Hayırseverlerin Yardımıyla 29 Yıl Sonra İlk Adımını Attı

Sakarya’da doğuştan bacakları olmayan 29 yaşındaki Gülseren Keleş, bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinin girişimi sonucu Almanya'daki yardımseverlerin hediye ettiği protez bacaklarla ilk adımını attı.

Serdivan ilçesindeki özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinin sahibi Ömer İçöz, Adapazarı ilçesinde 6 çocuklu bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya gelen engelli Keleş'in yürüme hayalini gerçekleştirmek için Almanya Mainz Barbaros Camisi Gençlik Kolları ve sponsor firmayla görüştü.

Hayırseverlerin desteğiyle alınan 90 bin lira değerindeki protez bacaklar, medikal uzmanları tarafından montajlanarak Gülseren Keleş'e takıldı.

Eğitmenler eşliğinde 29 yaşında ilk adımını atmanın mutluluğunu yaşayan Keleş, 3 ay sürecek rehabilitasyon sürecinin ardından özgürce gezebilmenin hayalini kuruyor.

“OKULA DA GİTMEK İSTİYORUM”

Keleş, 29 yıl sonra yürümenin gerçekten çok güzel bir duygu olduğunu dile getirdi.

"İnşallah artık çarşılara gidebilecek ve alışveriş yapabileceğim." diyen Keleş, "Beni 29 yıl sonra ayağa kaldıran ve yardımcı olan herkese teşekkür ediyorum. Okula da gitmek istiyorum. Yürümek güzel bir şey, aklımdan hep, 'Acaba bir gün yürüyebilecek miyim?' diye geçiyordu ama şükürler olsun ki Ömer Bey'in yardımlarıyla ayağa kalkıp yürüyorum." ifadelerini kullandı.

Anne Aynur Keleş de kızının 29 yıldır hiç ayağa kalkamadığını, İçöz'ün kızının elinden tuttuğunu belirterek, şunları söyledi:

"Çok şükür ki bundan sonra kızımla gezmelere gideceğiz. Bizlere yardımlarını esirgemeyen herkese teşekkür ediyorum. Kızım, tekerlekli sandalyede evin camından gezen insanlara bakıyordu, benim de içim gidiyordu. Bir anne tabii ki çocuğunun mutluluğunu ister. Allah'a şükür ki kızım artık yürüyebilecek."

“ONUN MUTLULUĞU BİZİM MUTLULUĞUMUZ OLDU”

SERGEM Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi sahibi İçöz de Gülseren'in hayalini gerçekleştirmek için Almanya'daki dostlarıyla harekete geçtiklerini, sponsor firmanın desteğiyle onu ayağa kaldırdıklarını aktardı.

Gülseren'in hayali ve heyecanına ortak olduklarını dile getiren İçöz, "Onun mutluluğu bizim mutluluğumuz oldu. Ayağa kalktı ama bu bir süreç ve zamana ihtiyacımız var. Fizyoterapistler ve doktorlar eşliğinde 2-3 ay sonra daha hızlı adımlar atacak. İnşallah çok çok daha iyi yürüyecek ve mutlu olacak." diye konuştu.

Kaynak: AA

CÖMERTLİK VE İSAR İLE İLGİLİ ÖRNEKLER

Cömertlik ve İsar ile İlgili Örnekler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.