

SUDAN BAŞBAKANI: “TAM TEŞEKKÜLLÜ BİR SAVAŞ SUÇU”

Sudan Başbakanı Kamil İdris, Eyalet Valisi Abdülkerim ve saldırıda yakınlarını kaybeden ailelerle telefon görüşmeleri gerçekleştirdi.

İdris, HDK’nin anaokulu ve hastaneyi hedef alan bombardımanını “barbarca, vahşi ve tam teşekküllü bir savaş suçu” olarak niteledi. Uluslararası toplum ve insan hakları kuruluşlarını saldırıyı açıkça kınamaya çağırdı.

AFRİKA BİRLİĞİ’NDEN SERT KINAMA

Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Mahmud Ali Yusuf, saldırıyı “en güçlü ifadelerle” kınadı.

Yusuf, çocuklar, eğitimciler, sağlık çalışanları ve sivillerin kasıtlı hedef alınmasının uluslararası insancıl hukukun açık ihlali olduğunu belirterek, sorumluların adalet önüne çıkarılması için bağımsız bir soruşturma talep etti.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

İÇ SAVAŞ, TOPLU KATLİAM, SOYKIRIM İDDİALARI: SUDAN'DA NELER OLUYOR?

İç Savaş, Toplu Katliam, Soykırım İddiaları: Sudan'da Neler Oluyor?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.