Gittiği Yerde Evi Olan Kişi Seferi Olur mu?
Gittiği yerde evi olan kişi seferi olur mu? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.
Seferilikte birtakım temel hususlar var. Bunların başında bir insanın bir tane daimi ikameti olur. Bu daimi ikamet ne demek? Yaşayıp orada ölmeyi düşündüğü yer onun daimi ikametidir. Genelde doğduğu, büyüdüğü yerlerdir. Ama şimdi tabii ulaşım vasıtaları çoğaldı. İnsanlar farklı farklı yerlere gidip oralarda yerleşebiliyorlar. İşte mesela Trabzon'da doğmuş, büyümüş, 20 yaşında İstanbul'a okumaya gelmiş. Artık diyor benim İstanbul yaşayıp çalışıp evlenip çoluk çocuğa karışıp öleceğim yerdir diyor. Dolayısıyla buradaki temel mesele, hele de eskiden işte bir mektubun gelmesi 3-5 ay sürüyordu belki de. Mektup adresi olarak nereyi veriyorsanız ben burada yaşayacağım demektir. Orası işte bugün de mesela ikamet sistemi var, e-devletten girdiğimiz herkesin bir ikametinin yani oturduğu adresin ikametgahının olduğu bir yer var. Burası daimi ikametgah olarak kabul ediliyor. Bunun haricindeki yerlerde eğer 15 günden fazla kalacaksa o zaman oraya geçici oturum yeri statüsü verilerek buralarda 15 günden fazla kalacak. Yani gidiyor bir yerde 20 gün kalacak diyelim. Orada da dört rekatlı olan namazları 2 değil 4 kılacak. Ama daimi ikametgahına iki saatliğine bile uğrasa, bir saatliğine bile uğrasa orada namazı 4 değil iki kılması gerekiyor. Çünkü onun orası vatanı.
Birden Fazla İkameti Varsa Durum Ne Olur?
Şimdi bir noktada şunu tespit etmek lazım: Bir insanın bir tane daimi ikametgahı olur. Yani diyelim ki bir adamın Manisa'da evi var, Almanya'da evi var, Erzurum'da evi var ama İstanbul'da oturuyor. Hayatı İstanbul'da geçiyor. Arada bir Manisa'ya gidiyor, oradaki çiftliğine uğruyor. Arada bir İzmir'e gidiyor, oradaki işlerini görüyor, orada da bir dairesi var. Almanya'ya gidiyor, Almanya'da da gittiğinde kalmak için bir dairesi var. Dolayısıyla bir adamın elinde 10-15 tane anahtar var. Bu kimse gittiği anahtarı olan her yerde mukim olarak mı namazlarını kılacak, seferi olarak mı kılacak? Benim kanaatim, fukahamızın ağırlıklı kanaati bu kimsenin bir tane daimi adresi olur. Diğer yerleri onun geçici ikametleridir. Hele yani eskiden diyelim ki kalma şartları daha zordu ama bugün mesela Trabzon'da bir eviniz var, İstanbul'da oturuyorsunuz. Seneden seneye gidiyorsunuz. 3 gün kalacaksınız, 5 gün kalacaksınız. 2-3 günü temizlikle geçirmeniz lazım ki oturulabilecek bir hale gelsin. Ama bir otele gitseniz evinizden daha rahat ediyorsunuz. Dolayısıyla artık yani bugün otel imkanlarının, konaklama imkanlarının çok geniş olduğu bir yelpazede o zaman seferilik hükümleri yoktur demeniz gerekiyor. Halbuki var. Ama şöyle bir istisna yapmış kitaplarımız: Yani bir adamın birden fazla hanımı varsa, İstanbul'da yerleşik bir düzeni var, Samsun'da da yerleşik bir düzeni var, orada da hanımı var, evi var. Bir hanımından öbür hanımının yanına gittiğinde iki günde kalsa, 3 günde kalsa o adam seferi değildir, mukimdir. Ama hanımın yok, orada yerleşik bir düzenin yok. Sadece anahtarı var diye bir dairenin sende anahtarı var diye orada seferilik hükümleri düşmez. Bununla ilgili eski alimlerimizden bazıları eğer bir yerde anahtarına sahip olduğu bir mülkü varsa orada seferi olmaz demişler. Ama yani bomboş bir daire, içine girdiğinde kendini yalnız hissettiğin, 2-3 gün temizlik yapmak zorunda kaldığın bir daire senin olsa ne olur, olmasa ne olur? Dolayısıyla bu noktadan hareket etmek doğru olandır.
Damadın Ve Kızlarının Seferilik Durumu Nasıl Olur?
Mesela diyelim ki köyde kayınvalidem, kayınpederim yaşıyor, biz de oraya gidiyoruz; 3 günlüğüne, 5 günlüğüne, 15 günlüğüne değil. Bu durumda damadın ve kızlarının seferilik durumu nasıl olur? Şimdi hanımlar seferilik durumunda kocalarına tabidirler. Asker kumandanına tabidir. Fıkıh kitaplarımız bunları izah etmiş. Binaenaleyh evlenmekle beraber kadın kocasının zimmetine geçmiş oluyor. Bundan dolayı her ne kadar kadın 'benim daimi ikametgahım annemin babamın yanıdır' dese de kocasına tabi olduğu için kocasına soracak. 'Biz burada iki mi kılacağız, 4 mü kılacağız?' Niye? Eğer 15 günden fazla kalmaya niyet etmişlerse 4 kılacaklar, azsa 2 kılacaklar. Ama burası benim anamın babamın evi. Ananın babanın evi olsa da sen artık hukuken kocanın iznine tabisin. Bu gibi meselelerde kocanın niyetine tabisin. Bundan dolayıdır ki kocası iki kılıyorsa kadın da iki kılacak. Bir kimsenin de kayınvalidesinin, kayınpederinin olduğu yer, orada kayınpederi, kayınvalidesi yaşıyor diye onun daimi ikametgahı haline gelmez. Ha şöyle sorsaydınız; 'Basri hocam, annem babam benim Bulgaristan'da yaşıyorlar, ben de orada doğdum, büyüdüm. Sonra İstanbul'a geldim, tahsilimi İstanbul'da yaptım, burada evlendim, çoluk çocuğum, işim gücüm burada. Benim vatani aslim yani bundan sonra burada ölürüm dediğim yer İstanbul. Ama anamın babamın yanına gittiğimde ben orada misafir miyim mukim miyim?' Bir insan doğduğu, büyüdüğü kendi köyünde anası babası da sakinken misafir olabilir mi diye soracak olsaydın orada durum değişirdi. O acizane şöyle söylerdim size; bir kimse eğer hala kendini Osmanlı evladı görüyorsa anasının babasının olduğu yer, anası babası sağ olduğu sürece onun daimi ikametidir, vatani aslisidir. Çünkü ana vatan demektir. Ananın babanın olduğu yer vatan-ı asliyedir. İstanbul'da da belki işte o ikinci ev babından İstanbul'da da hanımı var, kurulu yerleşik bir düzeni var. O baptan ikinci bir vatani asli olarak değerlendirilen... Fazla kal zaten 15 gün, ama 15 günden az da kalsan burada yerleşik bir düzenin var. Yani hani diyordu ya ikinci evi olursa, o fetvayla burada da vatani asli gibi iki gün bile kalsa iki olarak değil de dört rekatlı namazları 4 olarak kılması doğru olur derdim. Allahu alem.










YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!