Unesco: "kudüs, Filistin'in Başkentidir"

UNESCO, Mescid-i Aksa'nın ve Kudüs'ün Müslümanlara ait olduğunu kabul etti. UNESCO, İsrail'i kınayan bir kararı da kabul etti.

İlk taslak önerisindeki Yahudilerin ağlama duvarı olarak kullandığı Batı duvarının da Müslümanlara ait olduğu yer olmakla birlikte gelen tepkiler üzerine bu öneri geri çekildi.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Kudüs'te El-Aksa Camii'nde ibadet özgürlüğünü kısıtlayan ve kutsal kurallara uymadıkları için İsrail'i kınayan bir kararı kabul etti.

"KUDÜS, FİLİSTİN'İN İŞGAL ALTINDAKİ BAŞKENTİ"

Fransa'da dün gerçekleşen oylamada, Mısır, Tunus, Cezayir, Fas, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından Filistin lehine 26 oy, aralarında ABD, İngiltere ve Almanya'nın bulunduğu 6 ülke ise "hayır" oyu kullandı. Fransa'nın da içinde bulunduğu 25 ülke ise "çekimser" oyu verdi.

Kabul edilen kararda Kudüs "Filistin'in işgal altındaki başkenti" olarak onaylandı.

İsrail'in El-Aksa Camii'nde ibadet özgürlüğü kısıtlamalarını kınandı. Kudüs, Batı Şeria ve Gazze'de İsrail eylemlerin İsrail yönetimi hakkında yapılan şikayetleri yineledi.

UNESCO yönetim kurulundan Irina Bokova, salı günü BM'ye "daha fazla yerde gerginlikleri tahrik etmemesi ve o kutsal mekanların kutsallığına saygı tavsiyesi yönünde kararlar alması" çağrısında bulundu. Bokova yaptığı açıklamada "Hepimiz diyalog, hoşgörü ve barışı teşvik eden kararlar almalıyız, UNESCO'nun görev sorumluluğu var" dedi.

İSRAİL'İN SİLAHLANDIRMA ÇAĞRISI DA KINANDI

Altı sayfalık karar tasarısında ayrıca Uluslararası toplumu İsrail'i son terör hareketleri bahanesi ile vatandaşlarını silah taşıma yetkisi vermesinden dolayı kınanması çağrısı yapıldı.

Kararda, Bethlehem Hebron ve Rachel'ın Tomb Patrikler Türbesi'nin "Filistin ayrılmaz bir parçası" olduğu yinelendi. Ancak, Mescid-i Aksa'nın ayrılmaz bir parçası olarak Batı Duvarının da tanınması için çağrıda bulunulan bir fıkra, İsrail'in itirazları sonucu ertelendi.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • Merhaba, Mescid-i Aksa ve Kudüs ile ilgili genel medyadaki haberlerin resimlerinde hep altın kubbeli Cami görünmekte. Bu Cami Mescid-i Aksa mıdır Kubbetüs Sahra mı? İnternetten edindiğim sınırlı bilgim, altın kubbeli Cami'nin Kubbetüs Sahra olduğu yönünde. Bu bilgi doğru mu? Bu bilgi doğruysa, Mescid-i Aksa ve Kudüs ile ilgili haberlerde neden Mescid-i Aksa fotoğrafı yerine Kubbetüs Sahra fotoğrafı gösterilmekte? Saygılarımla

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.