İslâm’ı Anlatmanın En Güzel Yolu: Yaşayarak Tebliğ

Bir mümin, önce kendi kalbini ve ahlâkını inşa etmeli, ardından yaşantısıyla İslâm’ı temsil ederek tebliğ gayreti içinde olmalıdır. Hz. Ömer’den sahâbe-i kirâma, Târık bin Ziyâd’dan Yavuz Sultan Selim’e uzanan örnekler, hidayet için dertlenmenin ve toplumun hâlinden kendisini mesul görmenin mümin için taşıdığı önemi ortaya koyuyor. Osman Nuri Topbaş Hocaefendi anlatıyor.

Tebliğ gayreti. Kur'an-ı Kerim'de 11 yerde emri bil maruf nehy-i anil münker geçiyor (Âl-i İmrân, 104). Bir mümin kendisini inşa edecek. Kalbi seviye kazanacak. Ruhaniyeti artacak. O şekilde tebliğ edecek, İslam'ı tebliğ edecek. Hatta bu tebliğde Hazreti Ömer, "Sükûtunuzda halkın davetçileri olun." buyurdu kendileri. "Ya halife!" dediler, "Sükûtla nasıl davet edilir?" "Ahlakınızla." buyurdu. Onun için Osmanlı, fethettiği yerlere, bilhassa Kosova olsun, Bosna olsun Anadolu'nun temiz halkını götürdü oraya. Onların temiz halkının o ahlakıyla o halkın, Boşnakların çoğu, Arnavutların %90'ı Müslüman oldu. Demek ki bir Müslüman yaşayıp yaşatacak. Cenabı Hak ayette, "Siz insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten menedersiniz." (Âl-i İmrân, 110) ve "Allah'ın şahitlerisiniz." (Hac, 78) buyurur. Allah'ın dinini temsil edersiniz. Peygamber de şahit olsun buyurur. Demek ki her anında, "Resulullah benim yanımda olsaydı ticari hayatta, evlat yetiştirmede, ev hayatında ben acaba nasıl hareket ederim?" bunun bir tefekküründe olacak. 

Hz. Ömer halifeyken geceleri Medine sokaklarında dolaşırdı. "Hayatta olursam inşallah halkın içine bir sene daha olacağım." dedi. "Biliyorum ki insanların bana ulaşamayan ihtiyaçları var. Valiler o ihtiyaçları bana bildirmiyorlar. Kendileri bana ulaşamıyorlar. Allah bana ömür versin." dedi. "Şam'a gideceğim iki ay orada kalacağım, Cezire'ye gideceğim iki ay orada kalacağım, Mısır'a gideceğim iki ay, Bahreyn'e gideceğim böyle, Kûfe'ye gideceğim böyle, Basra'ya gideceğim öyle. Vallahi," dedi, "o senem de güzel bir sene olacak benim." Velhasıl demek ki bir Müslüman kendisini dünyanın akışından mesul görecek, toplumun akışından kendisini mesul görecek. Cenabı Hak Tevbe Suresi 100. ayetinde muhacirler, ensar yani Medineliler, o zaman onlara tabi olan ihsan sahipleri oluyor. Demek ki ölçüyü biz oradan almış olacağız, toplumdan değil. Bunun zıttına dünyanın süsüne, gösterişine, rahatına aldanıp da Allah'ı tahsil gayretinden geri kalan ikaz edildi. Bakara Suresi'nin 195. ayetinde kendi eliyle kendisini tehlikeye atanlar buyuruluyor. Bunun için Ashab-ı kiram son nefesine kadar imanın bedelini ödeme gayreti içinde oldular. 

Ömer bin Abdülaziz zamanında İspanya'ya çıkan Tarık bin Ziyad 7.000 kişiyle 95.000 kişilik İspanya ordusunu bertaraf etti. Ukbe bin Nâfi ta Atlantik'e kadar gitti. "Ya Rabbi!" dedi, "Önüme koca deniz çıktı. Sen dileseydin yoluna cihat eder, önümdeki beldelerde ilerlemeye devam ederdim. Fakat önümde koca bir Akdeniz'le karşılaştım." dedi. Yavuz Sultan Selim Han Mısır'dan dönerken, o zaman İspanya'daki Müslümanları sordu. Gönül ister ki Afrika'nın kuzeyinden Cebelitarık'a kadar gitsem, Cebelitarık'tan İspanya'ya geçsem, oradan Anadolu'ya geçsem dedi. Hep bunlar bir Müslümanın hidayet ufku. Hidayet için bir Müslümanın dertlenmesi icap ediyor. Toprakları kanla sulamak değil, gönülleri fethetmektir. Mesela Yavuz Sultan Selim, İbn-i Kemal Paşa ile beraber giderken İbn-i Kemal Paşa'nın atı ürktü. Atın ayağından çıkan çamur Yavuz'u boyadı. Şeyhülislam utandı. "Yok," dedi Yavuz, "Ulemanın atının ayağından çıkan çamur bizim için şereftir." dedi. "Benim tabutumun üstüne bu çamurlu olan kaftanı örtün." buyurdu.

İslam ve İhsan

TEBLİĞ NEDİR? TEBLİĞ İLE İLGİLİ HADİSLER

Tebliğ Nedir? Tebliğ İle İlgili Hadisler

PEYGAMBER EFENDİMİZİN TEBLİĞ VE DAVET VASITALARI

Peygamber Efendimizin Tebliğ ve Davet Vasıtaları

TEBLİĞ ETMENİN ÖNEMİ NEDİR?

Tebliğ Etmenin Önemi Nedir?

TEBLİĞ VAZİFESİNİN ÖNEMİ VE FAZİLETİ

Tebliğ Vazifesinin Önemi ve Fazileti

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle