Nafile Olan Namazı Bozmak Zorunda Kaldım Kaza Etmem Gerekir mi?

Nafile olan namazı bozmak zorunda kaldım kaza etmem gerekir mi? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.

Namaz, huzur-u ilâhîye girmek anlamına gelir. Cenâb-ı Allah bizi davet eder; “Namaza gelin, huzuruma gelin” buyurur. İftitah tekbiriyle birlikte dünyadan bir bakıma ayrılır, ilâhî rahmet kapısından içeri girer, huzura kabul edilmiş oluruz.

Nafile namazlarda bu kapıdan kendi isteğimizle gireriz. Fakat çıkış, kendi kafamıza göre olamaz. Oraya girdikten sonra usûl ve erkâna göre çıkmak gerekir. Bunun yolu da en azından başladığımız iki rekâtlık namazı tamamlayıp selâm vererek çıkmaktır.

Kardeşimiz de burada, özellikle farz namaza durulacağı sırada, “Biraz daha devam edersem güleceğim; namazda gülmek abdesti bozar, abdest almak da kolay değil” diye düşünerek namazdan çıkmak istemiş. Böylece kendince bir tedbir aldığını zannetmiş. Ancak bu şekilde nafile namazı bozduğu için, o namazı kaza etmesi vacip hâle gelir. Çünkü nafile ibadete başladıktan sonra onu tamamlamak üzerimize vacip olur; gelişi güzel bırakamayız.

Eğer deprem, tehlike, çocuğun düşmesi gibi haklı bir nedenle namazı bozmuşsak, o zaman da bu namazı kaza niyetiyle yeniden kılmamız gerekir. “Geçen kılmaya niyet ettiğim fakat bir sebeple tamamlayamadığım nafile namazın kazasını kılıyorum” diye niyet edilmelidir. Aksi hâlde, başladığımız ibadeti tamamlamamak bir sorumluluk doğurur ve ahirette karşımıza çıkar. Buna dikkat etmek gerekir.

Oruçta da durum böyledir. Nafile oruç tutarken bir arkadaş ısrar etse ve “Gel beraber yemek yiyelim” dese; kitaplarımız der ki: Müslümanın hatırını hoş tutmak için nafile orucu bozabilirsin. Fakat sonra onu kaza etmen gerekir, çünkü nafile de olsa ibadete başlandıktan sonra tamamlamak esastır.

Hatta nafile bir ibadeti haklı bir gerekçeyle bozduğunda, sevabı nafile seviyesinden farz sevabına dönüşür. Mesela nafile namaz kılıyorsunuz, anneniz “Evladım, buraya gel!” diye seslendi. Hemen selam verip namazı bitirirsiniz, “Buyur anneciğim” dersiniz; annenizi bekletmezsiniz. Fakat sonra o nafile namazı kaza edersiniz. Farz namazda ise annemiz seslense de namazı bozmayız; bitirince “Anneciğim, çağırmışsın; namazdaydım” diyerek gönlünü alırız.

Bunu niçin söylüyoruz? Çünkü ana-baba hatırı çok mühimdir. Cenâb-ı Allah, kendisine ibadetten hemen sonra ana-babaya iyilik etmeyi emretmiştir.

Aynı şekilde, siz namaz kılarken —farz da olsa, nafile de olsa— biri tehlikeye doğru gidiyorsa; bir çocuk sobaya yaklaşmışsa ya da sıcak demliği devirecekse, bu gibi durumlarda namazı bozup onu kurtarmak gerekir.

İslam ve İhsan

NÂFİLE NAMAZ NASIL KILINIR?

Nâfile Namaz Nasıl Kılınır?

NAFİLE NAMAZLAR NELERDİR?

Nafile Namazlar Nelerdir?

NAFİLE NAMAZLAR VE NAFİLE NAMAZ KILMANIN FAZİLETİ

Nafile Namazlar ve Nafile Namaz Kılmanın Fazileti

NAFİLE NAMAZLAR HANGİLERİDİR? - NAFİLE NAMAZLAR KAÇ REKATTIR?

Nafile Namazlar Hangileridir? - Nafile Namazlar Kaç Rekattır?

NAFİLE NAMAZ KILINMASI MEKRUH OLAN VAKİTLER

Nafile Namaz Kılınması Mekruh Olan Vakitler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.