Genç Kızlara Nasihatler!

Vaktiyle Milham’ın hanımı Ümâme Hatun gelin olacağı gün, kızını karşısına oturtmuş ve asırlardır tazeliğini, kıymetini muhafaza eden şu nasihatleri yapmıştı...

"Yavrum! Vasiyet ve nasihat, bir kimseyi hayra sevk etmek içindir.

Sevgili kızım; içinde büyüdüğün bir yuvadan çıkıp hiç bilmediğin, tanımadığın bir eve gireceksin. Şimdiye kadar görüşüp konuşmadığın, huyunu-suyunu bilmediğin birine hayat arkadaşı olacaksın. Sen onun hizmetçisi ol ki, o da saya kul-köle olsun.

Yavrum, şimdi sana bazı nasihatlerde bulunacağım. Onları iyice öğrenip o şekilde hareket edersen, hayatın boyunca rahat edersin; kocanla aranız hiçbir zaman bozulmaz. Bu dünyada mutlu bir ömür geçirdiğin gibi, âhirette de ebedî saadete erersin.

  1. Kanaatkâr ol! Kocan tarafından getirilen yiyecek, içecek veya kıyafetleri memnûniyetle kabul et. Çünkü kanaat, kalbi huzûra kavuşturur.
  2. Söylenenleri daima iyi dinle ve (Allâh’ın emrine isyan olmadığı müddetçe) her zaman itaat üzere bulun. Kocana itiraz etme. Onunla kaynaşmaya gayret göster. Böylece Cenâb-ı Hakk’ın rızâsını kazanmaya da muvaffak olursun.
  3. Kocanın görmesi muhtemel her yere îtina ve ihtimam göster. Gözüne çirkin bir şeyin ilişmesinden sakın.
  4. Kötü koku yayılma ihtimali bulunan şeylere, yerlere dikkat et. Evin her zaman güzel kokularla dolu olsun.
  5. Şunu iyi bil ki, temizlik ve letâfet, en iyi şekilde su ile mümkündür. Her şey su ile tertemiz olur. Her türlü temizliğe dikkat et.
  6. Eşinin yemek ve uyku saatlerine dikkat et. Yemeğini, âdeti nasılsa ona göre hazırla. Vaktinde uyuması için işlerini zamanında bitir. Çünkü açlık insanı ateşlendirir; uykusuzluk ise, öfkelenmeye sebep olur.
  7. Evinin mallarını ve eşyasını iyi koru. Mal ve eşyayı koruman, senin iyi iş bildiğini gösterir.
  8. Eşinin yakınlarına güzel muâmelede bulun. Bu senin iyi bir idareci olduğunu gösterir.
  9. Kocanın sırlarını hiç kimseye söyleme. Eğer sırlarını etrafa yayacak olursan, sana darılır. Vefâsızlık etmeyeceğinden bile emîn olamazsın.
  10. Eşine hürmet et, emirlerini yerine getir. Sözlerinin aksini söyleyerek, ona karşı gelme. Eğer karşı gelir, isyan edersen öfkelenmesine sebep olursun. Eşinin üzüntülü ve kederli zamanlarında neşeli görünme. Üzüntüsünü onunla paylaş. O neşeli ise, sen de neşeli görünmeye çalış.

Kısaca, kızım, kocana ne kadar hürmet ve tazimde bulunursan, kendini o kadar sevdirirsin. Rabbinin rızâsını kazanırsın."

Ümâme Hatunun kendi tecrübelerinden istifadeyle kızına söylediği bu nasihatler, bütün gençlerin kulaklarına küpe olmalı. Huzurlu, saadetli, ibadetli, hizmetli bir ömür geçirmek duâsıyla!..

Kaynak: Zâhide TOPCU, Şebnem Dergisi, Ocak-2016, Sayı: 131

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.