Engelli Allâh’tan Ne İstemelidir?

Engelli mümin bir kardeşimiz Allah'tan neyi nasıl istemelidir? Efendimiz (s.a.v) nasıl dua etmeyi yasaklamıştır? Dünyâda başına musîbet gelmesi ve azâbın peşin verilmesi için duâ etmek neden mekruhtur?

Sağlık ve sıhhat büyük bir nîmettir. Allâh’tan şifâ, af ve âfiyet istemek de mü’mîn olmanın gereğidir. Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

“Allâh’tan af ve sağlık dileyin, çünkü bir kimseye îmândan sonra, sağlıktan daha hayırlı bir şey verilmemiştir.”[1]

Yine sahâbîlerden birisi üç farklı günde en üstün duânın hangisi olduğunu sormuş, Allâh’ın elçisi, her defâsında;

“Rabbinden dünyâda da âhirette de âfiyet vermesini iste” diye cevâp vermiştir.[2]

Engelli, Allâh’tan istediğini gönülden ve kesin dille söylemelidir. “Dilersen beni iyileştir, dilersen bana yardım et!” gibi bir istek ile münâcaat etmemelidir:

“Sakın sizin biriniz 'Yâ Allâh! Dilersen beni mağfiret eyle! Yâ Allâh! Dilersen bana merhamet eyle!' diye duâ etmesin. İstemeyi azîm ve kat’iyyetle, kesin bir ifâde ile yapsın! Çünkü şübhesiz Allâh için hiçbir zorlayıcı yoktur!”[3]

Her türlü musîbettten Allâh’a sığınmalıdır. Peygamberimiz şu tarz duâları çokça yapmıştır:

“Allâhım; tasadan, mahzûnluktan, âcizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, borç baskısından ve ağırlığından, kudret sâhibi insânların tasallut ve galebesinden Sana sığınırım.”[4]

Engelli, ölümü direkt temenni etmemelidir. Rasûlullâh (sallallâhü aleyhi ve sellem) belânın güçlüğünden, perîşân olmaktan, kazânın kötüsünden, düşmânların sevinmesinden Allâh’a sığınır idi.

Şiddetli ağrılar ve sancılar içinde kıvranan bir hasta, düşkün ve bakacak kimsesi olmayan bir kişi, şöyle duâ edebilir:

“Sizden hiç kimse, mâruz kaldığı bir zarâr sebebiyle, ölümü temenni etmesin. Mutlakâ onu yapmak mecbûriyeti hissederse, bâri şöyle söylesin: ‘Rabbim! Hakkımda hayât hayırlı ise yaşat. Ölüm hayırlı ise canımı al.’[5]

ŞERRE DEĞİL HAYRA DUA EDİN

Muhammed bin Sîrin ’den şöyle rivâyet edilmiştir:

Bir kadın, çocuğunu Rasûl-i Ekrem (a.s.)’a getirip şu ricâyı yaptı:

-Ya Rasûlallâh! Bu çocuk benim evlâdımdır. Yaşı şu kadar olmasına rağmen, hastalık yüzünden vücûdu gelişmemiş, işte böyle ufacık kalmıştır. O’nu öldürmesi için Allâh’a duâ et…

Allâh Rasûlü (s.a.s) cevâben:

–  Hayır, ben onun ölümüne değil; Allâh’ın ona sıhhat ve şifâ vermesine, normal hâle dönmesine duâ edeceğim, buyurdu. Duâdan sonra kadına oğlu ile ilgili şu müjdeli haberi de verdi:

–  Bundan sonra, o, büyüyüp sâlih bir adam olacak, İslâm yolunda savaşıp şehîd edilecek ve Cennet’e gidecektir.[6]

Musîbet ve Azâbın Peşin Verilmesi İçin Duâ Etmek Mekrûhtur

Dünyâda başına musîbet gelmesi ve azâbın peşin verilmesi için duâ etmek mekrûhtur. Enes (r.a) den rivâyet edildiğine göre Rasûlullâh (sallallâhü aleyhi ve sellem) müslümanlardan zayıflamış da kuş yavrusu gibi olmuş bir zatı gördü. Rasûlullâh (sallallâhü aleyhi ve sellem) ona: «Allâh’a bir şeyle duâ ediyor yâhut ondan bir şey istiyor muydun?» diye sordu. O zât: Evet! Allâh'ım, bana âhirette ne ile cezâ vereceksen, onu bana dünyâda peşin ver, diyordum, cevâbını verdi. Bunun üzerine Rasûlullâh (sallallâhü aleyhi ve sellem): «Sübhânellâh! Sen buna tâkât getiremezsin -yâhut senin buna gücün yetmez- Allâh'ım bize dünyâda iyilik, âhirette de iyilik ver. Ve bizi cehennem azâbından koru! deseydin ya!» buyurdu. Müteakiben Allâh’a onun için duâ etti. Allâh da şifâsını verdi.[7]

Katâde, Enes'e: Peygamber (sallallâhü aleyhi ve sellem) ekseriyetle hangi duâyı okurdu? diye sordu. Enes (r.a.): Ekseriyetle yaptığı duâda:

«Allâhım! Bize dünyâda iyilik, âhirette de iyilik ver. Ve bizi cehennem azâbından koru!» diyordu.[8]

Mü’min tevekkül ve teslîmiyet ehli olmalıdır. İmrân bin Hüseyin (r.a.), Allâh Teâlâ'nın huzûrunda hesâp vermenin zorluğunu düşünerek: “Keşke rüzgârın savurduğu kül olsaydım.” derdi. Otuz yıl süren bir mîde hastalığına yakalandı. Şiddetli acılar çekmesine rağmen bir gün dahî şikâyet etmedi. Rabbini zikrederek günlerini geçirdi. Ziyâretine gelen dostları onun hâlini görünce ağlardı. O ise: “Niçin ağlıyorsunuz? Ben hâlimden memnûnum.” derdi. Onun hâlini görüp bir gün gözyaşını tutamayan Mitraf ile kardeşine sır olarak şunları söyledi: “Melekler ziyâretime gelip, selâm veriyorlar. Onlarla sohbet ediyorum. Onların ziyâretinden dolayı çok seviniyor ve acılarımı, hastalığımı unutuyorum. Bu bana yetmez mi?” dedi.[9]

Bilhassa dayanılması güç ızdıraplar veren amansız râhatsızlıklar esnâsında, gerek atamız Hz. Âdem aleyhisselâmla Havva vâlidemizin

“Ey rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz, bize acımazsan mutlaka ziyân edenlerden oluruz!”[10] diyerek yaptıkları ilticâlarını… Gerek Hz. Eyyûb (a.s)’ın

“Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin”[11] duâsını… Gerek Hz. Yûnus’un

“(Rabbim)! Senden başka ilah yoktur; sen yücesin. Şüphesiz ki ben haksızlık edenlerden oldum.”[12] niyâzını...

Ve gerekse Hâtemü’r-rusül ve’l-enbiyâ Efendimiz’in (s.a.s)

“Güç ve kuvvet, sâdece Yüce ve Büyük olan Allâh Teâlâ’nın yardımıyladır.”[13] münâcâtlarını dilden-gönülden düşürmemek gerekir.

İbn Ömer (radıyallâhü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullâh (sallallâhü aleyhi ve sellem), bir toplantıdan kalkmazdan önce mutlaka ashabına şu duâyı yapardı:

“Allâh’ım sana karşı işlenecek günâhlarla aramızda perde olacak korkundan, bizi Cennetine ulaştıracak kulluğundan, dünyâ musîbetlerine karşı tahammülümüzü kolaylaştıracak güçlü bir îmân nasîb et. Allâh’ım bizi yaşattıkça kulaklarımız gözlerimiz ve gücümüzden bizi faydalandır. Aynı şeyleri soyumuza da nasîb et. Bize zulmedenlerden intikamımızı al. Düşmânlarımıza karşı bize yardım et. Bizi dînimizden yaralama. Dünyâyı en büyük gâyemiz eyleme. Dünyâlık bilgilerle de sonumuzu getirme. Bize acımayanları üzerimize güçlü ve kuvvetli kılma.”[14]

Dipnotlar:

[1] Tirmizî, “Deavât” 106 (3558); Ahmed b. Hanbel, I, 3, 78.

[2] İbni Mâce, “Duâ” 5,  (3848).

[3] Buhârî, “Deavât” 21.

[4] Buhârî, “Deavât” 36.

[5] Buhârî, “Deavât” 30; Müslim, “Zikr” 10.

[6] Beyhakî’den. Suyûtî, Peygamber Efendimiz ve Mucizeleri, Hastalığı, Özürü veyâ Sakatlığı Olanı İyileştirme Şeklindeki Mucizeler Bahsi 20.

[7] Müslim, “Duâ” 7.

[8] Müslim, “Duâ” 9.

[9] https://www.İslâmveihsan.com/İmrân-bin-huseyin-r-a-kimdir.html

[10] A’râf: 7/23.

[11] Enbiyâ: 21/83.

[12] Enbiyâ: 21/87.

[13] Buhârî, “Teheccüd” 21.

[14] Tirmizî, “Deavât” 83.

Kaynak: Hasan Serhat YETER, Engellinin İlmihâli, 2022

İslam ve İhsan

FELÂKET ANINDA MÜSLÜMAN NELER YAPMALIDIR?

Felâket Anında Müslüman Neler Yapmalıdır?

NASIL DUA EDİLİR? NASIL DUA EDERSEK KABUL OLUR?

Nasıl Dua Edilir? Nasıl Dua Edersek Kabul Olur?

DUA NASIL EDİLİR?

Dua Nasıl Edilir?

PEYGAMBER EFENDİMİZ NASIL DUA EDERDİ?

Peygamber Efendimiz Nasıl Dua Ederdi?

DUA EDERKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

Dua Ederken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle