Hasan-ı Basrî Hazretleri’nden Hikmet Dolu Dersler

Hasan-ı Basrî Hazretleri şâhit olunan cenaze manzaralarından nasıl ders almak gerektiğini anlatıyor.

Hasan-ı Basrî Hazretleri şâhit olunan cenaze manzaralarından nasıl ders almak gerektiğini ifade sadedinde buyuruyor ki:

“Azrâil -aleyhisselâm- rızkını tüketip ömrünü tamamlayanın canını alır. Vefât eden kişinin evindekiler feryâd ü figān ederler. Azrâil -aleyhisselâm- hâl lisânı ile onlara şöyle der:

«‒Siz niçin bu kadar çok ağlıyorsunuz? Ben bu insanın ne rızkını yedim, ne de ömründen kestim. Rızkı tükendi, ömrü sona erdi, emr-i Hak vâkî oldu, ilâhî tâlimat gereği canını aldım.

Boşuna ağlamayın. Ben devamlı olarak buraya gelip gidecek ve hiçbirinizi geride bırakmayacağım.»”

Hasan-ı Basrî Hazretleri sözlerine şöyle devam eder:

“Eğer ev halkı Azrâil -aleyhisselâm-’ı görseler ve dediklerini duysalardı, ölüyü unutur, kendilerine ağlarlardı!”[1]

Bu bakımdan, hemen hemen her gün, konu-komşu, eş-dost, akraba, yakın ve uzak çevremizde cenâze haberleri ve manzaraları görürken, ölümü kendimize uzak görme gafletinden kurtulmalıyız. Fırsat eldeyken son nefesimizi güzelleştirmeye gayret etmeli, kabre ve âhirete hazırlanmaya çalışmalıyız.

Unutmayalım ki bu hazırlığı ne kadar yapabilirsek, Rabbimiz de bizi o kadar ölüm ve ötesinin korku ve endişelerinden emin kılar.

Zira Cenâb-ı Hak âyet-i kerîmede buyuruyor:

“Biliniz ki Allâh’ın dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.” (Yunus, 62)

Başka kimlere korku ve hüzün yok? Âyet-i kerîmelerde Rabbimiz onları da açıkça beyan buyuruyor:

“Mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından başa kakmayan, fakirlerin gönlünü kırmayan kimseler var ya; onların Allah katında has mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceklerdir.” (el-Bakara, 262)

“Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık hayra sarf edenler var ya; onların mükâfatları Allah katındadır. Onlara korku yoktur, üzüntü de çekmezler.” (el-Bakara, 274)

“«Rabbimiz Allahʼtır» deyip sonra da dosdoğru yaşayanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” (el-Ahkāf, 13)

“Ey Âdemoğulları! Size kendi içinizden âyetlerimi anlatacak peygamberler gelir de kim (onlara karşı gelmekten) sakınır ve kendini ıslah ederse, onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” (el-Aʻrâf, 35)

Dolayısıyla ecel senedinin meçhul vâdesi dolmadan evvel;

–Elimizdeki imkânları âdâbına riâyet ederek cömertçe infak etmeli,

–Kur’ân ve Sünnet istikâmeti üzere bir kulluk hayatı yaşamalı,

–Allah ve Rasûlʼüne cân u gönülden itaat edip hâlimizi ıslaha çalışmalı,

Böylece Cenâb-ı Hak ile dostluk iklimine girmeye gayret etmeliyiz.

Merhum Necip Fâzıl bu fânî cihandaki asıl muvaffakıyeti ne güzel hulâsa eder:

O demde ki perdeler kalkar, perdeler iner,

Azrâil’e “hoş geldin” diyebilmekte hüner…

Şüphesiz ki ölümü böyle bir huzur içinde karşılayabilmek, ömrünü Rabbinin rızâ ve muhabbetini kazanma cehdiyle geçiren, sâlih kulların kârıdır.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Altınoluk Dergisi, 2026 – Ocak, Sayı: 479

İslam ve İhsan

DÜNYAYA GELEN HER İNSAN, BİR EBEDİYET YOLCUSUDUR

Dünyaya Gelen Her İnsan, Bir Ebediyet Yolcusudur

OSMAN NÛRİ TOPBAŞ HOCAEFENDİ İLE EBEDİYET YOLCULUĞU KİTABI ÜZERİNE MÜLÂKAT

Osman Nûri Topbaş Hocaefendi İle Ebediyet Yolculuğu Kitabı Üzerine Mülâkat

HASAN BASRİ HAZRETLERİ KİMDİR?

Hasan Basri Hazretleri Kimdir?

HASAN-I BASRÎ HAZRETLERİ’NDEN HİKMETLİ SÖZLER VE TAVSİYELER

Hasan-ı Basrî Hazretleri’nden Hikmetli Sözler ve Tavsiyeler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.