Osmanlı Cemiyet Hayatı Hakkında Yabancı Seyyahların Tespiti

Sadece kayda geçirilebilen 26.300 vakfıyla büyük bir ikram ve yardım medeniyeti inşa eden Osmanlı hakkında yabancı seyyahların muhteşem tespiti...

Osmanlı toplumunu, merhamet ve ikrâmın müesseseleşmiş şekli olan vakıflar bir ağ gibi örmüştü. Vakıf, Hâlık’ın şefkat nazarıyla mahlûkāta bakış tarzının müesseseleşmiş hâlidir.

Osmanlı’nın Allâh’ın yardımına nâil olup asırlarca ayakta kalmasının bir mânevî sebebi de fakir-fukarânın duâsını almasıdır. Osmanlı’da sadece kayda geçen 26.300 vakıf kurulmuştur.

Osmanlı Cemiyet Hayatı Hakkında Yabancı Seyyahların Tespiti

Osmanlı cemiyet hayatı hakkında yabancı seyyahların tespiti şu olmuştur:

Fakiri olsa da dilencisi olmayan bir toplum!.. Kimsenin dilenmek zorunda bırakılmadığı bir toplum!..

Saraydaki sultan hanımlardan, sıradan esnafa, hattâ ev hanımlarına, her tabakadan insan, bir vakıf ve hayır-hasenat ikrâmı için birbiriyle yarışmaktaydı. Bütün bu hizmet ve ikramlar, muazzam bir incelik ve zarâfet içinde gerçekleştirilmekteydi.

Meselâ Fatih Sultan Mehmed Han bir vakfiyesinde şöyle demektedir:

“İnşâ ettirdiğim imârethânemde İstanbul fukarâsı yemek yiyeler! İstanbul fethinin şehid ailelerine ve yetimlerine ise; kapalı kaplarda, hava karardıktan sonra, komşularının dikkatini celb etmeden, onların izzet ve haysiyetleri korunarak yemek ikrâm edile!..”

Yani o ailelerin haysiyetlerinin rencide olmaması için, ikramların loş vakitlerde teslim edilmeleri dahî düşünülmüştü.

Bezmiâlem Vâlide Sultan’ın, Şam’da kurduğu vakfın şartları da böyle bir hassâsiyet taşır:

Buna göre, kaba ve görgüsüz kimselerin yanında çalışan hizmetkârlar; kazârâ bir tabak kırdıklarında, bir eşyaya zarar verdiklerinde; ev sahipleri tarafından azarlanıp haysiyetleri rencide olmasın, bir gönle diken batırılmasın diye, kurulan vakıf, bu türlü zararları tazmin eder.

Bu misaller, İslâm’ın bir gönle nasıl bir ufuk kazandırdığının en müşahhas nişâneleridir.

Vakıf kuran insanlar, ikrâmın türlü yollarını aradılar.

Meselâ;

  • Yaz sıcaklarında çeşme ve sebillerde karla soğutulmuş su vermek,
  • Hanlar ve kervansaraylarda yolcuları üç gün ücretsiz misafir etmek,
  • İmârethânelerde muhtaçlara her öğün yemek ikrâm etmek,
  • Borç yüzünden hapsedilmiş olanların borçlarını ödeyerek onları mahkûmiyetten kurtarmak,
  • Hastaları ziyaretle vazifelendirilen bir heyet oluşturmak,
  • Çiftçiye tohum yardımında bulunmak,
  • Yangınlarda evi yananlardan fakir kimselerin evlerini bedelsiz inşâ ettirmek gibi yüce İslâm ahlâkının ulvî bir semeresi olan faaliyetler câlib-i dikkattir.

İkram seferberliğinin bir tezâhürü de Surre Alayı idi. Her sene; Kâbe’nin yeni örtüsü, Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevî’ye kıymetli hediyeler ve Haremeyn ahâlîsine ikramlardan müteşekkil büyük bir kervan teşkil edilir, Surre Emîni’nin riyâsetinde hac mevsiminde Hicaz’a gönderilirdi. Bu kervana halk da büyük bir rağbet gösterir; kimisi hediyelerini, kimisi mektubunu koyardı.

Bu hayır-hasenat gayreti, zamanımızdaki müslümanlara da ders olmalıdır. Dünyanın her neresinde müslümanların maddî ve mânevî ne ihtiyacı varsa, onu tamamlamaya koşmak lâzımdır.

İslâm medeniyetinin en büyük nişânesi, vahiyle yoğrulmuş olmasıdır. Rûhî kuvvetini vahiyden almasıdır. Bunu vakıf medeniyetinde görebileceğimiz gibi, Sinan’ın inşâ ettiği asırlarca ayakta kalan mimarî eserlerinde de görürüz. Bu sayede dünya hayatına ait her şey mânevî bir kıvam kazanır. Her davranış, her iş âdetâ bir ibâdet hâline gelir. Her şey «Allah rızâsı için bir ikram» mâhiyeti kazanır.

Aç olana maddî rızık ikrâm edildiği gibi, mânevî açlara da mânevî rızık olan hidâyet ve tebliğ ikrâm edilir.

Zamanımızda maddî açlık kadar, mânevî açlığı gidermek için ikram seferberliğine de had safhada ihtiyaç vardır.

Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm / Azamet ve ikram sahibi olan Rabbimiz, bizleri iki cihanda maddî ve mânevî ikramlarıyla perverde eylesin. Bizleri ikrâm etmeyi seven, cömert ve muhsin kulları zümresine ilhak buyursun. Âmîn!..

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2026 Ay: Eylül, Sayı: 259

İslam ve İhsan

HAYIRLI ÜMMET'İN ZİRVESİ: OSMANLI MEDENİYETİ

Hayırlı Ümmet'in Zirvesi: Osmanlı Medeniyeti

8 AVRUPALI SEYYAHTAN ESKİ İSTANBUL VE OSMANLI

8 Avrupalı Seyyahtan Eski İstanbul ve Osmanlı

OSMANLI’DA MERHAMET MEDENİYETİ NASIL YAŞANIRDI?

Osmanlı’da Merhamet Medeniyeti Nasıl Yaşanırdı?

OSMANLI KÜLTÜRÜNÜN HAYRANLIK UYANDIRAN 15 İNCELİĞİ

Osmanlı Kültürünün Hayranlık Uyandıran 15 İnceliği

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle