Şeyh Nedir, Kime Denir?

Tasavvufta şeyh kimdir, neyi temsil eder? Her âlim şeyh olabilir mi; bir mürşidde hangi vasıflar aranmalıdır?

Tasavvufta şeyh, ilim ve irfanla sâliki mânevî olgunluğa ulaştıran rehberdir.

ŞEYH NEDİR, KİMLERE DENİR?

Şeyh Kimdir?

Şeyh lügatta “sîmâsında yaşlılık alâmeti beliren ya’ni en az elli yaşları civârında olan kimse” demektir. Cem’i şüyûh ve meşâyih’dir.1 Istılahda ise “tarîkat pîri, mürşid ve üstad” ma’nâsınadır.

Şeyhin Müderristen Farkı Nedir?

Tekke ve tarîkat şeyhi medresedeki müderrise benzer, fakat fonksiyon i’tibariyle farklılık arzeder. Çünkü müderris ders takrir eder, şeyh ise kendisine intisâb eden sâlikleri ma’nevî olgunluğa eriştirmek için rehberlik eder; faydalı ve zararlı olanı tefrik ettirir ve onların kalplerine şerîat bilgisini, Allah sevgisini yerleştirmeğe çalışır. Birinin yaptığı iş nazarî ve kavlî öbürününki ise amelî ve tatbikîdir.

Her Âlim Şeyh Olabilir mi?

Şeyh, kitab ve sünneti bilen iyi bir âlim olmalıdır, lâkin her âlim şeyh olamaz. Şeyh olacak kimsenin kemâl sıfatlarıyla muttasıf, dünyâ ve mansıp hevesinden geçmiş, kılle-i taâm, kılle-i menâm, kılle-i kelâm ve uzlet gibi riyâzî davranışlar, namaz, oruç sadaka gibi salih amellerle nefsini arıtmış, Rasûlullah’ın ahlâkıyla mütehallık bir kimse olması gerekir.2 Ayrıca Resûl-i Ekrem’de müntehî bir silsileye de sahip bulunmalıdır.

Dipnotlar:

  1. Âsım, Kamus Terc., I/547,
  2. et-Tehânevî Mehmed Alî b. Alî, Keşşâfu ıstılâhâti’l-fünûn, İstanbul 1317, I/811

Kaynak: Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Aziz Mahmut Hüdayi, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

HAK DOSTLARI VE MÜRŞİD-İ KAMİLLER

Hak Dostları ve Mürşid-i Kamiller

ALLAH DOSTU KİME DENİR?

Allah Dostu Kime Denir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • Sizin yolunuza giden bir bayan eşi izin verdiği sürece gidebilir veya ders alabilir değil mi

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.