Celvetî Âyîni (Nısf-ı kıyâm) Nedir?
Celvetî âyîni nedir ve diğer tarîkatlardaki zikir usullerinden farkı ne? Nısf-ı Kıyâm ya da Hızır Kıyâmı denilen Celvetî âyîni nasıl uygulanır?
Âyin lûgatte âdet, usûl, kanûn ve dînî merâsim ma’nâlarınadır. İslâm fıkhında “âyin” kelimesi pek kullanılmaz. Bunun yerine “icrâ-yı zikrullah” ta’bîri kullanılır. Tasavvuf ıstılâhında tekkelerde yapılan merâsimlere âyin denilir. Her tarîkatın âyinin ismi ve şekli ayrı ayrıdır. Meselâ Mevlevîlerin âyinin adı semâ olduğu halde Kâdirîlerin devrân, Rifâîlerin kıyâm, Nakşbendîlerin hatm-i hâcegân, Halvetîlerin darb-ı esmâ’dır.
CELVETÎ ÂYÎNİ (NISF-I KIYAM) NEDİR VE NASIL UYGULANIR?
Celvetî âyîni denilince hâtıra “Nısf-ı kıyâm” ve “Hızır Kıyâmı” da denilen, diz üstü kalkılarak yapılan zikir şekli gelmektedir. Celvetîlerdeki bu zikir tarzı ilgili iki menkabe vardır:
Kuûd tevhîd: esnâsında Hz. Hüdâyî, postunda otururken bir anda meclise Hz. Peygamber’in (s.a.) dâhıl olduğunu rûhâniyyet-i seniyye ile müşâhede etmiş, ta’zîm ve ihtirâm için ayağa kalkmak isteyince Hz. Peygamber (s.a.) işâret buyurarak durumunu muhâfaza etmelerini ve ayağa kalkmamalarını emretmiş; o da, o hâl üzre kalmış ve zikre devâm etmiştir. Bu yüzden Celvetiyye’de bu şekilde zikir, teâmül hâline gelmiştir.
Bir başka rivâyete göre yine kuûd tevhîdi esnâsında Hızır (a.s.) zuhûr etmiş. Hz. Hüdâyî, ta’zîmen ayağa kalkacağı sırada Hızır (a.s.) tarafından işâret ve emir buyrulması üzerine o da, o halde kalarak dizi üzerinde zikre devâm etmiştir. Bu yüzden “Hızır Kıyâmı” adını da alan bu zikir usûlü sâdece Celvetîlere münhasırdır. Ya’ni diğer tarîkatların kıyâm, devrân, semâ gibi âyin şekillerine mukâbil celvetîlerde “Nısf-ı kıyâm” vardır.
Kaynak: Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Aziz Mahmut Hüdayi, Erkam Yayınları










YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!