Kalbi Diri Olmak Nedir?
Necmeddîn-i Kübrâ Hazretleri’nin kalbin diriliği ve gafletten uzaklaşmanın önemini anlatan ibretlik kıssası.
Büyük velîlerden Necmeddîn-i Kübrâ Hazretleri, talebeleriyle birlikte sâlih bir zâtın cenazesine iştirâk eder.
KİMİN KALBİ DİRİ, KİMİN KALBİ ÖLÜ?
Mevtâya telkinde bulunulduğu sırada, Necmeddîn-i Kübrâ Hazretleri tebessüm eder. Talebeleri, hocalarının böyle bir anda tebessüm etmesine hayret edip bunun hikmetini sorarlar.
Hazret, önce açıklamak istemez, fakat ısrar edilince şöyle der:
“–Telkini, diri ölüye yapar. Hâlbuki burada telkin veren kimsenin kalbi gâfil; mezara giren mevtânın kalbi ise dipdiri. Gâfil birinin kalben diri olana telkin vermesine şaşırdım.”
Hisse:
Nefsini tezkiye, kalbini de tasfiye eden bir mü’min, öldükten sonra da nasipli gönüllerde yaşamaya devam eder. Bunu yapmayanların ise daha hayattayken bile bir ölüden farkları yoktur.
Kendisi akla muhtaç iken başkalarına akıl vermeye çalışan, kendisi hak yoldan sapmış olduğu hâlde başkalarına yol gösterme iddiâsında bulunan kimseler, hayatın en şaşkın yolcularıdır. Onlar, kendi kalplerinin ölü olduğunu bilmeden başka kalpleri diriltmenin derdine düşen gâfillerdir.
Boylu boyunca bâtıl batağına saplanmış olduğu hâlde, kendini hak ve hakîkat ehli zannetmek; gurur, kibir ve enâniyet sarhoşluğundan dolayı kendi kusur ve noksanlıklarını görmeyip dâimâ başkalarını ıslâha kalkışmak, en fecî ahmaklıktır.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Müminlerin Gönül Ufku, Erkam Yayınları









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!