Zuhr-i Âhir Namazı Nasıl Kılınır?

Zühr-i Ahir namazı nedir? Zühr-i Ahir namazı kaç rekattır? Zühr-i Ahir namazı nasıl kılınır? Zühr-i Ahir namazının kılınışı.

“Son öğle namazı” anlamına gelen Zühr-i Âhir namazı, bir kısım İslâm bilginleri tarafından Cuma namazının sahih olmaması ihtimaline binaen, ihtiyaten kılınması öngörülen o günkü öğle namazıdır.

ZÜHR-İ AHİR NAMAZI KAÇ REKATTIR?

Zühr-i Ahir namazı 4 rekattır.

AHİR NAMAZININ KILINIŞI

1. Rekat

  • “Niyet ettim Allah rızası için dört rekat Zuhri Âhir namazını kılmaya” diye niyet ederiz.
  • “Allahu Ekber” diyerek İftitah Tekbiri alır ve namaza başlarız.
  • Sübhaneke’yi okuruz.
  • Euzü-besmele çekeriz.
  • Fatiha okuruz.
  • Kuran’dan en az, kısa üç ayet veya üç ayet miktarı uzun bir âyet okuruz.
  • Rükuya gideriz.
  • Secdeye gideriz. Doğruluruz, tekrar secdeye gideriz.

2. Rekat

  • Ayağa kalkarak kıyama dururuz.
  • Besmele çekeriz.
  • Fatiha okuruz.
  • Kuran’dan en az, kısa üç ayet veya üç ayet miktarı uzun bir âyet okuruz.
  • Rükuya gideriz.
  • Secdeye gideriz. Doğruluruz, tekrar secdeye gideriz.
  • Oturarak Ettehiyyatü okuruz.

3. Rekat

  • Ayağa kalkarak kıyama dururuz.
  • Besmele çekeriz.
  • Fatiha okuruz.
  • Rükuya gideriz.
  • Secdeye gideriz. Doğruluruz, tekrar secdeye gideriz.

4. Rekat

  • Ayağa kalkarak kıyama dururuz.
  • Besmele çekeriz.
  • Fatiha okuruz.
  • Rükuya gideriz.
  • Secdeye gideriz. Doğruluruz, tekrar secdeye gideriz.
  • Oturarak Ettahiyyatu ve Allâhumme salli, Allâhumme Bârik ve Rabbenâ dualarını okuruz.
  • “Es selâmu aleyküm ve rahmet’ullah” diye sağa ve sola selam vererek namazı tamamlarız.

CUMA NAMAZINDAN SONRA ZÜHR-İ AHİR NAMAZI KILINMASI GEREKLİ MİDİR? - VİDEO

CUMA NAMAZININ İLK SÜNNETİ NASIL KILINIR?

CUMA NAMAZININ FARZI NASIL KILINIR?

CUMA NAMAZININ SON SÜNNETİ NASIL KILINIR?

VAKTİN SÜNNETİ NASIL KILINIR?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.