Erkeklerin hanımları üzerinde hakları olduğu gibi, hanımların da beyleri üzerinde hakları vardır. Erkeklerin bu altı hakkı gözetmeleri gerekir.
Nübüvvetin son halkası, âlemlere rahmet olarak gönderilen Habibi Edibi Zi-Şan Efendimiz’in (s.a.v.) getirdiği şeriat, zaman ötesi, kıyamete kadar geçerli olacak ve tüm insanları Allah’a ulaştıracak tek doğru yol olan sırat-ı müstakîm’dir.
Dini kullanarak insanları kandırma sadece bugün ortaya çıkmış yeni bir hadise değildir, tarih boyunca her zaman bu tür insanlar bulunagelmiştir. Prof. Dr. Süleyman Derin, Altınoluk Dergisinde sahte din önderlerinin özelliklerini anlatıyor.
En temelde sırat-ı müstekıym denmiş. Dosdoğru yol anlamına... Allah Teâlâ insana bunu talep etmeyi öğretmiş. “Yol” İslam irfanının ana ıstılahlarından biri. Tarikat, şeriat, mezhep… Hepsi bir yürüyüşü ifade ediyor ve bu yürüyüşün istikamet üzere olması işin ana omurgasını ortaya koyuyor.
Tasavvuf nedir? Tasavvufun anlamı, tarifi... Kısaca tasavvuf nedir?
İmam Rabbani’ye göre tasavvuf, zahiri ilimler olmadan olmaz. Maneviyatın neşri ise satırlardan değil sadırlardan yani kalplerden kalbe olacaktır. Bu sebeple tasavvufi kitapları okumaktan çok onları yaşayan insanların beraberlikleri salike fayda verecektir.
Allah dostları, tasavvufî terbiyeye girmek isteyenlere, evvelâ Cenâb-ı Hakk’ın emir ve neyihlerine riâyet etmelerini, Kur’ân ve Sünnet’in muhtevâsı dâhilinde yaşamalarını tavsiye eder, ondan sonra tasavvufî derslerle meşgul olmalarına izin verirlerdi. Es‘ad Efendi Hazretleri de, her şeyin bu hassâsiyete bağlı olduğunu beyan ederdi. Bâzı mektuplarında şöyle buyurur:
Sami Efendi Hazretleri, Resûlullah’ın (s.a.v.) yolundan adım adım gitme gayreti içerisinde olmuş en güzel şahsiyet önderlerinden biridir. Zor bir dönemde yaşamıştır. Ancak ilkelerinden şahsiyetinden İslami hassasiyetinden zerre kadar taviz vermemiştir.
Kur'ân'da geçen “Ulu'l emre itaat”i nasıl anlamalıyız? Kur'ân'a göre kimler 'Ulu'l emr' olabilir? Marmara Üniversitesi İlahiyat Profesörü Ömer Çelik İslam ve İhsan'da anlatıyor.
İmâm-ı Rabbânî Hazretleri “Mânevî hâller, şerîate bağlıdır; şerîat hâllere bağlı değildir. Çünkü şerîat sağlam ve kesindir, doğruluğu vahiyle sâbittir. Hâller ise zannîdir, keşif ve ilhamla sâbittir.” buyururarak bununla birlikte, şer’î esaslara riâyetle birlikte yapılan zikir ve tefekkürlerün de çok fazîletli olduğunu belirtiyor.