Gafil Kalbin Manevi Tesiri
Beylerbeyili Âdil Bey’in yaşadığı hâl üzerinden, gaflet ve kasvetin kalpten kalbe mânevî tesirini anlatan ibretlik bir hadise.
Hicrî 1340 senesinin mübârek bir gününde İstanbul Ayasofya Câmii’nde Kur’ân-ı Kerîm ve mevlid-i şerîf ziyafeti vardı. Câmi, mahfellerine kadar doluydu. Ulemâ ve talebeler câmide idi. Zamanın güzîde hâfızları Kur’ân-ı Kerîm ve mevlid-i şerîf okumaya başlamışlardı.
KALBİN DARALMASINA SEBEP OLAN MÂNEVÎ TESİR
Beylerbeyili Âdil Bey isminde, mânevî hâl sahibi ve keşfi açık bir zât da kürsüye yakın bir yerde oturmuş, dinliyordu...
Biraz sonra Âdil Bey’e mânevî bir daralma hâli geldi. Sıkıldı, bunaldı. Oysa içinde bulunduğu o mânevî atmosferde Kur’ân ve mevlid okunurken böyle bir gönül daralmasının olmaması lâzımdı.
Âdil Bey, merakla etrafına baktı. Gördü ki tam karşısında kasvet-i kalbe müptelâ biri var; farkında olmadan sadır sadıra karşı oturuyorlar. Böylece o kasvetli ve gâfil kalpten kendisine daralma aksettiğini anlayan Âdil Bey, hemen yerini değiştirdi. Bunun üzerine biraz ferahladıysa da, tesirini bir müddet üzerinden atamadı.
Hisse:
Hâllerde sirâyet özelliği vardır. Nasıl ki kâinatta birtakım ışınlar var; alfa, beta, gama, mor ötesi ışınları vs… Kalpten de çıkan birtakım görünmez ışınlar var. Bunların müsbetine “feyz” ve “rûhâniyet” diyoruz, menfîsine ise “gaflet” ve “kasvet” diyoruz.
Sâlih ve sâdık mü’minlerden dâimâ feyz, rûhâniyet ve pozitif enerji sirâyet eder. Bunun içindir ki Cenâb-ı Hak;
“Ey îmân edenler! Allah’tan korkun ve sâdıklarla beraber olun!” (et-Tevbe, 119) buyuruyor.
Bunun zıddına, din düşmanları ve fâsıklarla beraberlik ise, felâket getirir. Bu itibarla yine âyet-i kerîmede;
“...Zâlimler topluluğu ile oturma!” (el-En‘âm, 68) buyruluyor.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Müminlerin Gönül Ufku, Erkam Yayınları


YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!