Peygamberimizin Eğitim Anlayışı

Peygamber Efendimizin (s.a.v) eğitim anlayışı nasıldı? Sahabi efendilerimizi nasıl ve neye göre tayin ederdi? İşte Peygamberimizin eğitim anlayışı ve uygulama sistemi...

Fahr-i Kâinât Efendimiz, herkesi mizâcına ve istîdâdına göre yetiştirirdi.

Eğitimde önce kabiliyet ve istîdâdı doğru bir şekilde tespit edebilmek zarûrîdir.

Eğitim bir yatırımdır. Eğitimci; sermayesini, en çok verim alacağı sahada kullanmaya da gayret etmelidir.

Nasıl bir koyun sürüsü içerisinde koçlar hemen belli olursa, eğitimcinin gözüyle de kalabalıklar içinden kabiliyetlileri seçmek öyle kolay olmalıdır. Kabiliyetlilere husûsî alâka gösterilerek, daha fazla inkişâf etmelerine zemin hazırlanmalıdır.

Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, ilmî ve mânevî sahada yüksek kabiliyetlerin bulunduğu suffe ashâbına daha fazla ilgi göstermiştir. Bu özel alâka sayesinde suffe ashâbının istîdatlı gençleri daha da inkişâf etmiştir.

Kumandan tayin edeceği ashâbını, o vazifenin gerektirdiği vasıfları hâiz olanlardan seçti. Elçi, vali, muallim, zekât memuru ve benzeri vazifelere; dâimâ ehil ve istîdatlı kişileri seçip yetiştirdi.

BUGÜNKÜ EĞİTİM SİSTEMİNİN ZAAFI

Bugünkü eğitimin en büyük zaaflarından biri budur. Talebelerin mizaç ve istîdatlarına göre değil; sadece aklî melekelerinin bir kısmını gösterebilecek test imtihanlarının neticelerine göre, tahsil ve mesleklere sevk ediyor. Bunun neticesinde, emekler israf oluyor. Nice gencimiz; sırf üniversite okumuş olmak için, mizâcına uygun olmayan bir sahada, yıllarını boş yere sarf edebiliyor.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2018 Ay: Ekim, Sayı: 164

İslam ve İhsan

NEBEVİ EĞİTİM METODU NASILDIR?

Nebevi Eğitim Metodu Nasıldır?

PEYGAMBERİMİZİN 42 EĞİTİM METODU

Peygamberimizin 42 Eğitim Metodu

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.