HİKMET NEDİR? HİKMETİN FAZİLETLERİ NELERDİR?

0

Hikmetli nasihatleriyle destanlaşan Hazret-i Lokman -aleyhisselâm- zâhirî ve bâtınî hekimlerin pîridir. Rivâyetlere göre Eyyûb -aleyhisselâm- ile akrabâdır[1] ve pek çok peygamberin hizmetinde bulunmuştur.

Lokman Hakîm, bir peygamber veya velîdir. Fakat İslâm âlimlerinin çoğu, onun peygamber değil, hikmet ve takvâ sahibi, tefekkür ehli, sâlih bir zât olduğu kanaatindedir.

Lokman -aleyhisselâm-ʼın “hikmet” ehli olduğu, Kur’ân-ı Kerîm’de kendi adıyla anılan sûrede şöyle beyân edilmektedir:

“Andolsun ki Biz Lokmân’a; «Allâh’a şükret!» diyerek hikmet verdik…(Lokman, 12)

HİKMET NE DEMEK?

Hikmet; eşyânın hakîkatini ve esrârını idrâk edebilmektir.

Hikmet; hakîkatleri idrâk husûsunda akla aczini kavratmaktır. Akılla kavranamayan nice sırlar, ancak hikmetle çözülür. Kâinattaki ilâhî tecellîler de hikmet nazarıyla okunabilir.

İLMİN VE HİKMETİN FAZİLETİ

Eğer hikmet olmasaydı, sırlar kapalı kalırdı. Şayet sırlar açılmasaydı, gönüller irfan iklîminden feyizlenemez; Hazret-i Mevlânâ, Abdülkâdir-i Geylânî, Yûnus Emre, Şâh-ı Nakşibend, Aziz Mahmud Hüdâyî ve emsâli Hak dostları, yani müʼmin gönüller için müstesnâ bir istikâmet ve takvâ miyârı olan büyük şahsiyetler yetişmezdi.

Hikmet pınarları, ancak tezkiye olmuş kalpte tecellî eder. Bu itibarla mü’min, hem Allâh’ın hem de Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in tezkiyesi ve terbiyesi altında, iç âlemini mâsivâdan arındırabildiği nisbette selîm bir kalbe nâil olur.

İlmin nihâî hedefi de, hikmette derinleşmektir. İlâhî sanatın; “Kurʼân, kâinat ve insan”da sergilediği sonsuz muammâlarını çözmektir. Her zerrede mevcut bulunan, ilâhî kudret ve azamet tecellîlerini idrâk edebilmektir.

Meselâ tıp bilgisi, Allâh’ın vücuda yerleştirdiği muazzam kâidelerle ilgilenir. Botanik de, topraktan biten nebâtâta konulan ilâhî kâideler etrafında faâliyet gösterir. Hikmet ise, bütün ilimlerin iştigâl ettiği kânun ve kâidelerin sahibini tanıyabilmekle meşgul olur. Çünkü ilmin gâyesi, bilgileri zihne istiflemek değil, o bilgilerin ötesindeki sır ve hikmetleri, kalbin idrâk edebilmesidir. Bu da, kalpte nûr-i ilâhînin tecellîsi ile mümkündür.

HAYRIN GÖSTERGESİ

Allah Teâlâ buyurur:

(Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona pek çok hayır verilmiş demektir. Ancak akıl sahipleri düşünüp ibret alırlar.” (el-Bakara, 269)

[1] Bkz. Sa‘lebî, Arâis, s. 391.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarından Hikmetler 1, Erkam Yayınları, 2013

Paylaş.

Yorumlar