Âilede eğitim, önce anne-baba ile başlar. Sonra çevre ve giderek okullarla şekillenir. Davranışın oturması, en geç ergenliğe kadar sürer. Lâkin temel, âilede atılır.
Bizi biz yapan ve “değer” olarak ifade edebileceğimiz hangi konuya temas etsek, gayr-i irâdî bir şikâyet psikolojisine bürünüyoruz. Bu, geçmişimizi güzelleştiren birçok değerimizin bu zamana aktarılamayışının bir işareti olarak karşımıza çıkıyor. Kapitalizmin hayatımıza sindiği günümüzde “Ben merkezci” bir anlayışın ürünü olarak yapılan yeni ev tarzları, “rezidans” ve otel mantığı ile inşâ edilen evler; hem mahremiyetin, hem de komşuluk ilişkilerinin âdeta kökünü kurutuyor.
Kur’ân-ı Kerim, Hazret-i İbrahim’e misafir olan insan kılığındaki melekleri haber verir. Hikmet sahibi Rabbimiz, onları melek sûretinde değil de insan kılığında göndererek bize ders veriyor.
En çok utanıp hayâ edeceğimiz ve buna layık olan Rabbimizdir. Rabbimizin haram kıldığı her sınırı aşarken, “Rabbim beni görüyor!” deyip evvelâ Rabbimize karşı hayâlı olmalıyız. Onun bize ihsan ettiği sayısız nimetleri düşünmeli, O’nun mülkünde, O’na hayâsızlık yapmamalıyız.
Şehirlerimizde ve köylerimizde misafirhaneler, konukevleri; evlerimizde misafir odası, misafir yemek takımları, misafir yorganı, nevresimi, misafir havlusu, misafir koltuğu, misafir dantelleri, örtüleri, hattâ misafir gelince serilen halı-kilim ve yolluklar bulunur. Bütün bu incelikler, dînimizin ve kültürümüzün misafire bakışının hayatımıza yansımış güzellikleridir.
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, misafir ağırlamış, misafirlerine bizzat hizmet ve ikramda bulunmuş, ashâbını da misafirle ilgilenmeye teşvik etmiştir. Buradan anlıyoruz ki bizim medeniyetimiz bir misafir medeniyeti.
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in sünneti dediğimizde sadece sağ elle yemek yemesini, oturarak su içmesini örnek verir ve onu uygularız. Kendisine ikram edilen bir hediye veya yemeği, güler yüzle kabul edip eğer yemediği bir ikramsa nîmeti hor görmeden, ikram sahibini kırmadan geri çevirmesini sünnet olarak uygulayabiliyor muyuz?
Misafir ağırlamak ve ikramda bulunmak, başta Hazret-i İbrahim’in ve Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in sünnetlerindendir. Dinimizde de misafire ikram ve hürmet, övülen bir ameldir. Misafir giren ev “hayırlı”; misafire hizmet eden şahsiyetler ise “mübarek” kimselerdir.
Dindar ve ahlaklı gençler yetiştirmek istiyor ve çocuğunuzun manevi eğitimine önem veriyorsanız bunları yapabilirsiniz.
Genç nesle yapılacak hizmetin en faziletlisi ise; onları gerçek sevginin ve saygının kaynağı Âlemlerin Rabbi ve Kutlu Elçisi ile tanıştırmaktır.