İsrail, Gazze'deki Filistinlileri Tehcir Planının Adını "Serbest Hareket" Olarak Değiştirdi

Bu adımın, uluslararası alanda daha geniş bir kabul sağlamak amacıyla atıldığı belirtildi.

İsrail yönetiminin, Gazze Şeridi'ndeki Filistinlileri tehcir etme planına yönelik uluslararası tepkileri hafifletmek ve diplomatik kabul görmek amacıyla daha önce kullandığı "gönüllü göç" ifadesini "serbest hareket planı" olarak değiştirme kararı aldığı bildirildi.

İsrail’deki Kanal 13 televizyonunun haberine göre, ülkedeki siyasi ve güvenlik mekanizmaları, Gazze'deki Filistinlilerin tehcir edilmesi planından söz ederken "gönüllü göç" ifadesini kullanmayı bırakma kararı aldı.

Bu adımın, planın başarısızlığını örtbas etmek ve uluslararası alanda daha geniş bir kabul sağlamak amacıyla atıldığı belirtildi.

Haberde, kararın, önceki isimlendirmenin doğrudan bir "transfer" (zorunlu göç ettirme) propagandası olarak görülmesi ve uluslararası alanda sert eleştirilere yol açmasının ardından geldiği ifade edildi.

Bu eleştiriler nedeniyle birçok ülkenin İsrail ile işbirliği yapmaktan veya Gazze'den Filistinlileri kabul etmekten kaçındığı aktarıldı.

İsmi açıklanmayan yetkililere dayandırılan bilgilere göre, güvenlik ve istihbarat kurumları da dahil olmak üzere ilgili tüm birimlere, girişimi uluslararası arenada daha kabul edilebilir bir formatta yeniden sunmaları için talimatlar iletildi.

Görüşmelere katılan kaynaklar, terminoloji değişikliğinin ilgili ülkelerin tutumlarını yumuşatabileceğini ve sekteye uğrayan tehcir planını yeniden canlandırabileceğini umuyor.

"Mümkün olduğunca çok Filistinlinin ayrılmasını hedefliyoruz"

Kanal 13'e konuşan üst düzey bir İsrailli yetkili, Hamas'ın Gazze Şeridi'ndeki varlığının hala sürdüğünü belirterek, İsrail'in Gazze'deki mümkün olan en fazla sayıda Filistinliyi bölgeden ayrılmaya teşvik etmeye çalıştığını söyledi.

Yetkili, bu durumun Gazze'de gelecekte yapılacak düzenlemeleri kolaylaştırabileceğini öne sürdü.

İfade değişikliği, İsrail'in Gazze'den Filistinlileri kabul edecek ülkeler bulmaya yönelik aylardır süren ancak netice vermeyen girişimlerinin ardından geldi.

İsrail'in Haaretz gazetesi, Nisan ayında, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun uluslararası ilişkiler danışmanı Caroline Glick'i Filistinlilerin tehcir edilmesi planlarını yürütmekle görevlendirdiğini yazmıştı.

Glick'in bu doğrultuda Somali'den tek taraflı bağımsızlığını ilan eden "Somaliland" bölgesi ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti ile temaslar kurduğu ancak bu görüşmelerin sonuçsuz kaldığı belirtilmişti.

Ayrıca İsrail Kanal 12 televizyonu, Aralık 2025'te güvenlik kurumlarının hükümete Filistinlileri Gazze'den kara, deniz ve hava yoluyla tehcir etmeyi öngören bir plan sunduğunu ve İsrail'in birçok ülkeyle temas kurduğunu ancak hiçbir ülkeyle anlaşmaya varamadığını duyurmuştu.

İsrail Savunma Bakanı Yisrail Katz da 27 Mayıs'ta yaptığı açıklamada, Filistin, Arap dünyası ve uluslararası toplumun reddetmesine rağmen hükümetin Gazze'deki Filistinliler için sözde "gönüllü göç" planını uygulamaya bağlı olduğunu yinelemiş ve bunun "doğru zamanda ve doğru yöntemle gerçekleşeceğini" iddia etmişti.

Gazze yaşanamaz hale getirildi

İsrail yönetimi, tehcir planlarını uzun süredir "gönüllü göç" iddiaları altında gündemde tutarken, yürüttüğü yoğun saldırılar, yaşam alanlarının yıkımı ve ablukanın sıkılaştırılmasıyla Gazze Şeridi'ni kasıtlı olarak yaşanamaz bir yer haline getirdi.

Filistin Yönetimi, Hamas ve bölge ülkeleri, bu hamlelere karşı defalarca uyarıda bulunarak tehcir planlarını kesin bir dille reddettiklerini açıklamıştı.

İsrail'in, ABD'nin desteğiyle, Ekim 2023'ten bu yana sürdürdüğü saldırılarda, Gazze Şeridi genelinde çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 72 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, 172 binden fazla kişi ise yaralandı.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.