Yurt Dışında Çalıştığım Yer Dinimi Yaşamaya Engel Oluyor. Bu Yerden Çalışmaya Devam Etmeli miyim?

Yurt dışında çalıştığım yer dinimi yaşamaya engel oluyor. Bu yerden çalışmaya devam etmeli miyim? Sizlerden gelen soruları ve dinî meselelere dair merak edilenleri Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.

Eğer çalıştığımız ortam bizim dini hayatımızı olabildiğince güzel yaşamamıza mani bir hayatsa, geçici olarak burayı görmek lazım ve bir an önce buradan kurtulmaya, daha rahat şartlarda ücreti az olabilir; efendim her gün et yiyeceğimize haftada bir et yeriz, efendim her gün şunu yapacağımıza ayda bir yaparız. Ama önemli olan sabah namazını huzurla kılabiliyor muyum? Öğle namazını, ikindi namazını, akşam namazını, yatsı namazını huzurla kılabiliyor muyum? Çoluk çocuğumla beraber bir araya gelip onların din ve diyanetlerini daha güzelleştirme noktasında ilgilenebiliyor muyum? Kendi bilgimi tazeleyebiliyor muyum?

Dolayısıyla yiyemeyeceğimiz, tüketemeyeceğimiz servetler biriktirmek için çalışıp çabalayıp dinimizden, diyanetimizden taviz vermemizin bir anlamı yok. "Az olsun, öz olsun, buğday unu olsun" demişler. Biz de aza kanaat ederiz. Efendim çokça kazanma gibi bir telaşın içerisinde olmayız ama dini hayatımızı ideal bir seviyeye çekmek için bir gayret içerisinde oluruz. Çünkü Cenab-ı Allah "Niye bütün dünyayı elde etmedin?" diye bize hesap sormayacak. "Ey kulum, ben seni sınırsız, sayısız nimetlerle donattım. Sen bu nimetlerin karşılığında bana ne kadar kulluk yaptın?" diye soracak. Binaenaleyh bizim endişemiz kulluk endişesi olmalı.

İslam ve İhsan

AVRUPA'DA YAŞAYAN BİRİSİ DİNİNİ DAHA İYİ YAŞAMAK İÇİN MÜSLÜMAN BİR ÜLKEYE HİCRET ETMELİ MİDİR?

Avrupa'da Yaşayan Birisi Dinini Daha İyi Yaşamak İçin Müslüman Bir Ülkeye Hicret Etmeli midir?

YURT DIŞINDA ÇALIŞTIĞIM YERDE NAMAZA İZİN VERİLMİYOR, GİZLİCE KILMAM CAİZ Mİ?

Yurt Dışında Çalıştığım Yerde Namaza İzin Verilmiyor, Gizlice Kılmam Caiz mi?

YURTDIŞINDA YAŞIYORUM, DAHA ÖNCE HELAL OLMAYAN YİYECEKLERİN KONDUĞU TABAKLARDAN YEMEK YEMEK CAİZ Mİ?

Yurtdışında Yaşıyorum, Daha Önce Helal Olmayan Yiyeceklerin Konduğu Tabaklardan Yemek Yemek Caiz mi?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.