İslam'a Göre Karı-Kocanın Ortak Parası Ortak Malı Kimindir?

İslam'a göre karı-kocanın ortak parası, ortak malı kimindir? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.

 

Eşler arasında ortak mülkiyet söz konusu değildir. Herkesin kendi mülkiyeti kendinedir.

Şimdi ortada bir meblağ olması, bu ortadaki meblağın harcamalara kullanılabileceği anlamına gelebilir. Ama şimdi ortak bir hesabımız var, herkes getiriyor parayı oraya koyuyor ise, o zaman bu ticarî bir ortaklık anlamına gelir. Yani birtakım aileler karı koca aynı zamanda kendilerini bir şirket olarak görüyorlarsa, kazandıklarını getirip ortak bir bütçeye koyuyorlarsa, bunu bir şirket olarak düşünebilirsin.

Ama normalde kadının da kocanın da herkesin serveti kendinedir. İşte mesela kadına babasından, dedesinden, ninesinden para kalmış; bu para kadının parasıdır. Yani adam kalkıp da “Sana babandan, ninenden para kaldı, getir onu ben onunla araba alacağım veya ortak ailemize bir daire alacağım.” deme hakkına sahip değildir.

Ama kadıncağız “Bir daire alacağız, ben de anamdan babamdan kalanı ortaya koyayım.” derse, o zaman aldıkları bu daire ortak mülkiyet olur. Ama erkek kendi çalışmasıyla bir daire almışsa, bu aldığı daire erkeğin dairesidir. Binaenaleyh “Senin dairen de bizim dairemizdir.” diye hayatta adama bir mülkiyeti üzerinden ortaklık iddiasında bulunması, dinen doğru bir iddia olmaz, doğru bir dava olmaz.

Niye? Ölmeden mal kim kazanmışsa onundur, kime aitse onundur. Ha, öldükten sonra çoluğuna çocuğuna kalır, amenna. Ama ölmeden adama ölmüş muamelesi yapmak maalesef çokça rastlanılan bir şey.

Hatta öyle garip karşılanıyor. Geçen de öyle magazinsel bir haber oldu. Bir hoca efendi 85 yaşında evlenmiş. “Niye evlendin?” Yani niye? Ailesi de açıklama yapmak zorunda kaldı. “Biz işte aile olarak ortak bir kararla...” Yani adamın evlenip evlenmemesine ailenin ortak kararı ne demek?

Ha, şu ortaya çıkıyor: Evlendiğinde eğer ölürse, 85 yaşında, işte her an ölecek gözüyle bakılıyor, evlendiği hanım mirasa ortak olacak. Hâlbuki dinimiz bu meseleyi çözmüş. Yani kadının mirastan alacağı pay öyle Cenâb-ı Allah tarafından ayarlanmış ki, ne çocuklarının ne bir başkasının itirazına mahal bırakmayacak bir mesele.

Binaenaleyh ölmeden önce kişi, malı üzerinde istediği tasarrufu aklî melekeleri yerinde olduğu sürece yapabilir. He, Alzheimer olur, demans olur, ne yaptığını ne ettiğini bilmez, amenna. Ama aklî melekeleri yerinde olduğu sürece, “Sen 90 yaşına geldin, zaten öleceksin, senin malın bizim, sen nereye malını satıyorsun, ediyorsun?” diye kimseye müdahale edilmez. Edilirse bu helal olmaz, hak doğurur.

Binaenaleyh bunu iyi bilmek lazım ve bunu kabullenmek lazım. Yani bir kadın, kocasının malını kendi malı gibi görme eğiliminden vazgeçmeli.

İşte mesela adam annesine, babasına, kardeşlerine veya hayır hasenata yardım yapıyor, fakir fukaraya yardım yapıyor. “Sen bizim paramızı, sen çoluğumuzun çocuğumuzun rızkını nasıl...” E kardeşim, sen eğer nafakanı alıyorsan, çoluğun çocuğun geçinebilecek kadar adam parayı eve teslim ediyorsa, gerisini ne yapar eder...

Dolayısıyla burada bu yanlış anlayışın değişmesi lazım, bunu da söylemek lazım.

Binaenaleyh adam zengin diye kadın zengin olmaz, kadın zengin diye adam zengin olmaz. Aksi de oluyor tabii. Yani kadının kazandığı parayı adam kendi parası gibi görüyor; bu da doğru değil.

Yani eğer olur da aile içerisinde birbirlerine yardım eder insanlar, amenna. Ama aile yükünü kaldırmak, ailenin geçimi kocanın vazifesidir. Ondan dolayı koca ailenin reisidir.

Şimdi onu da kaldırdılar Basri Hocam. Yani ailede reis yok. Ne olacakmış efendim? Ailede karı koca eşitmiş. O zaman devletin de reisi olmasın yani. Devlet neyse, aile de odur. Toplumun en küçük birimidir diyoruz aileye. Böyle bir saçmalık olabilir mi?

Onun için bugün yaşadığımız problemlerin temelinde bu var. Ailede baba yok, baba kavramı ortadan kaldırılmış. Kanun zoruyla böyle bir şey olacak şey değil.

Dolayısıyla kimse kimsenin cebine tahakküm edemez. He, birbirlerine yardım edeceklerse, özellikle de hanımefendi ev bütçesine veya işte ne bileyim ortak alınacak bir şeye bir katkı sağlayacaksa, bunu evin reisi olan beyin borç olarak alması uygundur.

İşte bak, bu evi aldık; bunun üçte birini sen ödedin, üçte ikisini ben ödedim. Tapuyu da bu şekilde üzerimize müşterek olarak yapalım. “Aman olur mu, biz karı kocayız.” dememek lazım. Neyse öyle. Ölümlü dünya, yarın ne olur ne olmaz belli değil. Binaenaleyh bunu böyle yapmak lazım.

Şunu da unutmamak lazım: Yani “Kanun bana bu hakkı veriyor.” Vallahi kanun bu dünyada bile adamın arkasını korumuyor, hele öldükten sonra ahirette hiçbir işe yaramaz.

Onun için öyle mütefekkir bir hanımefendi vardı, “Helalleşmek asıldır.” diyordu, hatırlarsanız bir konuşmasında. İsmi tam şimdi aklıma gelmedi.

Yani kanunun size verdiği bir hak, meşru olmak zorunda değildir. Kanun bunu bana verdi diye o size helal olmaz. Helal, Allah’ın helal kıldığıdır; haram, Allah’ın haram kıldığıdır.

Kanun, devlet Allah’ın haram kıldığını helal kıldı diye o helal olmaz. Şimdi mesela devlet içkiyi, şarabı helal kılıyor. Vergi vermişsen diyor, “Vergi verilmiş kazanç kutsaldır.” diyor. Bu helal olmaz.

Onun için devlet hesabını sormuyor diye bunun hesabını kimse sormaz sanılmamalı. “Devlet buna izin vermiş, bu benim hakkımdır.” demek meseleyi değiştirmez.

İslam ve İhsan

KARI-KOCA HAKLARI

Karı-Koca Hakları

KARI-KOCA HAKLARI İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER

Karı-Koca Hakları ile İlgili Ayet ve Hadisler

KOCANIN KARISI ÜZERİNDEKİ HAKLARI İLE AYET VE HADİSLER

Kocanın Karısı Üzerindeki Hakları ile Ayet ve Hadisler

ZEVÇ VE ZEVCENİN BİRBİRLERİ ÜZERİNDEKİ HAKLARI

Zevç ve Zevcenin Birbirleri Üzerindeki Hakları

KADININ EŞİ ÜZERİNDEKİ HAKLARI

Kadının Eşi Üzerindeki Hakları

ERKEĞİN HANIMI ÜZERİNDEKİ HAKLARI

Erkeğin Hanımı Üzerindeki Hakları

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle