Vakfedilmiş Bir Araziyi Satıp Cami İmamı İçin Lojman Yapabilir miyiz?
Vakfedilmiş bir araziyi satıp cami imamı için lojman yapabilir miyiz? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.
Vakıf arazilerini veya vakıf gayrimenkullerini fukaha iki şekilde anlamıştır.
Birincisi: Kendisi bizatihi hayır olan müesseselerdir. Mesela bir kişi cami yapmış ve camiyi vakfetmiştir; medrese yapmış, okulu vakfetmiştir; çeşme yapmış, çeşmeyi vakfetmiştir. Binaenaleyh “Ben bu okulu yıkayım da buraya öğretmenlere ev yapayım” veya “Bu camiyi yıkayım da buraya hocalara lojman yapayım” denilemez. Niçin? Çünkü burada bizatihi akarın kendisi vakfedilmiştir. Vakfetmek ne demektir? Bu akar üzerinde tasarruf yetkisi sona ermiştir.
Nasıl ki tarihî eserler vardır, dokunamazsın. Mesela üç bin yıl öncesinden kalma iki tane sütun bulunmuştur, “dokunma” denir. Niçin? Çünkü o geçmişte yaşamış insanların hatırı vardır. Vakıf da böyledir kardeşim. Vakfedenin hatırı vardır. “O ya şöyledir, ya böyledir” diyerek değiştiremezsin. Sen istersen kendin al, istediğini yap; ama adam orayı cami olarak vakfetmişse bitmiştir, artık değiştirilemez.
İkinci vakıf türü ise geliri hayır cihetine harcanmak üzere vakfedilmiş olan yerlerdir. Yani geliri camiye, medreseye, fakirlere veya başka bir hayır hizmetine tahsis edilen vakıflardır. Bunlara “galle vakıfları”, yani gelir getirici vakıflar denir. Burada maksat, taşınmazın kendisi değil, ondan elde edilen gelirin tahsis edildiği hayırdır.
Şöyle düşünelim: Bir kişi cami yapmış, caminin yanındaki araziyi de caminin masraflarını ve imamın lojmanının giderlerini karşılamak için vakfetmiş olsun. Bu arazide ekim yapılıyor, ayda üç bin, beş bin lira gelir geliyor. Fakat bu gelir ne caminin masraflarını karşılamaya yetiyor ne de hocanın kaldığı evin kirasını karşılıyor.
Bunun üzerine fukaha demiştir ki: Bu araziyi kat karşılığı verelim, buradan üç-dört tane daire yapalım; bu daireler camide görev yapan personele lojman olsun. Böylece yine vakfın işletmesi devam etsin ve hayır maksadı daha güçlü bir şekilde gerçekleşmiş olsun. Allahu a‘lem, bunda bir sakınca olmaz.
Nitekim bugün üzerinde bulunduğumuz Çamlıca, Ümraniye, Üsküdar gibi bölgelerde vakıf olmayan yer bulmak neredeyse mümkün değildir. Ancak bunların çoğu bu ikinci tür vakıflardır; yani geliri filan hayır cihetine vakfedilmiş yerlerdir. İhtiyaç olduğunda, gerekli usule uygun şekilde karar alınarak, bu yerler vakfın maksadını daha iyi gerçekleştirecek biçimde değerlendirilebilir.












YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!