İsrail, Ateşkese Rağmen Gazze’ye Hava ve Topçu Saldırıları Düzenledi

İsrail ordusu, ateşkese rağmen sabaha karşı Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerine hava saldırıları ve topçu atışları gerçekleştirdi.

Görgü tanıklarından bilgiye göre, İsrail topçusu Gazze kentinin doğu kesimlerini aralıklarla hedef alırken, savaş uçakları Refah kenti ile Han Yunus’un doğusuna hava saldırıları düzenledi.

İsrail’e ait helikopterler ve kara araçları Han Yunus’un doğusundaki bölgelere rastgele ateş açtı.

İsrail’in hava ve topçu saldırılarında can kaybı ya da yaralanma olup olmadığına dair henüz bilgi paylaşılmadı.

Söz konusu saldırılar, 10 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail’in günlük ihlalleri kapsamında yaşandı. Bu ihlaller sonucu şimdiye kadar 576 Filistinli hayatını kaybetti, 1543 kişi yaralandı.

İsrail’in 8 Ekim 2023’te başlattığı ve iki yıl süren saldırılarda da çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 72 binden fazla Filistinli yaşamını yitirdi, 171 bini aşkın kişi yaralandı.

İsrail'in saldırılarında 4 Filistinli yaşamını yitirdi, 1 kişi ağır şekilde yaralandı

Filistin resmi ajansı WAFA'nın tıbbi kaynaklara dayandırdığı haberine göre, İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Belah kentinin doğusunu hedef aldı. Askeri araçlardan açılan ateş sonucu 20 yaşındaki Nesim Ebul Acin hayatını kaybetti.

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kenti de İsrail bombalarının hedefi oldu. Dalia Halid Asfur isimli Filistinli bir genç kadın, Refah kentinin merkezindeki Dahiliye Caddesi'nde ailesine ait evin hedef alındığı bombardımanda yaşamını yitirdi.

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Beyt Lahiya beldesine düzenlediği topçu saldırıda ise 1 Filistinli hayatını kaybederken, 1 kişi ağır şekilde yaralandı.

Sağlık kaynaklarından edindiği bilgiye göre, İsrail askerlerinin Gazze kentinin Zeytun Mahallesi'nde ateş ettiği Filistinli bir çocuk hayatını kaybetti.

Yerel kaynaklar, Zeytun Mahallesi'ndeki Selahaddin Camisi yakınlarında İsrail askerlerince vurulan çocuğun 16 yaşındaki Muhammed es-Sarhi olduğunu bildirdi.

Hamas'ın yurt dışı sorumlusu Meşal: Gazze’de savaş durdu ancak ihlaller sona ermedi

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal, Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen 17. El Cezire Forumu’nun ikinci gününde gerçekleştirilen özel oturumda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Gazze’deki son gelişmelere değinen Meşal, "Gazze’de soykırım savaşı durdu ancak acılar ve ihlaller sona ermedi. Batı Şeria’da da İsrail’in baskıları ve ihlalleri sürüyor. İsrail ateşkese rağmen saldırılarını sürdürüyor." dedi.

Hamas ve diğer Filistinli grupların Gazze’nin yeniden imarı ve mevcut sorunlara çözüm bulunması amacıyla geniş çaplı bir siyasi hareketlilik içinde olduğunu belirten Meşal, Filistin meselesine kalıcı bir çözüm bulunması gerektiğini vurguladı. Filistin devletinin tanınmasının olumlu bir adım olduğunu ancak bunun tek başına yeterli olmayacağını ve İsrail’in durdurulması için uluslararası kamuoyunun özenle hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Meşal, 7 Ekim 2023’te başlayan ve "Aksa Tufanı" olarak adlandırdıkları sürecin Filistin meselesini yeniden bölgesel ve uluslararası gündemin üst sıralarına taşıdığını savunarak, "Filistin davasını aşmak artık mümkün değil, çözümü bir zorunluluk haline gelmiştir. Aksa Tufanı dünyanın gözünü tekrardan Filistin davasına çevirmiştir." diye konuştu.

Gazze’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Meşal, dış vesayet ya da yabancı yönetim anlayışını kabul etmeyeceklerini belirterek, "Gazze halkınındır, Filistin Filistinlilerindir ve kendi kaderimizi kendimiz tayin etmek istiyoruz." ifadelerini kullandı.

Hamas hareketinin silahsızlandırılması tartışmalarına da değinen Meşal, işgal altında silahsızlanmanın Filistin halkını savunmasız bırakacağını vurguladı.

Meşal silahsızlandırma çağrıları ile ilgili, "Tuhaf bir paradoks şu ki, işgal altındaki Filistin halkı silahsızlandırılırken, Gazze’deki çetelerden Ebu Şebab ve benzerleri milislerin silahları meşrulaştırılıyor." diye konuştu.

Öte yandan, Meşal, Gazze’nin yeniden imarı ve insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılması için çatışmaların yeniden başlamasını engelleyecek bir ortamın oluşturulması gerektiğini kaydetti.

İsrail’e yönelik eleştirilerini sürdüren Meşal, uluslararası kamuoyunda İsrail’e yönelik tepkilerin arttığını ve özellikle üniversiteler ile sosyal medya platformlarında bu yönde bir dönüşüm yaşandığını belirtti.

Türkiye, Katar ve Mısır’ın arabulucu rollerinden dolayı takdir ettiklerini dile getiren Meşal, ayrıca Filistin meselesindeki rolünden dolayı, Doha yönetiminin bölgedeki arabuluculuk çabalarını önemli ve onurlu olarak nitelendirdi.

Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına vurgu yapan Meşal, Gazze’nin Filistin topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, "Bizler adil bir davanın sahibiyiz ve Filistin halkının kendi kaderini tayin için direnmeye devam edeceğiz." dedi.

İsrail’in tüm bir bölge için bir tehdit oluşturduğunun altını çizen Meşal, İsrail’in tehlikeli adımlarına karşı islam dünyasının bir ve bütün şekilde hareket etmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Meşal, Arap ve İslam dünyasının İsrail ile karşı karşıya kaldığı sorunun sadece Filistin'i işgal etmesi olmadığını ve İsrail’in bölge için varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu belirtti.

"İsrail bizim tek düşmanımız ve Allah'ın izniyle onu yeneceğiz." diyen Meşal, İsrail’in uluslararası meşruiyetini kaybeden, dışlanmış bir varlık olduğunu kanıtlamalıyız." diye konuştu.

İsrail’in Batı Şeria’daki işgal adımlarının Ürdün için büyük bir tehdit oluşturduğunu söyleyen Meşal, "İsrail, Suriye ile düşmanlığı başlattı ve Suriye'nin işlerine karışmak istiyor." dedi.

Filistin Kızılayı: İsrail'in kısıtlamaları altında Refah Sınır Kapısı'ndan 44 Filistinli Gazze'den ayrıldı

Gazze'deki Filistin Kızılayı Sözcüsü Raid en-Nems, yaptığı açıklamada, "17 hasta ve 27 refakatçiden oluşan 44 Filistinli Gazze Şeridi'nden ayrıldı." dedi.

Kızılay ekiplerinin Gazze Şeridi'ndeki hastaların tahliyesine yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Nems, bu faaliyetlerin hastalara Gazze dışında tedavi imkanı sağlanmasını amaçlayan insani yardım çabalarının bir parçası olduğunu ifade etti.

Gazze'nin dünyaya açılan kapısı durumunda olan Mısır sınırındaki Refah Sınır Kapısı, 21 ay aradan sonra 2 Şubat Pazartesi günü iki yönlü olarak "sınırlı" şekilde geçişlere açılmıştı.

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.