Gençlere Manevi Emanetimizin En Güzel Aktarılacağı Ortam Camidir

İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Arnavutköy Merkez Camii’nde gençlerle sabah namazında buluştu.

İstanbul Müftülüğü ile Arnavutköy Müftülüğü iş birliğinde organize edilen sabah namazı buluşmasında, Kur'an-ı Kerim okundu, tesbihat yapıldı ve dualar edildi.

Sabah namazını gençlerle birlikte kılan İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, namazın ardından gençlerle sohbet etti.

Prof. Dr. Yılmaz, gençlere hitaben yaptığı konuşmasında: “Ömrün en kıymetli kısmı gençliktir dönemidir. Gençlik dönemi bedenin dinç, zekânın kuvvetli, heyecanın en yüksek olduğu bir dönemdir. Hayat, gençlik dönemlerindeki hedeflerimize göre şekillenir.” dedi.

Yılmaz şöyle devam etti:

“Biz gençlerle beraber olmayı, onlarla bu mekânı, bu meclisi paylaşmayı önemsiyor, onlarla bir araya gelmeye özen gösteriyoruz. Allah Teâlâ onları var etsin ve bu yolculuğumuzu daim etsin. Çünkü gençlere manevi emanetimizin en güzel aktarılacağı ortam camidir. Buradaki duygudaşlık onlara intikal edecek, onlardan da inşallah kıyamete kadar bu güzellikler daim olacaktır. Duamız ve niyazımız budur.”

Sabah namazı buluşmalarına katılan gençlerin, gelecekte ülkeyi yöneteceğini belirten Prof. Dr. Yılmaz: “Gençlerin sabah namazında buluşması, onların ufuklarının ileriye yönelmesidir. Bugün bu sabah namazı buluşmalarına gelen gençlerimiz, yarının ülkeyi yöneten insanları, cumhurbaşkanları, başbakanları, milletvekilleri, valileri, belediye başkanları olacaklar ve inşallah bu güzellikleri emanet olarak alıp ebediyete taşıyacaklardır. O yüzden bu mirasın intikali çok önemli.” ifadelerini kullandı.

İslam dünyasının savrulduğu bir dönemde Türkiye’ye çok önemli hizmetler düştüğünü dile getiren Yılmaz, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Yaşadığımız coğrafya zor bir dönemden geçiyor. İslam ülkelerinin savrulduğu bir dönemdeyiz. İslam ülkelerinin en güzel yerlerinin, Bağdat’ın, Şam’ın tahrip olduğu, Yemen’in sıkıntı yaşadığı bir dönemdeyiz. Bu dönemde Türkiye ve Türkiye’deki gençlere çok önemli hizmetler düşüyor. Bunların farkında olmamız gerekiyor. Bu da inanmış ve âlim insanların mevcudiyetiyle olacak bir şeydir. O yüzden gençlerimizin gönüllerine ve zihinlerine şimdiden âlim olmayı, ülkeyi yönetmeyi ya da ülkeyi yönetecek insanlara rehberlik etmeyi yerleştirmemiz gerekiyor. Medeniyet kurduğumuz dönemlerde çöküşümüzün temel sebebi, âlim insanlarımızın azalması, bitmesidir. Âlimlerimizi çoğaltırsak inşallah yeniden ayağa kalkma şansımız daha çok olacaktır. Âlimlerin bulunduğu ülkelerde de uleması da, ümerası da aynı istikamete doğru yürüyecek ve ülkemiz daha aydınlık günlere doğru koşacaktır. Çünkü İslam coğrafyası bizden bunu bekliyor. İslam coğrafyasındaki savrulmuşluk ancak Türkiye’nin omuz vermesi, insanlarımızın şaha kalkmasıyla bitecek durumdadır. Elhamdülillah iyi durumdayız ama daha iyi olmamız gerekiyor. Bugün inşallah o günlere doğru ilerliyoruz. Daha iyi olması için hep birlikte Cenab-ı Hakk’a dua ediyoruz.”

Sabah namazı buluşmasının ardından gençlere çorba ikram edildi.

Programa İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, il müftü yardımcıları, Arnavutköy Belediye Başkanı Haşim Baltacı, Arnavutköy İlçe Müftüsü Abdülkadir Boşal, din görevlileri, gençler ve vatandaşlar katıldı.

Kaynak: diyanethaber

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.