Zenginliği Tercih Etti, Şükürle Ömrünü Değiştirdi
Ömrünün yarısı zenginlik yarısı fakirlik olarak takdir edilen kulun şükürle değişen kaderi... Şükreden kulun nimeti nasıl bereketlendi?
Allah Teâlâ peygamberlerinden birine vahyederek:
ŞÜKREDEN KULUN NİMETİ NASIL BEREKETLENDİ?
“‒Ben, filân kulumun, ömrünün yarısını fakirlik, yarısını da zenginlikle geçirmesine hükmettim. Hangisini evvel isterse onu vereceğim. Kendisine sor, arzusunu beyân etsin.” buyurdu.
O peygamber, bu adamı çağırdı ve gelen vahyi haber verdi. Adam, sâliha bir hanım olan zevcesiyle istişâre etmek istediğini söyledi. İstişâresi üzerine de hanımı:
“–Zenginliğin evvel olmasını tercih et!” dedi.
Adam:
“‒Zenginlikten sonra fakirlik zordur. Fakirlikten sonra zenginlik ise pek tatlıdır.” dediyse de hanımı:
“–Bu hususta benim dediğime bak!” karşılığını verdi.
Adam, o peygambere gidip, evvelâ zenginliği tercih ettiğini bildirdi. Allah Teâlâ ona bütün zenginlik kapılarını açtı, büyük bir bolluk ve bereket ihsân etti.
O firâsetli hanım, kocasına dedi ki:
“–Eğer bu nîmetin, ömrünün sonuna kadar devam etmesini istiyorsan Allâh’ın kullarına karşı cömert ol. Kendine bir elbise aldığın zaman, muhakkak bir fakire de elbise al…”
Adamın ömrünün ilk yarısı böyle bolluk içinde ve şükür ile geçince, Allah Teâlâ o peygamberine vahyederek:
“–Ben o kulumun ömrünün yarısını zenginlikle, yarısını da yoksullukla geçirmesini takdir etmiştim. Fakat o kulum bütün nîmetlerime şükretti. Şükür ise nîmetin bereketlenmesini ve devamını gerekli kılar. O sâlih kuluma, ömrünün geri kalan kısmını da zenginlikle geçirmesini takdir ettiğimi müjdele!” buyurdu.[1]
Hisse:
Âyet-i kerîmede Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır:
“…Andolsun, eğer şükrederseniz, elbette size (nîmetimi) artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azâbım çok şiddetlidir.” (İbrahim, 7)
Şeyh Sâdî Hazretleri; “İyilik bilen insanlar, nâil oldukları nîmeti şükür çivisiyle mıhlarlar.” dediği gibi, nâil olduğu nîmetlerin devamını ve bereketlenmesini arzu eden her müʼmin de, kalbî ve fiilî şükre sımsıkı sarılmalıdır. Kendisine lûtfedilen nîmetleri, onlardan mahrum bulunanlarla gönül huzuru içinde paylaşmayı en büyük saâdet bilmelidir. Aksi hâlde şükür borcu ödenmeyen nîmetlerin elden çıkacağını unutmamalıdır.
Hazret-i Ali şöyle buyurmuştur:
“Yoksul düştüğün zaman sadaka vererek, Allah ile ticaret yap. Eline nîmet geçtiği zaman çok şükret! Sakın az şükürle Allâh’ın nîmetlerini elinden kaçırma!”
Dipnot:
[1] Bkz. Mahmud Sâmî Ramazanoğlu, Bakara Sûresi Tefsîri, s. 33-34.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Müminlerin Gönül Ufku, Erkam Yayınları









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!