Görme Nimeti Hangi İlahi Hakikatleri Hatırlatır?
Gözün yapısı, işlevleri ve görevleri; görme nimetinin önemi, gözün korunma sistemi ve yaratılışındaki ilâhî hikmet.
Yüce Allah’ın insanlara olan lütuf ve ihsânları sayılamayacak kadar çoktur. Nitekim bu hususta şöyle buyrulur: “Allah’ın nimetini sayacak olsanız bitiremezsiniz!” (İbrâhîm, 14/34; Nahl, 16/18)
GÖZ, KULAK VE KALP: İLÂHÎ NİMETLER
İnsanın yaratılması ve insana görür göz, işitir kulak, konuşur dil, yürür ayak, tutar el, düşünür akıl ve kalp vb. verilmesi, insan için ne büyük nimettir. Bu husus Kur’ân’da şöyle hatırlatılır:
“Allah sizi annelerinizin karnından bir şey bilmez hâlde çıkarmıştır. Belki şükredersiniz diye size kulak, göz ve kalp vermiştir.” (Nahl, 16/78)
“Sizin için kulaklar, gözler ve kalpler var eden O’dur. Pek az şükrediyorsunuz.” (Mü’minûn, 23/78) Yüce Allah, insanın bu hususları düşünmesini ve böylece Yüce Yaratıcı’nın kendisine olan nimetlerini unutmamasını istiyor.
-Allah korusun- İnsan; görme, işitme vb. organlarından birini kaybetse, o zaman bunların ne kadar büyük nimetler olduğunu çok iyi anlar. İnsan zayıf bir yaratık olduğu için nimetlerin içinde yüzerken, bunların kıymetini tam olarak anlayamıyor. Bunlar elden gidince değerlerini anlıyor.
Mühim olan, nimetlerden faydalanırken, bunların, Allah’ın lütfu olduğunu bilmek ve bunların şükrünü edâ etmektir. Bu hususta Yüce Allah şöyle buyurur: “De ki: Ne dersiniz? Eğer Allah kulaklarınızı sağır, gözlerinizi kör eder, kalplerinizin de üstüne mühür vurursa, Allah’tan başka bunları size geri verecek tanrı kimdir?..” (En’âm, 6/46) Yani böyle bir tanrı yoktur. Hiç kimsenin de buna gücü yetmez. O hâlde sahip olduğunuz organlarınızın kıymetini bilin. Bunları veren Allah’a şükürde kusur etmeyin.
Yüce Allah, insana iki göz, bir dil ve iki dudak verdiğini bildirir: “Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi? Biz ona (doğru ve eğri olmak üzere) iki de yol göstermedik mi?” (Beled, 90/8-10) Yüce Allah, insana hem iki göz, iki dudak ve bir dil verdiğini; hem de doğru ve eğri yolları gösterdiğini bildiriyor. Yani insan sahip olduğu değerli organlarının Allah’ın bir ihsânı olduğunu bilmeli, bunların şükrünü edâ etmeli, aklını ve kalbini doğru kullanarak Allah’ın gösterdiği doğru yola girmelidir. Allah, insana, doğru ve eğri olmak üzere iki yol göstermiş, ancak doğru yoldan gitmesini istemiştir.
İnsan, sırf aklıyla îmânı küfrü, hakkı bâtılı, hayrı şerri, doğruyu eğriyi vb. bilemez. Bunların tam ve doğru olarak bilinmesi, Allah’ın bildirmesine bağlıdır. İşte Yüce Allah, Peygamberleri bunun için göndermiş, kitapları bunun için indirmiştir.1
GÖZÜN YAPISI, İŞLEVLERİ VE YARATILIŞINDAKİ İLÂHÎ HİKMET
Görme organımız olan gözlerimiz dünyaya açılan pencerelerimizdir. Yüce Yaratıcı, bütün organlarımızı olduğu gibi onları da vücûdumuzun en uygun yerine koymuştur.
Görme olayı, fevkalâde bir şekilde gerçekleşir. Bunun meydana gelişi esnasında çok muazzam kanunlar işletilmektedir. Görüntünün bize ulaşmasında, gözün içerisinde ışığın geçirdiği safhalar, insanı hayrete düşüren hârikalardır. En mühimi, gözü meydana getiren hücrelerin görme kabiliyetini nasıl kazanmış olduklarıdır? Bütün bunları tesâdüfle açıklamak mümkün değildir. Kısacası göze görme kabiliyetini veren Yüce Allah’tır.
Çok hassas bir yapıya sahip olan gözlerimiz fevkalâde itinalı bir koruma ve bakım sistemiyle donatılmıştır. Gözün yukarısına yerleştirilen kaşlar, alından gelen terlerin göze ulaşmasına engel olurlar. Ayrıca fazla ışığı emerek gözün rahatsız olmasını önlerler. İsteğimiz dışında, otomatik olarak çalışan göz kapaklarımız ve onların üzerinde yaratılan kirpikler de gözü dışarıdan gelebilecek toz vb. zararlı maddelerden korurlar.
Gözlerimiz, göz çukurları içinde sağa, sola, yukarı aşağı hareket edebilirler. Bu hareketlerin yapılması için altı tane kas vazifelendirilmiştir. Bu kasların düzenli çalışmaması halinde şaşılık gibi birçok göz kusurları meydana gelir.
Gözün hareketlerini kolaylaştırmak ve gözü devamlı nemli tutmak için özel bir yıkama yağlama tertibatı kurulmuştur. Göz kapaklarının iç kısımlarında yaratılan yağ bezleri bu vazifeyi yerine getirdiği gibi, alın kemiğinin içindeki bir çukurda yer alan gözyaşı bezleri de salgıladıkları gözyaşıyla gözü devamlı olarak yıkarlar. Göz yuvarlaklarının etrafı ayrıca zarla kaplanarak koruma altına alınmıştır.2
Görme duyusunun merkezi olan göz içinde, görme sinirlerinin uçlarından oluşan 130 milyon ışık alıcı proses bulunur. Gözleri, tozdan ve her türlü zararlı maddelerden, kirpiklerin bağlı bulunduğu göz kapakları korur. Bunların hareketleri irâde dışıdır. Ayrıca fazla ışığa karşı da gözü korur. Gözyaşı denilen sıvı ise, çok kuvvetli bir temizleyicidir. Bu durumda göz, kendisini temizleyen ve koruyan iyi bir cihaz ile çevrilmiş bulunuyor.3
Göz, her bakımdan bir ilâhî sanat hârikasıdır. Anatomik yapısıyla, verdiği hizmetle Yüce Allah’ın varlığının ve kudretinin erişilmezliğinin ve benzersizliğinin izlerini yansıtmaktadır. O hâlde Allah’ın yüceliğini hatırlatan bu nimeti, hakkı, doğruyu, güzeli görüp anlamakta kullanmalı; günah olan hususlara kapalı tutmalıdır.
Dipnotlar:
- Bk. Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’ân Tefsiri, XIII, 6806-6807.
- Mustafa Nutku ve ark., a.g.e., s. 72-75.
- Abdürrezzâk Nevfel, a.g.e., s. 116.
Kaynak: Prof. Dr. Mehmet Bulut, Delilleriyle İslam Akaidi, Erkam Yayınları









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!