Rumeli Hisarı Tarihi

Rumeli Hisarı ne zaman ve kim tarafından yapılmıştır? Rumeli Hisarı ne amaçla yapılmıştır? Rumeli Hisarı nerede? Rumeli Hisarı tarihçesi ve özellikleri.

Sarıyer İlçesi sınırları içinde ve bulunduğu mevkiye adını veren Rumeli Hisarı, otuz dönümlük (30.000 m²) bir alanı kapsamaktadır. Anadolu Hisarı’nın karşısında İstanbul Boğazı'nın en dar ve akıntılı (600 m.) kısmında inşa edilmiş muhteşem bir anıt-eserdir.

  • Rumeli Hisarı’nın Diğer Adları

Bölgenin ve civarın antik devirde “Hermaion” adıyla anıldığı bilinmekte ise de, tarihçi Dukas bundan söz etmemekte ve hisar yeri olarak “Sostenion”un (İstinye) aşağısında, Fonea adıyla bilinen bir dağın yamacını göstermektedir. Rumeli Hisarı’nın adı: Fatih vakfiyelerinde Kulle-i Cedide; Neşri tarihinde Yenice-Hisar; Kemalpaşazade, Aşıkpaşazade ve Nişancı tarihlerinde Boğazkesen Hisarı olarak geçmektedir.

  • Rumeli Hisarı Ne Amaçla Yapıldı?

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’un fethinden önce boğazın kuzeyinden gelebilecek saldırıları engellemek için Anadolu yakasındaki Anadolu Hisarı’nın tam karşısına Rumeli Hisarı’nı inşa ettirdi.

  • Rumeli Hisarı Ne Zaman Yapıldı?

Hisarın inşaatına 15 Nisan 1452’de başlandı. İş bölümü yapılarak her bölümün inşası bir paşanın denetimine verildi, deniz tarafına düşen bölümün inşasını da Fatih Sultan Mehmet bizzat kendisi üstlendi. Denizden bakıldığında sağ taraftaki kulenin yapımına Saruca Paşa, sol taraftakinin yapımına Zağanos Paşa, kıyıdaki kulenin yapımına da Halil Paşa nezaret etti. Buralardaki kuleler de bu paşaların adlarını taşımaktadır. Hisarın inşası 31 Ağustos 1452’de tamamlandı.

  • Rumeli Hisarı’nın Yapılışı

Hisarın yapımında kullanılan keresteler İznik ve Karadeniz Ereğlisi’nden, taşlar ve kireç Anadolu’nun değişik yerlerinden ve spoliler (devşirme parça taş) çevredeki harap Bizans yapılarından temin edildi. Mimar E. H. Ayverdi’ye göre hisarın yapımında yaklaşık olarak 300 usta, 700-800 işçi, 200 arabacı, kayıkçı, nakliyeci ve diğer tayfa çalışmıştır. 60 bin m² alanı kapsayan eserin kargir hacmi yaklaşık 57,700 metreküptür.

  • Rumeli Hisarı Kuleleri

Rumeli Hisarı’nın Saruca Paşa, Halil Paşa ve Zağanos Paşa adlarında üç büyük ve Küçük Zağanos Paşa ile 13 adet irili ufaklı burcu bulunmaktadır. Zemin katları ile birlikte Saruca Paşa ve Halil Paşa kuleleri 9 katlı, Zağanos Paşa Kulesi ise 8 katlıdır. Saruca Paşa Kulesi’nin çapı 23,30 metre, duvar kalınlığı 7 metre, yüksekliği ise 28 metredir. Zağanos Paşa Kulesi'nin çapı 26,70 metre, duvar kalınlığı 5,70 metre, yüksekliği ise 21 metredir. Halil Paşa Kulesi’nin çapı 23,30 metre, duvar kalınlığı 6,5 metre ve yüksekliği de 22 metredir.

  • Rumeli Hisarı Operasyonları

Rumeli Hisarı, 1509 Büyük İstanbul Depremi’nde büyük zarar gördü ancak hemen onarıldı. 1746 yılında çıkan yangında ahşap kısmı harap oldu. Hisar tekrar Sultan 3. Selim (1789-1807) döneminde onarıldı. Hisarın kulelerini örten ahşap külahlar yıkılınca, kale içi küçük ahşap evlerle doldu.

1953 yılında Cumhurbaşkanı Celâl Bayar’ın talimatı ile üç Türk kadın mimar Cahide Tamer Aksel, Selma Emler ve Mualla Eyüboğlu Anhegger hisarın onarımı için gerekli çalışmaları başlattı. Kale içindeki ahşap evler kamulaştırılarak yıktırıldı ve restorasyon gerçekleştirildi.

  • Rumeli Hisarı’nda Neler Var?

Rumeli Hisarı müze ve açık hava tiyatrosu olarak kullanılmaktaydı. Hisarda açık teşhir yapılmakta, sergi salonu bulunmamaktadır. Toplar, gülleler ve Haliç’i kapattığı söylenen zincirin bir parçasından oluşan eserler, bahçede sergilenmektedir.

  • Fatih Sultan Mehmet’in 600 Yıllık Emaneti

Fatih Sultan Mehmet’in Avrupa yakasında ilk ayak bastığı yer olan Rumeli Hisarı’nda şehit düşen askerler için bir şehitlik tahsis etti. Şehitliği Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerinin halifelerinden Şeyh Kızılca Bedrettin Efendi’ye emanet etti. Bugün Boğaziçi Üniversitesi içinde kalan şehitliği, 600 yıldır bu soydan gelenler koruyor.

RUMELİ HİSARI’NIN YAPILIŞI - VİDEO

RUMELİ HİSARI NEREDE? - HARİTA

İSTANBUL’DA GEZİLECEK YERLER

İstanbul’da Gezilecek Yerler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.