Peygamber Efendimizin Evlilik Hayatı
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) neden birden fazla evlendi? Resûlullah’ın örnek hayatı, aile yaşantısı ve evliliklerinin hikmetlerini ayetler ışığında öğrenin.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, hangi yönüyle ele alınırsa alınsın insanlık için eşsiz bir örnektir. Makam ve mevkii ne olursa olsun her insanın onun hayatından alacağı pek çok ders ve ibretler vardır.
PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN HUSUSİ HALLERİ VE ÜMMETE ÖRNEK HAYATI
O, Allah Teâlâ tarafından seçilmiş bir rehber insandır. Devamlı etrafına ışık veren bir nur kandilidir. Hem kul hem elçidir. Beşer olarak doğup-büyümüş, yemiş-içmiş, ihtiyaçlarını gidermiş ve hayatını halkın içerisinde geçirmiş bir peygamberdir.
O, bütün insanlığa gönderildi. İnsanlığın huzur, sükûn ve mutluluğunu sağlamak için “Hâtemü’n-Nebiyyîn” olarak geldi. Kıyamete kadar bir daha Peygamber gelmeyecekti. Bu sebebten Allah Teâlâ ona maddî ve manevî hayatında ba zı husûsî haller verdi. Dünya hayatında onu düşmanlarından korudu. Tebliğini rahat yapmasını, kimseden çekinmemesini Kitab-ı Kerîm’inde bildirdi. Meâlen:
“Ey Rasûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler topluluğuna rehberlik etmez.” (Mâide sûresi: 67)
“Ey Peygamber! Sana ve sana uyan mü’minlere Allah yeter.” (Enfâl sûresi: 64)
“Eğer sana hile yapmak isterlerse, şunu bil ki, Allah sana kâfidir. O, seni yardımıyla ve mü’minlerle destekleyendir.” (Enfâl sûresi: 62) buyuruldu.
İbadet hayatında da özel halleri vardı. Teheccüd namazı ümmetine sünnet, ona farzdı. Zekât alamazdı. Ayakları şişinceye kadar ibadet ederdi. Bol bol sadaka verirdi. Bir haccında yüz deveyi kurban etmişti.
İki Cihan Güneşi efendimizin husûsî hallerinden birisi de, âile hayatı ve evliliği idi. Onun çok evlenmesinin sebeb ve hikmetleri vardı. Cahiliye döneminde hiç değer verilmeyen kadına kıymet vermek ve çok sayıda evlenmenin önü alınmak istenmişti. İslâm’dan önce, evlenilen kadınların sayısında herhangi bir sınırlama yoktu. İslâm, evlenilebilecek kadınların sayısını en fazla dört ile sınırladı. Bu tür evliliği de; hanımlarına adâletli davranma şartına bağladı.
PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN ÜSTÜN AHLAKI
Fahr-i Kâinat (s.a.) efendimiz Allah Teâlâ’nın hıfız ve himayesi altında kusursuz bir hayat yaşadı. Kendi isteğine göre hareket etmedi. Ağzından boş söz çıkmadı. Hevasına uymadı. Ancak kendisine vahyedileni söyledi. Vahyi bildirdi. Onun mürebbisi Allah celle celâlühü’dür. Her şeyi ona Allah Teâlâ öğretmiştir. Kendisi ümmî idi. Lâkin Allah Teâla’nın bildirmesiyle her şeyi bilirdi. O bildirmezse hiçbir şey bilemez ve hiçbir davranışta bulunamazdı. Bunun için Cenâb-ı Hak onun hakkında:
“Arkadaşınız, (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı. O arzusuna göre de konuşmaz. O (bildirdikleri) vahyedilenden başkası değildir.” (Necm sûresi: 2-4) buyurmuştur.
Azhâb sûresi: 21. âyetinde de insanlar için onun en güzel bir örnek olduğunu duyurarak bütün insanlığa şöyle ferman buyurmuştur:
“Andolsun ki Rasûlullah, sizin için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.”
“Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının.” (Haşr sûresi: 7)
O yaratılmışların hiçbirinin ulaşamadığı bir makamın sâhibi idi. İns u cinnin peygamberi olarak Kur’an’ı hem insanlara hem de cinlere öğretti.
O, Kur’ân’ın yaşayan canlı örneği idi. Onun ahlâkı Kur’an’dı. Onun aile hayatı hikmetlerle dolu idi. O, Mekke’de sevilen ve sayılan bir şahsiyetti. Hiç kimse ondan ahlâka ve edebe ters düşen küçük bir hareket dahi görmemişti. Asîl bir âileye mensuptu. Dedesi ve amcaları Kâ’be hizmetlerinde bulunurlardı.
O, sîmâ ve bedence de ideal bir insandı. Hz. Yusuf’un güzelliği onun yanında hiç kalırdı. Bu sebebten herkes seve seve kızını ona verebilirdi.
PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN AİLE HAYATI
Böyle bir imkâna sahip olmasına rağmen o ilk evliliğini, kendisinden onbeş yaş büyük, çocuk sahibi ve kırk yaşında dul bir kadın olan Hz. Hatice (r.anhâ) ile yaptı. Yirmibeş yıl onunla yaşadı. Dördü kız, altı tane çocuğu oldu. Hz. Hatice annemiz vefat edinceye kadar başka bir hanımla evlenmedi. Sevgili Peygamberimizin çok kadınla evliliği elli yaşlarından sonraya rastlar. Bu evliliklerinin hepsi kendine has sebebler içinde ve ilâhî emirle gerçekleşir.
Fahr-i Kâinat (s.a.) efendimiz çok huzurlu bir aile hayatı geçirmiştir. Hiçbir hanımını azarlamamış ve münakaşa etmemiştir Onun evlilik hayatı mutluluklarla dolu geçmiştir. O, yaşları, mizaçları, anlayışları farklı bulunan zevceleriyle mesud ve huzur dolu günler yaşadı. Hepsine eşit davranırdı. Annelerimiz de onun sevgisini kazanmaya çalışırdı. O, aileleri arasında muhabbet âbidesiydi. Hanımlarından her birinin hissiyatına ayrı ayrı dikkat gösterir, onları hiçbir zaman incitmezdi. Son derece nâzik davranırdı. İltifatkâr ve dâima güleryüzlü, mütebessim idi. Onları her gün ziyaret ederdi. Birlikte oturur, sohbet yapardı. Yaratılış itibariyle kadının nazik ve latif tabiatı böylesine müşfik ve merhametli davranmayı gerektirirdi.
İki Cihan Güneşi efendimizin mübarek evi tam bir iman ve İslâm yuvası idi. Güzel ahlâkın yaşandığı bir mektebti. Annelerimiz de her biri ayrı ayrı birer İslâm öğretmeni idi. Mü’min hanımlar müşkillerini, özel meselelerini bu mektepte annelerimize sorarak hallederlerdi. Allah Rasûlü’nün aile hayatına dâir rivayetlerin büyük kısmı annelerimizin naklettiği bilgilerle bizlere ulaştı. Nasıl ki Peygamberimiz bütün insanlık için uyulması bakımından en güzel örnek idiyse, annelerimiz de aynı şekilde kıyamete kadar gelecek İslâm hanımefendilerine en güzel ahlâk nümunesi oldular.
PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN EVLİLİKLERİNİN HIKMETLERİ VE SEBEPLERİ
Resûl-i Ekrem (s.a.) efendimiz İslâm’ı yayma konusunda kendine yardımcı olan bazı ashabıyla akrabalık bağlarını kuvvetlendirmek istiyordu. Bu sebebten yakın dostları Hz. Ebû Bekir ve Ömer (r.anhüma)’nın kızlarını kendine nikâhladı. Âişe ve Hafsa (r.anhüma) ile evlendi. Hz. Osman ve Ali (r.anhûma)’ya kendi kızlarını nikâhladı. Rukiyye ve Ümmü Gülsüm (r.anhüma)’yı Hz. Osman’a, Fatıma (r.anhâ)’yı da Hz. Ali’ye eş olarak verdi.
Fahr-i Kâinat (s.a.) efendimiz çeşitli savaşlarda şehid düşen kahraman sahabîlerinin kimsesiz ailelerine ve yetim kalan çocuklarına da şefkat kanatlarını açardı. Onları en güzel şekilde himâye ederdi. Onları iman mücâdelesinde yalnız bırakmazdı. Gerekirse nikâhı altına alarak onlara destek verirdi. Sevde, Ümmü Seleme, Ümmü Habîbe, Zeynep binti Huzeyme annelerimizle evlenmelerinin hikmeti buydu.
Allah Rasûlü (s.a.) efendimizin evliliklerinin siyasi ve içtimâî sebebleri de vardı. Nüfuzlu kabile reislerinin kızlarıyla evlenmesi onları kendine bağlamış hatta pek çoklarının İslâm’a gelmesini sağlamıştı. Onların müslümanlara karşı kin ve düşmanlıklarını yumuşatarak İslâm’ın yayılmasını kolaylaştırmıştı. Öyle ki Resûl-i Ekrem (s.a.) efendimiz Ümmü Habîbe annemiz ile evlendikten sonra Ebû Süfyan savaş alanında Peygamberimizin karşısına hiç çıkmamıştır. Safiyye ve Cüveyriye annelerimiz ile evlendikten sonra da Yahudi kabilelerinin düşmanlıkları nisbeten azalmış pek çoklarının da kalblerinin İslâm’a ısınmasına sebeb olmuştur.
Toplumda yaygın olan câhiliye adetlerini ortadan kaldırmak ve onları ıslâh etmek de Fahr-i Kâinat (s.a.) efendimize bir vazife idi. Bunun için Araplar arasında yaygın olan evlâtlıkları oğul gibi görme âdetini kaldırmak niyetiyle kendi evlâtlığı Zeyd’in boşadığı Zeynep binti Cahş (r.anhâ) ile nikâhlandı. Bu bâtıl âdeti bizzat kendi hayatında göstererek kaldırmış oldu.
İki Cihan Güneşi efendimizin birden fazla evliliğinin hikmetleri böylece göz önüne alınır, onun manevî şahsiyeti ve husûsî halleri düşünülürse, evliliklerinin hepsinin lüzûmlu ve ilâhî emrin gereği olarak yapıldığı ortaya çıkar. Bir peygamber için Allah’ın emrini yerine getirmekten daha tabiî ne olabilir? O, insanlara sözleriyle, fiilleriyle ve yaşantısıyla rehber olarak gelmiştir. Allah Teâlâ onu Kitâb-ı Kerimi’nde şu âyet-i celîlesiyle desteklemiştir. Meâlen:
“Allah’ın kendisine helâl kıldığı şeyde Peygambere herhangi bir vebâl yoktur. Önce gelip geçenler arasında da Allah’ın âdeti böyle idi. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecek, yazılmış bir kaderdir.”
“O peygamberler ki Allah’ın gönderdiği emirleri duyururlar, Allah’tan korkarlar ve O’ndan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah herkese yeter.” (Ahzâb Sûresi: 38 39)
Kaynak: Mustafa Eriş, Peygamberimizin Hanımları, Erkam Yayınları









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!