Sahabe'nin Fazileti

Kur'an-ı Kerim'de sahabe efendilerimizden nasıl bahsediliyor? Sahabe efendilerimizin fazileti.

Sahabe'nin fazileti, yani onların daha sonraki müminlere göre üstünlükleri, bütün İslam âlimlerince kabul edilmiş bir husustur. Sahabenin üstünlüğü ve fazileti onların insanların en üstünü ve faziletlisi olan Hazreti Peygamber'in arkadaşı olmalarından, O'nun davetini kabul etmiş bulunmalarından, zor zamanlarında O'nu yalnız bırakmamalarından kaynaklanmaktadır.

Kur'an-ı Kerim'de sahabeye hitabeden ve onları öven ayetler vardır. Bunlardan bazıları şunlardır.

“Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Rasûlüdür. Onunla beraber bulunanlar kâfilere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları devamlı rükû ve secde halinde görürsün. Allah'tan iyilik ve hoşnutluk isterler. Onların yüzlerinde secde izi vardır.[1]

“İman edip hicret edenler, Allah yolunda cihada çıkanlar ve bu muhacirleri barındıranlarla onlara yardım elini uzatanlar var ya, işte gerçekten mümin olanlar bunlardır. Onlar için mağfiret ve bol bol verilmiş rızıklar vardır.”[2]

“İyilik yarışında öncelik kazanan muhacirlerle, ensardan ve bu yolda onlara tabi olanlardan Allah razı olmuştur. Onlar da Allah'tan razıdırlar. Allah onlara altından nehirler akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır, işte en büyük kurtuluş budur.”[3]

 “Böylece siz insanlara karşı Hakkın şahidleri olasınız, Allah Rasülü de size şahid olsun diye vasat (orta) bir ümmet yaptık.”[4]

Bu ayetlerden bir kısmı, genel olarak İslam ümmetine hitap etmekle beraber, Kur'an'ın nazil olduğu dönemde yaşamış ve İslam ümmetinin çekirdeğini oluşturmuş bulunan sahabe bu övgünün ilk muhatapları olmuşlardır.

İslam ve İhsan

SAHABE NEDİR?

Sahabe Nedir?

SAHABENİN TANINMA ŞEKİLLERİ

Sahabenin Tanınma Şekilleri

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.