İsrail, Gazze Şeridi'nde Şifa Hastanesi Çevresine Ve Farklı Bölgelere Saldırılar Düzenledi

İsrail'in, Gazze Şeridi'nde Şifa Hastanesi çevresine ve farklı bölgelere düzenlediği saldırılarda aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu onlarca Filistinlinin öldüğü ve yaralandığı bildirildi.

Filistin resmi ajansı WAFA'nın yerel kaynaklara dayandırdığı haberine göre, İsrail, Şifa Hastanesi çevresi ve Deyr el-Belah, Kuveyt Kavşağı, Refah şehri ve Han Yunus'un doğu bölgeleri başta olmak üzere Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerini gece saatlerinde hedef aldı.

İsrail'in askeri araçları ve tanklarının yoğun ateşi eşliğinde topçu ateşi ve savaş uçaklarının saldırılarıyla Gazze'nin batısındaki Şifa Hastanesi çevresini hedef alması sonucu onlarca Filistinli hayatını kaybetti ve yaralandı.

İsrail güçleri, hoparlör aracılığıyla Filistinlilerden Şifa Hastanesi'ni derhal boşaltmalarını talep etti.

İsrail savaş uçakları Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Belah şehrinde de Selman ailesine ait bir eve hava saldırısı düzenledi. Hava saldırısında Selman ailesinden 18 kişi hayatını kaybetti.

Deyr el-Belah'ın El-Hikir bölgesinde Ebu Amra ailesinin evine düzenlenen saldırıda da çok sayıda kişi yaralandı.

İsrail güçleri, Kuveyt Kavşağı'nda insani yardım dağıtımını sağlayan komiteleri de hedef aldı.

İsrail savaş uçaklarının Refah kent merkezindeki Yebna Mülteci Kampı'nda Berhum ailesine ait bir evi hedef alması sonucu çok sayıda kişi öldü ve yaralandı.

Kuveyt Hastanesi'ndeki sağlık yetkilileri, İsrail'in kamptaki evleri bombalaması sonucu ölen ve yaralananların hastaneye getirildiğini belirtti.

İsrail'in Deyr el-Belah'ı bombalaması sonucunda ölü sayısı 10'a yükselirken, çok sayıda kişinin enkazda olduğu aktarıldı.

İsrail'in Refah kentinde dün sabahtan bu yana 5 evi hedef alması sonucu aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 27'den fazla Filistinli hayatını kaybetmişti.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.