Kibirden Nasıl Kurtulabiliriz?

Kibirden nasıl kurtulabiliriz?

Kibrin en büyük sebebi, insanın kendinde bir varlık görmesidir. Eğer insan kendinde bir varlık görmezse, kibrin oluşmasına da bir sebep kalmamış olur. Oysa insan dediğin şey, Allah'ın kendisine verdiği nimetlerden oluşan bir varlıktır. Bizde bize ait hiçbir şey yok. Neyimiz varsa Cenab-ı Allah'ın lütfudur, ikramıdır, ihsanıdır, Ondandır. Böyle olunca da sana ait olmayan bir şeyle kibirlenmek, akıllı kişinin yapacağı bir iş değildir.

Onsuz Bir Hiçiz

Onun için kendinde bir varlık görmeye başladığı zaman insan azmaya, başkalarını küçük görmeye ve kendisini büyük görmeye başlar. Oysa her an, her lahza Allah'a muhtacız. Her nefes (yani nefesi bölebildiğiniz kadar bölün), her nokta Cenab-ı Allah'ın rahmetine muhtacız. Sağlığın kıymetini hasta olanlara sormak lazım, gençliğin kıymetini yaşlılara sormak lazım, imkanın, malın, mülkün kıymetini zenginlikten fakirliğe düşmüş olanlara sormak lazım. Cenab-ı Allah sayısız nimetlerle bizi perverde etmiş. Verdiği nimetlerden bir tanesini alınca bizim adeta hayatımız kararıyor. Bakın bir göz nimeti var, onunla bütün kâinatı görebiliyoruz (yani en azından bakıyoruz, görebilmek bir iddia da), ama bir an görme yitini kaybedince insan dünyası kararıyor. O zaman ne kadar büyük bir nimet içerisinde olduğunu hatırlıyor.

Dolayısıyla insanın önce kendisini şuna ikna etmesi lazım: "Bende bir şey yok, ne varsa Allah'ın." Öyle olunca da Allah'ın verdikleriyle Allah'ın kullarına karşı kibirlenmek, asla akıl sahibi, idrak sahibi, izan sahibi bir insanın yapabileceği bir şey değildir. Diğer noktadan da kibir sevgisizlikten kaynaklanır. Yani Allah bizi muhabbetten yarattı. Cenab-ı Allah bilinmek, ibadet olunmak murat etti, muhabbet etti; insanoğlunu yarattı, kâinatı yarattı. Binaenaleyh muhabbet, sevgi olmadığı sürece bir insanda onun mümin olması, cennete girmesi mümkün değil. Hazreti Peygamber (s.a.v.) Efendimiz öyle buyuruyor: "Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız." (Müslim, Îmân, 93)

Kibrin İlacı Sevgi ve Muhabbet

Şimdi bu "birbirinizi sevmedikçe" ifadesi, sevginin tek başına bir taraftan var olması bizi iman etmiş hale getirmiyor. Çok önemli bir nokta burası. Ben sizi çok seviyorum Basir hocam, Allah için. Peki benim sizi sevmem cennete girmem için yeterli mi? Değil. Sizin de beni sevmenizi temin etmem lazım. Ancak o zaman "birbirinizi sevmedikçe" ifadesindeki birbirinizi sevme, karşılıklı olarak sevgi tahakkuk etmiş olur. Ben size karşı kibirlensem siz beni sevmezsiniz ki.

Dolayısıyla bir Müslümanın; şimdi ben gençlerden zaman zaman duyuyorum, "Ben kimseyi sevmeye mecbur değilim." Evet, maalesef. Oysa bırak herkesi sevmeye mecbur olmayı, herkese kendimizi sevdirmeye mecburuz. Şimdi kibirli olunca nasıl muhatabın seni sever? Hani sevmeyi bir derece anlarım, zorlar insan kendini sevmek için. "Ya ben Basir Hocayı sevmeye mecburum, bütün Müslümanları sevmeye, bütün insanları sevmeye mecburum" diye böyle kendime telkin vere vere belki bir mesafe katedebilirim. Ama karşımdaki Müslümanı, karşımdaki insanı beni sevecek hale nasıl getirebilirim? Bu düşündürücü bir nokta.

Yani mesela herkese para dağıtsam, herkese gülücük dağıtsam beni sever mi insanlar? Zannetmiyorum. Çünkü Efendimiz (s.a.v.) yine buyuruyorlar ki: "Siz insanlara mallarınızla yetemezsiniz." (Müsned, III, 71). 8 milyar insan var hocam, hangi birine kaç kuruş paran var ki senin vereceksin? Ama diyor, "Kalplerinizle insanlara yetebilirsiniz." Dolayısıyla bir kalp diplomasisi yürütmek gerekiyor. Hazreti Peygamber (s.a.v.) Efendimiz burada imdadımıza yetişiyor, hadisin devamında diyor ki: "Size bir şey söyleyeyim mi? Onu yaptığınızda birbirinizi seversiniz. Aranızda selamı yayınız." (Müslim, Îmân, 93). Yani selamı yaymak da gelene geçene "Esselamüaleyküm ve rahmetullah" desem insanlar beni sever mi? Hele de günümüz Türkiye'sinde "Bu adam selam veriyor, muhakkak bir beklentisi vardır" diye uzak dururlar. Oysa selamın anlamı: "Benden sana zarar gelmez."

Basri hocam, ben bu dünyaya Allah'a kulluk edip ahireti kazanmak, cennete girmek için çabalamak üzere geldim. Dolayısıyla cennete girmek benim en büyük idealim. Bu idealimi gerçekleştirebilmek için de seni sevmeye mecburum, senin de beni sevmeni sağlamaya mecburum. Onun için benden sana zarar gelmez, ben senin iyiliğini, senin hayrını kendi iyiliğimden önce tutarım. Ha bu çok zor bir aşama. Yani şimdi diyelim ki ikimiz de işsiz, güçsüzüz, işe ihtiyacımız var, bir tane iş var, açık bir pozisyon var. Sen de ben de o işe müracaat ediyoruz. Şimdi insan olarak içimizden ne geçiyor? "Bu işi ben alayım da çoluğuma çocuğuma buradan ekmek götüreyim." Fakat kalbim bana demeli ki: "Evet, doğru diyorsun, sen bu işi elde edersen çoluğuna çocuğuna buradan ekmek götürürsün ama kardeşini kendinden üstün tutmalısın. Onun bu işi almasını kendin almana göre daha sevimli kabul etmelisin."

Ne olur böyle olunca? Ben onunla yok edici, yıkıcı bir rekabete girmem. Tamam, "esbaba tevessül", yani sebeplere sarılınız. Allah her şeyi bir sebebe bağlamış. Sebep neyse sen de müracaat et, ben de müracaat edeyim. İnşallah sen kazanırsın. Yani Allah senin kazanmanı murat etmişse sen kazanırsın. Sen kazandığında ben üzülmem; yani sen kazandın diye üzülmem. He, ben alamadım diye işsiz kaldığım için üzülürüm bir insan olarak ama sen kazandığın için de sevinirim. Ben böyle düşündüğümde takdir değişir mi? Değişmez. Ama ben böyle düşündüğümde her hâlükârda kazanmış olurum.

Kibir Hastalığının Sebebi

Binaenaleyh kibir, sevgisizlikten kaynaklanan, insanın kardeşini, hemcinsini sevememesinden kaynaklanan bir problemdir. Onun için kibirle mücadele etmenin en önemli yollarından bir tanesi de, herkese Yunus Emre'nin dediği gibi sevgiyle, muhabbetle "sevelim, sevilelim", "yaratılanı severiz Yaradan'dan ötürü" ilkesiyle hareket etmek gerekir. Yoksa bu dünya bir imtihan yurdu. Hakikaten bu imtihan yurdunu ahiret bakışıyla değerlendirerek bu dünya sürgününü tamamlamakla memuruz. Yoksa burada kalıcı, ebedi değiliz. Kalıcı olsaydı Sultan Süleyman kalırdı. Bazen insanda öyle bir şey de oluyor, "Benden sonra benim namım devam etsin, yürüsün." Yok öyle bir şey yani, çok nadirdir, milyonda birdir dedesinin, dedesinin ismini bilenler. 60-70 senede her şey unutulup gidiyor. Onun için ebedi olan Allah'a kulluğumuzdur. O kulluk imtihanını, mücadelesini vermekle meşgul olan bir insanın kibretmeye vakti olmaz.

Kibir boş adam işidir, boş teneke işidir. Dolu olan o yere basar, havalarda görüntü vermeye çalışmaz. Mâmafih Allah'a sığınmak lazım, kibirden, kibrin afetlerinden Allah'a sığınmak lazım. Çünkü kibir çok sinsi bir hastalıktır, çok sinsi bir mikroptur. Bazen bir bakışla ifade edilir, bazen bir sözle, bazen bir kardeşinizin sözünü keserek: "Sen sus, sen konuşsan ne olur, konuşmasan ne olur? Konuşacak olan benim, benim sözüm değerli" anlamına gelecek bir ifadedir bazen söz kesmek.

Kibirden Allah'a Sığınırız

Onun için bilerek bilmeyerek işlemiş olduğumuz bütün günahlardan Cenab-ı Allah'a sığınırız. Rabbim affeylesin, mağfiret eylesin. Ancak kibir çok çok ağır bir günahtır. Cenab-ı Allah "Büyüklük, kibir bana mahsustur. Kim benimle bu noktada boy ölçüşmeye kalkarsa onu düşman bellerim" diyor (Kudsi Hadis: İbn-i Mace, Zühd, 16). Hani bu Allah'ın düşmanı olanın da iflah olması mümkün değil. Çünkü şirkin de sebebi o büyüklüktür, büyüklük taslamaktır, kibirdir. Onun için İmam Rabbani Hazretlerinin güzel bir tespiti var: "Baktım" diyor, "günahlar içerisinde en bağışlanmayacak olan kibirdir." Yani şimdi adam namaz kılmıyorsa kibrinden namaz kılmıyor. "Önemli olan benim" diyor ya, "Ben memnun olmam lazım" diyor. Ya şimdi ben Allah bana 24 saat vermiş, bunun bir saatini Allah'a niye ayırayım? Allah muhafaza etsin. Bunun için kibirden kaçınmaya; kibrin küçüğü büyüğü olmaz. Allah muhafaza etsin, cümlemizi muhafaza eylesin.

İslam ve İhsan

TEVAZU VE KİBİR NEDİR? TEVAZUNUN FAZİLETİ VE KİBRİN TEHLİKESİ İLE İLGİLİ HADİSLER

Tevazu ve Kibir Nedir? Tevazunun Fazileti ve Kibrin Tehlikesi İle İlgili Hadisler

KİBİR NEDİR? KİBİRLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER

Kibir Nedir? Kibirle İlgili Ayet ve Hadisler

GURUR VE KİBİR HAKKINDA AYET VE HADİSLER

Gurur ve Kibir Hakkında Ayet ve Hadisler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle