Hayatı Canlı Bir Kur’ân Olarak Yaşamak Neden En Önemli Mesele?

Kur’ân’ı sadece okumak yeterli mi, yoksa onu hayatımızın merkezine alarak canlı bir şekilde yaşamak mı gerçek mü’minliğin göstergesidir?

Dünyevî hedeflerin kuşatması altında, Kur’ân ile kalbi yoğurma meselesi, şuurlu Müslümanlar tarafından bile çoğu zaman ihmal ediliyor. Öyle ki, bu mühim mesele ehemmiyet sırasında gerilere atılıyor ve ecel geldiğinde ona sıra gelmiyor. Osman Nuri Topbaş Hocaefendi, bu hayati konu hakkındaki düşündürücü görüşlerini paylaşıyor.

CANLI KUR’ÂN: HAYATIN EN ÖNEMLİ ANAHTARI

– İnsan hayatında en mühim mesele; Kur’ân ile kalbi yoğurma... Müslümanlığın en mühim şiârı ve alâmeti de bu: Kur’ân’ı birinci plâna almak.

Canlı Bir Kur’an Olarak Yaşamak Neden Önemli?

Daha doğrusu; Bu hayatı canlı bir Kur’ân olarak yaşayabilmek. Bu; Cenâb-ı Hakk’ı nasıl sevdiğimizin alâmetidir, Rasûlullâh’a nasıl muhabbet duyduğumuzun aynasıdır. Dolayısıyla canlı bir Kur’ân olarak yaşamadığı hâlde onları sevdiğinden bahsetmek; ancak lâfladır, riyâ cümlesindendir.

Kendini kandırmaktır. Yani canlı bir Kur’ân olarak yaşanmazsa; hayatta her şey angarya, her şey boş.

Kimileri fânî bir mevzûya yıllarını gömüyor ve yine de az görüyor, diyor ki: “–Bu işte usta olabilmek öyle kolay değil. Yirmi yılımı verdim, bir yirmi yıl daha vereceğim. O zaman  bambaşka olacak!”

Meselâ bir yabancı lisan için bile; “Üç-beş yıl geceli gündüzlü kendini vermezsen, dil meselesini kökünden hâlledemezsin!” diyor ve öyle yapıyor.

Üstelik; Bunu yapmak için anne-babalar; yığınla masraf ediyor, evlâtlarını batılı ülkelere gönderiyor, gaflet ikliminin içine itmiş oluyor. Ne bunlar gözüne görünüyor; ne ayrılıklar ne de başka ârızalar... Fakat; sıra Kur’ân’a gelince maalesef kimileri sadece yaz aylarında üç-beş haftayı yeterli görüyor. Evlâdından ayrı kalamayacağından dem vuruyor. Köklü bir Kur’ân eğitimine göndermemek için türlü türlü bahaneler ileri sürüyor. Diğer taraftan da Kur’ân kurslarını küçük görüyor. Kendi kültürünü çok zengin bir şey zannediyor ve diğer eğitimleri çok ciddî, olmazsa olmaz kabul ediyor, ancak Kur’ân eğitimini olsa da olur olmasa da şeklinde basit görüyor.

Allah muhafaza bu yaklaşım, yüce kelâmı hafife almak olur. Allah kelâmı ki; Onun kelimelerini hakkıyla ifadeye; deryâlar mürekkep, ağaçlar kalem olsa bile yetmez.

Peygamber Efendimiz, ashâbına İslâm’ı 23 senede tahsil ettirdi. Bu bakımdan; her mü’minin ömrü, baştan sona Kur’ânî bir hayat olmalı. Böyle olmadan fânîlerin kitaplarına gömülen hayatlar, kıyâmet günü eyvah olacak! Ancak ilâhî kelâm ile yaşanan hayatlar, ölümsüz bir mazhariyet içinde olacak.

İşte bu itibarla en mühim mesele; hayatı, canlı bir Kur’ân olarak yaşamak...

İşte; Kur’ân neslinin en büyük özelliği bu. Zaten; İnsan için va‘dolunan dünya ve âhiret saâdeti, ancak Kur’ân’a râm olabilmek mukabilindedir. Çünkü; her hakikat Kur’ân’da gizli, her saâdet îmanda zâhirdir.

Cihanın en hayırlı ve mesut insanları; Kur’ân gölgesi altında toplanan, onun hayat nûru ile nurlanan ve onda fânî olanlar, yani canlı bir Kur’ân hâline gelebilenlerdir. Âyet-i kerimede Hazret-i Peygamber hakkında buyurulan: “(Ey Rasûlüm!) Şüphesiz ki Sen, yüce bir ahlâk üzeresin!..” (el-Kalem, 4) beyânındaki hakikati anlamak için Hazret-i Âişe’ye; “–Rasûlullah’ın ahlâkı nasıldı?” diye sorduklarında mü’minlerin annesi, bu yüce ahlâkı şöyle ifade etmiştir: “–O’nun ahlâkı Hazret-i Kur’ân idi...” (Müslim, Kitâbu’s-salât, 746)

Rabbim hepimize bu ahlâkı ihsan eylesin! Âmîn...

Canlı Kur’ân Olmanın Şartları: Lafzın Temizliği ve Kalbin Takvâsı

Canlı Kur’ân olarak yaşamak için iki husûsiyet şarttır:

  1. Lâfzın, kıraatin temizliği,
  2. Kalbin takvâ ile tertemiz olması.

Yani takvâ olmadan kâmil bir ehl-i Kur’ân olabilmek, mümkün değildir.

Cenâb-ı Hakk’a yaklaştırmayan bir ilim, insanın ayağını kaydırabilir. Enâniyete sevk edebilir. Âyet-i kerîmelerde; «az bir bedel» karşılığında Allâh’ın âyetlerini satan, dalâlete düşmüş ehl-i kitap âlimleri hatırlatılmakta ve böyle olmamamız îkaz edilmekte. Zaten faydalı ilim sadece zihne bilgi depolamak değildir. Zihinle beraber, gönül de takvâ ile âhenkli bir şekilde ilmiyle âmil olacak...

Takvâ Olmadan Kâmil Bir Ehl-i Kur’ân Olmak Mümkün mü?

Kur’ân-ı Kerim’de 258 defa takvâ hatırlatılıyor. İlimde derinliği sağlayacak asıl kuvvet de takvâdır. Zira;

وَاتَّقُوا الل َّٰ وَيُعَلِّمُكُم ُ الل

buyuruluyor. Yani: “...Siz takvâ sahibi olun (ki) Allah size öğretir...” (el-Bakara, 282)

Buna bir misal: Sahildeki bir insan yalnız denizin sathını görür. Fakat güçlü bir dalgıç, denizin derinliklerinde nice hârika manzaralar ve hakikatler temâşâ eder.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş Hocaefendi ile Mülâkatlar, Yüzakı Yayıncılık

İslam ve İhsan

KUR’AN’I YAŞAYAN CANLI ÖRNEK

Kur’an’ı Yaşayan Canlı Örnek

KUR’AN’IN TAHSİLİ İÇİN 3 MERHALE

Kur’an’ın Tahsili İçin 3 Merhale

MÜMİN KUR’ÂN’I NASIL OKUMALI VE ONA NASIL HÜRMET ETMELİDİR?

Mümin Kur’ân’ı Nasıl Okumalı ve Ona Nasıl Hürmet Etmelidir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.